GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:96
Tarih:20.05.2026

KEZBAN KONUKÇU (İstanbul) - Sevgili arkadaşlar, hepimizin bildiği gibi on sekiz yıl içinde 8 tane varlık barışı düzenlemesi çıkmış, bu dokuzuncusu yani iktidara bir türlü bu düzenlemeler yetmemiş. Aslında buna "kara para ve örtülü affa güvenli çıkış düzenlemesi" demek daha doğru olur diye düşünüyorum. Bu düzenlemeyle, yurt dışından getirilen ve/veya kaynağı belirsiz varlıklar yüzde 0 ile yüzde 5 arasında sembolik bir vergiyle sisteme sokulacak. Bu düzenlemeyle vergisini düzenli ödeyenler cezalandırılıyor, kara para aklamaya zemin hazırlanıyor. Halkın sırtındaki vergi yükü büyürken devlet devasa bir vergi gelirinden sermaye lehine vazgeçiyor. Bu düzenleme, "üretimi destekleme" adı altında sunulan ancak özünde, halktan toplanan vergilerle sermaye gruplarını fonlayan, küçük çiftçiyi ve KOBİ'leri dışlayan, gelir adaletsizliğini derinleştiren bir holdingleri koruma ve kayırma hamlesidir.

Bizler her fırsatta vergide adalet derken iktidar, yoksul halktan topladığı KDV ve ÖTV'yle devasa kârlar elde eden holdingleri ödüllendiriyor. Emekçilerin geliri daha cebine girmeden yüzde 15'ten yüzde 40'a varan oranlarla vergilenirken Türkiye'de toplanan vergilerin yüzde 65'e yakını dolaylı vergilerden oluşurken milyarlık holdinglerin vergi oranını yüzde 12,5'a düşürmek açık bir emek düşmanlığıdır; bu, tamamen sınıfsal bir tercihtir. Bu, halkın ekmeğinin patronlara peşkeş çekilmesidir. Düzenlemede "zirai üretim" denilerek güya tarım destekleniyormuş gibi gösterilmeye çalışılıyor oysa Türkiye'nin dört bir yanında tarlasını ekemeyen, mazot ve gübre fiyatları altında ezilen, traktörüne haciz konulan küçük köylünün hiçbiri kurum yani şirket statüsünde değildir. Bu vergi indirimi toprağı, suyu ve doğayı metalaştıran, endüstriyel tarım yapan, tarımsal kapitalist holdinglere ve tarım tekellerine yarayacaktır. Gerçek çiftçi haciz kıskacındayken tarım şirketlerinin vergisini sıfırlamaya yaklaşmak tarımda sömürüyü ve tekelleşmeyi büyütecektir? Bunun bir diğer sonucu da gıda enflasyonunun ve dolayısıyla yoksulluğun, açlığın daha da derinleşmesi anlamına gelecektir. Zaten dünya 3'üncüsüyüz gıda enflasyonunda, herhâlde bu düzenlemeden sonra 1'inci olma yolunda ilerleyeceğiz maalesef.

Şimdi, aynı zamanda, bu düzenlemeyle indirim için şart koşulan sanayi sicil belgesi bürokratik çarkların ve saraya yakınlığın bir ödülü hâline getirilmiştir. Zorlu koşullarda ayakta kalmaya çalışan, finansmana erişemeyen, güvencesiz bırakılan küçük esnaf ve yerel KOBİ'ler bu bürokratik barajları aşamadığı için kapsam dışı kalmaktadır. Bu düzenleme, pastanın aslan payını zaten devlet teşvikleriyle büyüyen yandaş ve muktedir sermaye gruplarına aktarmanın bir diğer yasal kılıfı olacaktır. Şirketlerden alınmayan bu yüzde 12,5'luk vergiler bütçede devasa delikler oluşturacaktır. Peki, bu açıklar nasıl kapatılacaktır? Herhâlde bunun için âlim olmamıza gerek yok. Bu vergi ekmeğe, süte, elektriğe, ulaşıma, zam olarak yani KDV ve ÖTV gibi adaletsiz dolaylı vergilerle doğrudan yoksul halkın sırtına yüklenecektir. Bu düzenleme "üretimi ve kalkınmayı teşvik" adı altında halkın karşısına çıkarılan ancak özünde patronları fonlayan ve emek sömürüsünü derinleştiren bir patrona muafiyet, halka sefalet paketidir. Saray rejimi her fırsatta yaptığı gibi işçiyi, emekçiyi, kadını ve ezilen halkları soyarken, yandaş holdingleri ve kapitalist blokları, kârını koruma altına almaktadır. Vergide adalet, holdinglerin vergisini düşürerek değil kâra göre artan oranlı vergilendirmeyle ve emekten alınan vergilerin azaltılmasıyla mümkündür ancak. Türkiye'de milyonlarca yurttaş asgari ücretle yaşam mücadelesi verirken, çiftçiler borç batağında üretimden çekilirken, küçük esnaf yüksek vergiler ve zamlarla ayakta kalmaya çalışırken büyük şirketlere vergi indirimi sağlanması açıkça patronlara kaynak transferidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KEZBAN KONUKÇU (Devamla) - Tamamlıyorum.

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

KEZBAN KONUKÇU (Devamla) - Ayrıca, üretim faaliyeti gerekçesiyle yapılan bu indirim, istihdam artırma ya da ücretleri iyileştirmek şartına bağlanmadığı için şirketlerin bu avantajı işçiye değil, doğrudan kendi kâr hanesine yazması kaçınılmazdır. İşçiler düşük ücret, güvencesiz çalışma ve sendikasızlaştırma politikalarıyla karşı karşıyayken patronlara vergi kıyağı sunmak açıkça patron yanlısı bir tercihtir. Biz bu ülkeyi, bu doğayı, bu bütçeyi var edenlerin yani işçilerin, kadınların, çiftçilerin yanındayız. Sermayeyi ve tekelleri gözeten bu neoliberal halk düşmanı vergi politikalarını reddediyoruz. Çözüm, holdinglerin vergisini düşürmek değil, artan oranlı servet vergisi getirmek, emekten alınan vergileri sıfırlamak ve bütçeyi halkın doğrudan ihtiyaçları için demokratikleştirmektir ve böyle bir düzen kurulana kadar, adil bir vergi düzeni kurulana kadar da mücadelemize devam edeceğiz. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)