GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:97
Tarih:02.06.2026

HAKAN ŞEREF OLGUN (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bayramda hem memleketim hem de seçim bölgem olan Afyonkarahisar'da halkla bir araya geldim ve vatandaşın yakarışlarını dinledim. Çiftçi perişan, esnaf borç içinde, genç umutsuz, sanayi çaresizdir. Afyonkarahisar bugün siyasi iktidarın ihmaliyle yalnız bırakılmıştır. Bu şehir yıllardır oy veriyor ama hizmet alamıyor.

Toprak Mahsulleri Ofisi arpa ve buğday fiyatlarını sessiz sedasız açıkladı. Eğer açıklanan rakamlar çiftçinin lehine olsaydı bunu davulla zurnayla açıkladınız. Geçen yıl kilosu 13,5 lira olan buğday bugün 16,5 lira, arpa ise 11 liradan 12,75 liraya çıkmış; artış oranı sadece yüzde 22. Mazot, gübre, ilaç, sulama ve elektrik maliyetleri yüzde 70-80 atarken çiftçiye reva görülen artış yüzde 22 olmuştur. Üstelik Toprak Mahsulleri Ofisi o düşük fiyatlardan bile yeterince alım yapmıyor, çiftçiyi tüccarın eline bırakıyor. Tüccar ise daha da düşük fiyat veriyor, çiftçi her şartta zarar ediyor. Ha gayret, çiftçiyi tamamen bitirmeye az kaldı.

Sandıklı ilçemizde yaşanan dolu felaketi ise çiftçimizin son umudunu da vurmuştur. Bir yıllık emek birkaç dakikada yok olmuştur. Tarlalar zarar görmüş, ürünler telef olmuş, insanlar çaresizlik içinde bırakılmıştır. Buradan açık çağrıda bulunuyorum: Sandıklı, derhâl afet bölgesi ilan edilmelidir. Çiftçinin kredi borçları ertelenmeli, zararları eksiksiz karşılanmalıdır. Afyonkarahisar'da BAĞ-KUR borcu, sigorta borcu olmayan esnaf neredeyse kalmamış. İnsanlar bu yüzden kredi çekemiyor, emekli olamıyor. Ekonomi durma noktasına gelmiş, sıcak para akışı durmuş, piyasa kilitlenmiş. Gençlerin yaklaşık yüzde 30'u ya işsiz ya da kayıt dışı çalışıyor. Sanayi durmuş vaziyette, yoksulluk ve işsizlik had safhaya ulaşmış. Afyon'da elektrik dağıtım sistemi çökmenin eşiğine gelmiş. Plansız ve sık elektrik kesintileri hem üreticiyi hem vatandaşı mağdur etmektedir. Sanayi tesisleri zarar görmekte, makineler durmakta, üretip aksamakta, vatandaş karanlığa mahkûm edilmektedir. Hızlı tren projesi ise artık tam anlamıyla bir yılan hikâyesine dönmüş. Karınca hızıyla ilerleyen projede müteahhide hak edişleri ödenmediğinden hem şantiyede çalışan emekçiler hem de şantiyeye malzeme veren esnaf mağdur edilmiştir.

Dinar yolunda meydana gelen heyelan nedeniyle yollar zarar görmüş, ulaşım güvenliği tehlikeye girmiştir. Vatandaş hizmet beklerken ihmalkârlığın bedelini ödemektedir.

Sağlık sistemi çökmüş durumdadır, vatandaş hastaneden randevu alamıyor; doktor eksikliği, yoğunluk ve plansızlık nedeniyle vatandaş sağlık hizmetine ulaşamıyor.

Bir başka büyük skandal da lojistik merkezi meselesi. Milli Emlaktan posta lojistik merkezi yapılması amacıyla 180 bin metrekare arazi tahsis edilmiş, ardından proje iptal edilip bu arazi yaklaşık 60 milyon liraya İstanbul merkezli bir şirkete satılmıştır.

Soruyorum: Bu lojistik merkezi neden iptal edilmiştir? Bu arazi kimlere, hangi gerekçeyle satılmıştır? Rayiç bedelin çok altında olduğu konuşulan bu satışın arkasında kimler vardır? Ayrıca, mevcut PTT İşletme Merkezi neden satışa çıkarılmıştır? Neden kiralık bina aranmıştır?

Afyonkarahisar'ın başka feryatları da vardır. Sultandağı yıllardır toprak mahsulleri ofisi istemektedir. Üretici ürününü değerinde satmak istiyor ama sesini duyan yok.

Yakasinek bölgesi sulama alanlarının genişletilmesini bekliyor.

Eber Gölü yağışlar sayesinde geçici olarak can çekişmekten kurtuldu ancak kurak geçmesi beklenen yazın sonunda akıbetinin ne olacağı meçhul. Vatandaş balık popülasyonunun yeniden artması için balık yumurtası desteği talep ediyor.

Afyonkarahisar sahipsiz değildir, bu millet günü geldiğinde hesabı hem sandıkta hem vicdanda soracaktır.

Bir diğer konu, İstanbul Bilgi Üniversitesinde yaşanan tablo ise tek adam rejiminin ve bu ülkenin nasıl yönetilemediğinin açık bir göstergesidir. Bir üniversite dört gün içinde bir imzayla kapatılıp yine bir imzayla açılmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

HAKAN ŞEREF OLGUN (Devamla) - Final sınavları zamanı 22 bin öğrencinin geleceğiyle, akademisyenlerin emeğiyle, ailelerin umutlarıyla oynuyorsunuz. Dönem sonunda bu yaptığınız yüzünden mağdur olan o gençlerin hakkını nasıl ödeyeceksiniz? Eğitimde güveni yok ettiniz, hukuk devletini zedelediniz diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)