GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:98
Tarih:03.06.2026

KAYIHAN PALA (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sağlıkta şiddet bugün sağlık sisteminin en önemli sorunlarından biri olarak karşımızdadır. Sağlık Bakanlığının son verilerine göre her gün Türkiye'de cumartesi-pazar, bayram fark etmeksizin 50 beyaz kod kayıtlara geçmektedir. Beyaz kodu bilmeyenler için söyleyelim: Beyaz kod Türkiye'de sağlık kuruluşlarında sağlık çalışanlarına yönelik bir şiddet söz konusu olduğunda verilen güvenlik alarmıdır. Şimdi, her gün 50 beyaz kod başvurusunun olduğu, bunlardan 8'inin de fiziksel şiddet için başvurulduğu bilindiği bir sağlık ortamından söz ediyoruz. Bakın, buradan bir kez daha söyleme ihtiyacı duyuyorum: Bu 8 fiziksel şiddet başvurusundan herhangi birinin önümüzdeki günlerde meslektaşlarımızı yaralaması hatta ölümüne yol açması söz konusu olabilir. Bugüne kadar çok sayıda doktoru, çok sayıda meslektaşımızı kaybettik, hepsinin anıları önünde saygıyla eğiliyorum. Ayrıca, Türk Tabipleri Birliği tarafından araştırmalara bakacak olursak Türkiye'deki her 10 hekimden 8'inin meslek yaşamı boyunca şiddetle karşılaştığı ve şiddet vakalarının yalnızca üçte 1'inin beyaz kod verilerek kayıtlara girdiği anlaşılıyor.

Şimdi, böylesine ciddi bir sorun toplumda tartışılırken artık tıp fakültesi öğrencileri arasında yapılan araştırmalarda bile sağlıkta şiddetin en önde gelen nedeninin ülkenin sağlık politikası olduğu söyleniyor. Neden böyle? Çünkü ülkemizdeki sağlık çalışanları nüfus başına düşen en düşük sayıyla, bütçeden sağlığa ayrılan en düşük payla ve maalesef Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından yürütülen, kışkırtılan sağlık talebi yüzünden hekime başvurunun en yüksek olduğu bir sağlık sisteminde özveriyle hizmet sunmaya çalışıyorlar. Bu sağlık sisteminin adı Sağlıkta Dönüşüm Programı'dır ve ticarileştirmeye odaklanmış bir program olduğu bugün artık herkes tarafından kabul edilmektedir. Üstelik, bu ticarileşmeye odaklanmış sağlık programının olumsuz etkisi yalnızca sağlıkta şiddetteki artışla sınırlı değildir, yeni doğan çetesi örneğinde de gördüğümüz gibi, aslında hasta güvenliğini yakından tehdit eden, bebeklerin bile ölümüne yol açabilen bir durumla karşı karşıyayız. Şiddet öylesine sıkıntılı bir duruma gelmiştir ki değerli milletvekilleri, bugün, meslektaşlarımızdan bazıları mesleğini bırakmayı, bazıları da mesleğini yurt dışında yapmayı tercih etmek durumundadır. O yüzden, mutlaka bu alanda bir şeyler söylemek lazım. Bakın, elimde Meclis araştırma komisyonunun 2013 yılı raporu var. Bu raporun başlangıcında "sağlık çalışanlarına yönelik artan şiddet" diye bir kavramdan söz ediliyor, yıl 2013. O dönemde arttığı bütün milletvekilleri tarafından kabul edilmiş, oy birliğiyle hazırlanmış bir rapordan söz ediyorum. Ancak ben size 2013'te vaka sayısını söyleyeyim: Beyaz kod sayısı 10.715. Peki, bugün ne kadar biliyor musunuz? Bu verilerin tamamı Sağlık Bakanlığı verileri, 20 bine dayanmış durumda. 2013'te "Artan şiddet vakaları" derken şimdi 20 bine doğru giden ve her gün 8 tane fiziksel şiddetin kayıtlara geçtiği bir ortamdan söz ediyoruz. Bu raporda bütün milletvekillerinin ortak imzasıyla, herhangi bir karşı oy olmaksızın 66 tane öneri sunulmuş, on üç yıl önce. Bu 66 önerinin kaçı hayata geçmiştir? diye iki bakana da sordum, Fahrettin Koca'ya da Kemal Memişoğlu'na da, ikisinden de yanıt yok. Buradan tekrar soralım: Buradaki önerilerin hayata geçmiş olup olmamasına ilişkin bir yanıt vermekten neden kaçınıyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar) Çünkü maalesef meslektaşlarımız hayatlarını kaybediyor. Ve buradaki birinci öneri diyor ki: "Yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç var." Bakın, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bir kanun teklifi verdik, Mecliste bekletiyorsunuz ama bu arada şiddet sarmalı olanca hızıyla büyüyerek maalesef devam ediyor.

17 Nisan, Türk Tabipleri Birliği tarafından, 2012 yılında maalesef hayatını kaybeden meslektaşımız Ersin Arslan'ın anısına Türkiye'de "Sağlıkta Şiddete Karşı Mücadele Günü" olarak anılıyor. Buradan soruyorum sayın milletvekilleri: Dünyada böyle bir günü anmak üzere başka bir ülkede bir ihtiyaç duyulmuş mu? Bizim ülkemizde maalesef "Sağlıkta Şiddete Karşı Mücadele Günü" diye bir günümüz var, bu utanç, aslında buna karşı koymayan herkesin utancıdır, bunu burada söylemek zorundayım. (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

KAYIHAN PALA (Devamla) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Şimdi, Sağlık Bakanlığı tarafından benimsenen politikaların sağlıkta şiddeti azaltmadığı, hatta zaman içerisinde artırdığı ortadadır. "O zaman ne yapmalı?" sorusuna yanıt vermemiz gerekir. İlk önce sağlıkta şiddet ayrı bir suç olarak tanımlanmalı ve cezaların caydırıcılığı artırılmalıdır. Bu, ticarete odaklanmış sistemden bir an önce vazgeçilmelidir. Koruyucu sağlık hizmetleri güçlendirilmeli ve mutlaka hastanelerdeki yığılmanın önüne geçilmelidir. Acil servisler şiddetin en fazla görüldüğü yerlerdir, bu nedenle acil servislerin yalnızca acil hastalara hizmet sunacağı biçimde düzenlenmesi sağlanmalıdır. Ayrıca, sağlık kuruluşlarına silahla girilmesinin önüne mutlaka geçilmelidir. Sağlık, ticareti yapılan bir meta olmaktan derhâl uzaklaştırılmalıdır. Soruyorum: Bu şiddeti ortadan kaldırmak için daha kaç meslektaşımızın ölmesini bekliyoruz?

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)