| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 98 |
| Tarih: | 03.06.2026 |
EMEL GÖZÜKARA DURMAZ (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 5 Haziran Dünya Çevre Günü ve Türkiye Çevre Haftası vesilesiyle gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Gazi Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Çevreyi korumanın hepimizin ortak sorumluluğu olduğunu hatırlatan bu anlamlı hafta, aynı zamanda doğal kaynaklarımızı koruma, çevre bilincini yaygınlaştırma ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma kararlılığımızı göstermektedir. İklim değişikliği, kuraklık, orman yangınları, biyoçeşitlilik kaybı ve çevre kirliliği artık sadece uzmanların tartıştığı başlıklar olmaktan çıkmış; ülkelerin kalkınmasını, ekonomilerini, toplumların geleceğini doğrudan etkileyen küresel bir gerçeklik hâline gelmiştir. Dolayısıyla, mesele artık yalnızca çevreyi korumak değil insanı, doğayı, ekonomiyi ve geleceğimizi birlikte koruyabilmektir. Bu nedenle, çevre meselesine yalnızca teknik bir başlık olarak değil medeniyetimizin, kalkınma vizyonumuzun ve gelecek tasavvurumuzun ayrılmaz bir parçası olarak bakıyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ifade ettiği gibi, biz çevreye düşman bir kalkınma anlayışını asla benimsemedik çünkü bizim medeniyetimizde çevreye saygı, doğaya merhamet esastır." Bu söz Türkiye'nin çevreye bakışını özetleyen güçlü bir duruşun ifadesidir. Bizim anlayışımız, toprağı yok saymayan, suyu koruyan, yeşili geleceğin teminatı olarak gören bir anlayıştır çünkü bizim ecdadımız, ağacı kesmeden cami yapan, göç eden kuşlar için vakıf kuran, suyu yalnızca bir ihtiyaç değil, bir emanet bilen bir anlayışın taşıyıcısıdır ve bugün bizler bu köklü mirası bugünün diliyle yeniden inşa ediyoruz, kalkınma ile çevre arasında bir tercih değil, bir denge kuruyoruz.
Sayın milletvekilleri, bir çevre mühendisi ve bir milletvekili olarak şuna yürekten inanıyorum: Çevre sorunlarıyla mücadele yalnızca teknik raporlardan, hesaplamalardan ve sınır değerlerden ibaret değildir; asıl ihtiyaç duyduğumuz şey üretimden tüketime, şehirleşmeden günlük hayatımıza kadar uzanan güçlü bir dönüşüm anlayışıdır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde AK PARTİ olarak çevreyi kalkınmanın karşısında değil, merkezinde gören bu anlayışla çalışmalarımızı sürdürmeye devam ediyoruz.
Bu yıl çevre diplomasisi açısından da tarihî bir döneme tanıklık ediyoruz. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31'inci Taraflar Konferansı olan COP31'e ülkemizin ev sahipliği yapacak olması Türkiye'nin küresel iklim diplomasisindeki yükselen rolünün açık bir göstergesidir. Yaklaşık 200 ülkenin devlet başkanlarını, bakanlarını, bilim insanlarını, iş dünyasını ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirecek olan bu önemli organizasyon ülkemizin çevre ve iklim politikalarındaki konumunu uluslararası alanda daha da güçlendirecektir.
Türkiye'nin çevre alanındaki en önemli başarı hikâyelerinden biri de hiç şüphesiz sıfır atık hareketidir. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendinin himayelerinde başlatılan bu hareket kısa sürede ulusal bir çevre seferberliğine, ardından da küresel ölçekte örnek gösterilen bir başarı modeline dönüşmüştür. Sıfır Atık Projesi yalnızca bir geri dönüşüm projesi değil, israfı reddeden, kaynakları koruyan ve doğayla uyumlu yaşamayı esas alan güçlü bir yaşam kültürüdür. Nitekim, 30 Martın Birleşmiş Milletler tarafından Uluslararası Sıfır Artık Günü ilan edilmesi de ülkemizin bu alandaki öncü rolünün uluslararası düzeyde tescilidir.
Sayın milletvekilleri, bugün COP31'e ev sahipliği yaparak Türkiye'nin iklim diplomasisindeki güçlü konumunu daha da pekiştiriyoruz. İklim Kanunu'yla gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzu ortaya koyuyor, "sıfır atık" hareketiyle çevre bilincini hayatın doğal bir parçası hâline getiriyoruz. Yenilenebilir enerji alanındaki dev yatırımlarımızla kurulu güç kapasitemizi ve alternatif temiz enerji kaynaklarını her geçen gün artırıyoruz. Orman varlığımızı artırıyor, şehirlerimizi daha dirençli hâle getiriyor, su kaynaklarımızı ve topraklarımızı korumak için önemli adımlar atıyoruz. Daha yaşanabilir, daha güçlü ve daha sürdürülebilir bir Türkiye hedefiyle çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Türkiye Yüzyılı'nı yeşilin korunduğu, mavinin yaşatıldığı, doğal kaynakların israf edilmediği, çevreyle uyumlu kalkınmanın hâkim olduğu bir yüzyıl yapmakta kararlıyız.
Bu duygu ve düşüncelerle, 5 Haziran Dünya Çevre Günü'nün ve Türkiye Çevre Haftası'nın ülkemize, milletimize ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini diliyor, Gazi Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)