| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 96 |
| Tarih: | 20.05.2026 |
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; iki bayram -bir bayram dün geçti, bir bayram da önümüzde olacak- biri millî bayramımız, biri dinî bayramımız. Milletler dinî ve millî bayramlarıyla temayüz ederler. 19 Mayıs 1919, Osmanlı yıkılmış, Sevr Anlaşması'na imza altmışız ve Osmanlı toprakları paylaşılmış, tamamen işgal edilmiş bir ortamda İstanbul'da bulunan Osmanlı'nın askerleri kendi aralarında yapmış oldukları istişareler sonucunda Samsun'a çıkmak, Samsun'dan Amasya'ya, Amasya'dan Erzurum'a ve Sivas'a, Sivas'tan Ankara'ya uzanan bir yolculuk yapmak üzere kararlaştırmışlardı. 19 Mayıs 1919, yıkılmakta olan, tamamen işgal edilmiş olan bir imparatorluğun hatta Avrupalıların deyimiyle tekrar, yeniden Orta Asya'ya gönderilmek istenenlere karşı direnenlerin savaşıydı, direnenlerin yürüyüşüydü. Mustafa Kemal de burada öncülük yapmıştı, Mustafa Kemal Atatürk, Kazım Karabekir, İsmet İnönü, Mareşal Fevzi Çakmak, Rauf Orbay gibi insanlar öncülük yaptılar. O dönem içerisinde bütün bu Millî Kurtuluş Savaşı'mızı, daha doğrusu İstiklal Savaşı'mızı, millî mücadeleyi organize eden herkese rahmet diliyorum ve Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'mız kutlu olsun, nice bayramlara beraberce özgür Türkiye'de yaşamak temennisiyle.
Kurban Bayramı, dinî bayramımız. 2 dinî bayramımız var: Ramazan ayı bayramı ve de Kurban Bayramı. Ramazan Bayramı değil, ramazan ayı bayramı, daha önce "şükür bayramı" olarak geçiyordu, ardından da "Ramazan Bayramı" diyerek 1980 darbesinden sonra darbeciler böyle bir isim koymuşlardı, ramazan ayı bayramıdır.
Şimdi de Kurban Bayramı'mız geldi. Kurban Bayramı'mızda geçmişte verilen bin lira emeklilere bayram ikramiyesi olarak şimdi 4 bin lira olarak veriliyor, keşke bir asgari ücret olarak verilmiş olsaydı diyorum ama veremedi iktidar ve bir yandan "Aya 2 gidişli, 2 gelişli yol yapacağız." desek bu millet bize inanır diyenler, "Ekonomimiz pik yaptı." diyenlerin şimdi geldikleri hâlipürmelallini seyrettikçe de ah ediyoruz, vah ediyoruz.
Değerli milletvekilleri, Bodrumspor bir play-off maçı yaptı Çorumspor'la beraber, Çorumspor galip geldi, Bodrumspor yenildi ve Erokspor ile Çorumspor bir final maçı yapacaklar. Çorumspor'u tebrik ediyorum, Bodrumspor'a da başarılar diliyorum kendilerine ama yeni bir derbiye şahitlik yapacağız, bir yandan Muğlaspor amatör ligten 3. Lig'den 2. Lig'e, 2. Lig'den de 1. Lig'e çıktı ve Menaf Kıyanç adlı Kulüp Başkanı tarihte, hemen hemen spor tarihinde olmayacak bir şeye imza attı, üç yılda 3 şampiyonluk yaşadı ve buraya geldi. Yeni bir derbiye şahitlik yapacak Ege Bölgesi; nasıl ki Göztepe ile Altay. geçmişte, şimdi yapılan Samsunspor ile Trabzonspor veya İstanbul derbisi veya Karadeniz derbisi deniyorsa bir Muğla derbisi de olacak Muğlaspor ile de Bodrumspor 1. Lig'de derbi maçlar yapacaklar ve bu heyecanı Muğla yaşayacak. Ben inanıyorum ki onlar da Süper Lig'e çıkacaklardır.
İki tane trajedi yaşadık geçmişte. Bir; 18 Mayıs 1944'te Kırım Tatar Türkleri sürgüne gönderildi Stalin tarafından; 2,5 milyon kişi trenlerde havasız bırakıldılar, işkencelerle öldürdüler, Sibirya'ya gönderildiler ve aç biilaç şekilde, kimsesiz bir şekilde öldükleri gibi, kanun çıkarttı o zamanki Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği "Bu gönderilenlerin aileleri ve torunları bundan sonra bir daha Kırım'a dönemeyecekler." diyerek. Tek istisnası olmuştu biliyorsunuz, Cengiz Dağcı dönmüştü. Cengiz Dağcı, İngiltere'de öldükten sonra bir Hristiyan mezarlığına gömülmek istenirken Sayın Ahmet Davutoğlu'nun -o zaman görevdeyken- mücadelesiyle beraber -Rusya'yla görüşerek, Ukrayna'yla görüşerek- kendi doğduğu topraklara gömülmüştü, Gurzuf'a. O nedenle, Kırım Tatar Türklerinin yaşadıkları o trajediye bir kez de atıfta bulunuyorum. Dünyanın en fazla takibe uğrayan milletlerden bir tanesi Türklerdir ve Kırım'ın da Sovyetler tarafından, bugünkü Rusya tarafından işgal edilmesini kınıyorum. Bir an önce Ukrayna'nın tekrar yeniden egemenliğinin tahsis edilmesi ve onların da bağımsız, özerk bir şekilde yaşamalarını temenni ediyorum.
Diğer bir sürgün ise benim annemin dedelerinin yaşadığı 1864 Kafkas Çerkez sürgünü arkadaşlar ve 162'nci yıl dönümü. Bunlar tamamen Kafkaslardan temizlendiler -sığınabildikleri yere kadar- Balkanlar'a gittiler, Ürdün'e gittiler, Lübnan'a gittiler, Osmanlı'ya sığındılar ve gelirken de çok büyük trajediler yaşadılar, binler, on binler öldü. O günden beri hâlâ bu trajediyi yaşıyorlar ve bu dramları yaşatmak hepimizin görevi. O nedenle, bir daha insanlık soykırımlarının, dramlarının, trajedilerinin yaşanmamasını temenni ediyorum.
Küresel Sumud Filosu... Biliyorsunuz, 7 Ekim'de HAMAS'ın yapmış olduğu bir saldırı sonrasında vatanlarını korumak adına İsrail bir orantısız güç kullandı, o günden beri o saldırı devam etmektedir arkadaşlar. Bir yandan Lübnan işgal ediliyor, bir yandan Suriye işgal ediliyor, bir yandan Gazze işgal ediliyor ama bu saldırıların duruş sebebi İslam dünyasının duruşundan kaynaklanmadı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - İslam dünyasının liderleri de halkları da... Halkları çaresizdiler çünkü monarşiyle yönetiliyor çoğunluğu ve onların kalkıp özgürlük adına "Biz yürüyüş yapacağız, biz burada miting yapacağız, Filistin'in yanındayız." deme şansları yoktu ama Batı dünyasında 10 ülke Filistin'i tanıyınca ve aynı zamanda Batı dünyasının insan olan Hristiyanları, insan olan Musevileri, insan olan Müslümanları sokaklara çıkınca, bütün dünya ayaklanınca bu trajedi karşısında... 100 bine yakın insan öldürüldü, 150 bine yakın insan yaralandı, 110 bine yakın evler tamamen yıkıldı, yaşanmaz hâle getirildi; kadınlar, çocuklar öldürüldüler ve sakat kaldılar.
Şimdi, bu Küresel Sumud Filosu da başka bir farkındalık yarattı, üçüncü farkındalığı yarattı. Dünyanın her yerinden insanlar, aktivistler, çeşitli ırklara, milliyetlere mensup insanlar kalktılar, buralara geldiler. Ardından, savaş devam ederken bunları alıkoydu İsrail, şimdi ise orada bir Barış Kurulu kuruldu. Barış Kurulunda Türkiye de var. Ya, İsrail, sen niye karışıyorsun Gazze'ye yardım etmeye gidenlere? Sana ne? Seni ne ilgilendiriyor?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sen niçin kalkıp onlara müdahale ediyorsun? Ve deniz sularında, uluslararası deniz sularında müdahale ediyorsun çünkü sen 1967 yılından beri Birleşmiş Milletlerin hiçbir kararını dinlemeyen, eşkıya, faşist ve de aynı zamanda soykırımcı bir devletsin; sen katil bir devletsin, katliamcı bir devletsin ve sapık bir din inancının tezahürüsünüz sizler. Sumud Filosuyla ilgili de şimdi ben Türkiye Cumhuriyeti devletinin Hükûmetine sesleniyorum: Hani siz diyordunuz ya: "Biz onlara her türlü yardımı yapıyoruz. Filistin'e yardım yapıyoruz, Gazzelilere yardım yapıyoruz." Hadi gelin öyle kınamakla... Sayın Ömer Çelik'in "Efendim, şiddetle kınıyorum." Vallahi ben şeddeli kınıyorum o zaman. Ben muhalefetim, ben şeddeli kınıyorum, şeddeli kınıyorum, şeddeli kınıyorum ama kalkmış kınıyormuş. Niye kınıyorsun? Hadi gel! İsrail'le olan bütün anlaşmalarımızı; ekonomik anlaşmalarımızı, askerî anlaşmalarımızı, eğitim anlaşmalarımızı, kültürel anlaşmalarımızın tamamını iptal edin bakalım, göreyim sizi. İspanya'da bir şahıs çıkıyor Pedro Sanchez denilen bir başbakan ve diyor ki: "Burada bir katliam var."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Ve bu katliama karşı da bütün dünyada farkındalık yaratıyor. Ben buradan seslendim. Burada, bu Türkiye Büyük Millet Meclisinde Şimon Peres dinletildi, iktidar Şimon Peres'i bu kürsüde konuşturdu ve bizim ısrarlarımız üzerine buraya Mahmut Abbas geldi ama Haniyye getirilmedi. Haniyye İran'a gitti ve öldürüldü. Şimdi de ben diyorum ki: Gelin, bu Pedro Sanchez'i bu Meclise getirin ve konuşturalım ve Hükûmete de diyorum ki Nobel Barış Ödülü'ne de aday gösterin diyorum buradan ama siz bunu yapamazsınız, yapmanız da mümkün değildir çünkü niye yapamazsınız? Yapmanız için sizin onlara karşı bir minnet duygunuzun, bir diyet borcunuzun olmaması gerekiyor maalesef var.
Lamine Yamal... Bu şahıs şampiyon oldu. Barcelona dünyanın en önemli takımlarından bir tanesi. Oraya annesiyle, babasıyla ve kardeşiyle çıktıklarında bir bayrakla çıktı, Filistin bayrağıyla çıktı. Bu Filistin bayrağı dünyada tanınıyor, Birleşmiş Milletlerde de dalgalanıyor ama bir anda İsrail'in bu Siyonist hükûmeti ayağa kalktılar ve dediler ki...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Dokuzuncu dakika buyurun.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - "İki dakika söz vereyim." demiştiniz efendim. Son dakikam olsun, teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Dokuzu söyleyeyim şimdi...
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Lamine Yamal'a da teşekkür ediyorum. Lamine Yamal'la ilgili de gerekli işlemleri yapmamız lazım.
Ben buradan Anadolu Ajansının bir iki yüzlülüğüne atıfta bulunuyorum. Bu arada, çalışanları tenzih ederim ama bu Anadolu Ajansında... Şimdi, İYİ Partiden AK PARTİ'ye katılan bir milletvekili var, orada Genel Başkan Yardımcısı oldu; Kürşad Zorlu ve onun konuşmasını tam beş buçuk dakika verdi Anadolu Ajansı, tam beş buçuk dakika. Şimdi, CHP'li Grup Başkan Vekillerine soruyorum: Anadolu Ajansı beş buçuk dakika sizin konuşmalarınızı verdi mi? DEM PARTİ'li Grup Başkan Vekilleri veya İYİ Partili Grup Başkan Vekilleri, bizim Grup Başkan Vekillerimizi ne zaman verdiniz? E, veriyorsunuz, bir satır veriyorsunuz. Ardından da darılıyorsunuz; "Ya, niye böyle söylediniz?" Ya, kardeşim, Anadolu Ajansı millete ait, 86 milyona ait, Türkiye Cumhuriyeti devletine ait; hepimizin vermiş olduğu vergilerle ayakta duruyor. Siz niye bir partinin propagandasını yapıyorsunuz? Aynısını TRT de yapıyor. Ben Anadolu Ajansında çalışanları tenzih ederim. O nedenle, ben burada kınıyorum, takbih ediyorum.
Elektronik yüz tanıma...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Son dakika, buyurun.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Son dakika...
Efendim, önemli bir konu: Şimdi, Türkiye'de RAM var, biliyorsunuz. Bu nedir? Rehabilitasyon merkezleri. Burada engelli çocuklarımız, vatandaşlarımız rehabilite ediliyorlar. Bu rehabilitasyon merkezleri 3.343 özel eğitim kuruluşu, yaklaşık 60 bin personel görev yapmakta, 650 bine yakın da burada özel gereksinimli bireylerimizin tedavileri var. Peki, ne oluyor? Yüz tanıma getirdi Millî Eğitim Bakanlığı, yüz tanıma ve bu şirketler... Ben soru önergeleri verdim, genelgeçer cevaplar vermiş bana. 4 firma buraya ihale vermiş. Bu firmalar, bu şirketler bunlarla anlaşma yapmış ama bu anlaşmalarda 3 şirketle anlaşma yaparsanız hemen kilitleniyor sistem, göstermiyor; çok az kişi oralarda üye olabiliyor, oraya girebiliyor, ihaleyi alabiliyor ama bir şirket var, hepsini alıyor ve geliri ne kadar, biliyor musunuz, kâr marjı? 2-2,5 milyar civarında bir para.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Ya, Millî Eğitim Bakanı sana sesleniyorum: Ya, dolanmanıza gerek yok ki söyleyin, çıkın, açık ve net olarak "Bu şirketler buralarla anlaşma yapamazlar, sadece biriyle anlaşma yapar." deyin. O nedenle bu konu araştırılacak, soru önergesi bir daha veriyorum.
Sayın Başkanım, kusura bakmayın, çok teşekkür ederim efendim, sağ olun.