| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 96 |
| Tarih: | 20.05.2026 |
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz teklifin 10'uncu maddesiyle bir kez daha "varlık barışı" adı altında yeni bir düzenleme geliyor. Düzenlemeye göre yurt içinde veya yurt dışında bulunan ve kayıt dışı bırakılmış varlıklar 31 Temmuz 2027 tarihine kadar banka ve aracı kurumlara bildirilerek sisteme sokulabilecek, üstelik bu varlıklar yüzde 0 ila yüzde 5 arasında son derece düşük oranlarla vergilendirilecek ve bunlara ilişkin hiçbir vergi incelemesi yapılmayacak. Buradaki altı çizilmesi gereken şey, vergi incelemesinin olmayacak olmasıdır.
Bakınız, burada artık çok ciddi bir devlet ve millî güvenlik meselesiyle karşı karşıyayız çünkü siz bir ülkeye "Kaynağını sormam, inceleme yapmam, sadece getir yeter." mesajı verirseniz sadece vergi kaçıranlara değil kara para sahiplerine, organize suç yapılarına ve terör finansmanı riski taşıyan yapılara da alan açmış olursunuz. Bunu kabul etmiyorsunuz ama o zaman hedef kitleniz kim, bu kanunla ne kadar sermayeyi çekmeyi hedefliyorsunuz, gelen sermayeyle ne yapmayı planlıyorsunuz gibi sorulara neden hiç cevap verilmiyor? Neden etki analizinde bunlarla ilgili hiçbir emare yok bunu da gerçekten merak ediyoruz ve izahını bekliyoruz. Bundan daha önce çıkan Varlık Barışı Kanunu'nda Sayın Genel Başkanımız Müsavat Dervişoğlu da 2 adet soru önergesi vermiştir ama yine karşılığında tatmin edici bir cevap alamamıştır.
Ayrıca, merak ediyoruz, bu düzenleme hazırlanırken acaba MASAK'ın görüşü alınmış mıdır? Terörizmin finansmanı açısından bir risk analizi yapılmış mıdır? PKK terör örgütünün Avrupa'daki uyuşturucu, kaçakçılık ve kara para ağlarından elde ettiği mal varlıklarının bu sistem üzerinden Türkiye'ye sokulmayacağının herhangi bir garantisi var mıdır? Çünkü bugün Avrupa raporlarında da yer aldığı üzere PKK'nın uyuşturucu ticareti, insan kaçakçılığı, haraç ve kara para faaliyetlerinden milyarlarca avroluk finans ağı oluşturduğu bilinmektedir. Şimdi "Siz inceleme yok." diyerek bu yapılar için gri alan açmış olmuyor musunuz? Bir hukuk devletinde devletin görevi paranın kaynağını araştırmak olmalıdır ama siz burada tam tersini yapıyorsunuz "Kaynağı hiçbir şekilde sormayacağım." diyorsunuz. Bu, sadece ekonomik değil aynı zamanda millî güvenlik açısından da kabul edilemez bir zafiyettir. Türkiye'nin kayıt dışı ekonomi oranı hâlâ OECD ortalamalarının çok üzerindedir. Vergi tahsilatının yaklaşık yüzde 65'i dolaylı vergilerden oluşmaktadır yani yük hâlâ vatandaşın, işçinin, memurun, emeklinin sırtındadır. Bugün markete giren herkes KDV ödemektedir, akaryakıt alan herkes ÖTV ödemektedir, maaşlı çalışan daha ücretini almadan gelir vergisi ödemektedir ama kaynağı belirsiz servetlere gelince devlet diyor ki: "Ben sizden hiç vergi almayacağım." Bakınız, bu bir vergi politikası değildir, bu, maalesef, vergi sisteminin çöküş ilanıdır. Daha vahimi şudur: Siz dürüst mükellefe sürekli yük bindirirken kayıt dışılığı ödüllendirirseniz toplumda vergi ahlakını da tamamen yok etmiş olursunuz. Bugün milyonlarca insanın zihnine şu düşünce yerleşmiştir: "Vergimi neden düzgün ödeyeyim, nasıl olsa yine af çıkacak." İşte, devlet ciddiyeti de tam burada aşınmaktadır. Biz ne dedik? Vergisini düzenli ödeyen vatandaş ödüllendirilsin dedik, yüzde 5'lik vergi indirimi yüzde 25'e çıkarılsın dedik, gelir vergisi dilimleri enflasyon karşısında ezilen çalışanı koruyacak şekilde ivedilikle güncellensin dedik, kısa çalışma ödeneği genişletilsin, işletmeler ve çalışanlar desteklensin dedik ama bunların tamamı Plan ve Bütçe Komisyonunda iktidar vekilleri tarafından reddedildi çünkü iktidar üretim ekonomisini değil, günlük kurtaran sıcak para düzenini tercih ediyor. Türkiye'nin ihtiyacı, kara paraya göz kırpan düzenlemeler değil, güçlü hukuk devletidir. Türkiye'nin ihtiyacı, kaynağı belirsiz servetleri aklayan mekanizmalar değil, şeffaf ve adil bir vergi sistemidir. Biz İYİ Parti olarak vergi adaletini zedeleyen, kayıt dışılığı teşvik eden ve millî güvenlik açısından ciddi soru işaretleri doğuran bu düzenlemeye karşı olduğumuzu bir kez daha ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)