GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:95
Tarih:14.05.2026

MEHMET MUSTAFA GÜRBAN (Gaziantep) - Değerli milletvekilleri, görüşülmekte olan kanun teklifinin 3'üncü maddesi üzerine söz almış bulunuyorum.

Teklifte, teknogirişim şirketlerinde çalışan personele verilen pay senetlerine yönelik vergi istisnası düzenleniyor. İlk bakışta teknoloji girişimlerini destekleyen, nitelikli personelin şirketlerde kalmasını amaçlayan modern bir yaklaşım gibi gözüküyor. Esasında, dünyada da özellikle teknoloji ve yazılım ekosistemlerinde hisse opsiyonları yaygın olarak kullanılan bir yöntemdir çünkü yeni kurulan girişim şirketleri yüksek maaş vermekte zorlanıyor, çalışanını şirkete ortak ederek hem aidiyet duygusu oluşturuyor hem de beyin göçünü engelliyor. Bu yönüyle bakıldığında amaç doğrudur ancak mesele sadece niyet değil, uygulamanın nasıl kurgulandığıdır.

Değerli milletvekilleri, bu maddede ciddi belirsizlikler ve büyük riskler bulunmaktadır. Düzenlemenin en problemli noktası şurası: Halka açık olmayan, borsada işlem görmeyen teknogirişim şirketlerinde hisse değerleri nasıl belirlenecektir? Burada çok kritik bir soru var: Bir teknoloji girişiminin gerçek piyasa değerini kim, neye göre hesaplayacak? Ortada bir borsa değeri yok, oluşmuş bir piyasa yok, standart bir kriter yok. Buna rağmen "rayiç değer" deniliyor ama rayiç değerin nasıl belirleneceğine ilişkin somut ve objektif bir sistem ortaya konulmuyor. Şöyle düşünelim: Gaziantep'te küçük bir yazılım şirketi kurmuş genç girişimciler var. Yanında çalışan mühendisine küçük bir hisse payı vermek istiyor ama ne yapacak? Her seferinde yüksek maliyetli değerleme raporları mı hazırlatacak? Zaten ayakta kalmaya çalışan girişim şirketlerine bir de bürokratik yük bindiriyoruz. Buradan açık ve net olarak söylüyorum, belirsizlik yatırımın da girişimciliğin de en büyük düşmanıdır. Vergi sistemi öngörülebilir olmazsa teşvik diye sunduğumuz mekanizma cezaya dönüşür.

Değerli milletvekilleri, bir başka problem ise sorumluluğun paylaşımıdır. Teklifte deniliyor ki "Çalışan, hisselerini belirlenen süre dolmadan satarsa zamanında alınmayan vergiler gecikme faiziyle birlikte işverenden tahsil edilecek." Bakın, bu yaklaşım hukukun temel mantığıyla çelişiyor. Satış kararını veren çalışan, kazancı elde eden çalışan ama mali sorumluluğu taşıyan işveren. Böyle bir sistem olur mu? Burada işverene açıkça öngörülemez bir vergi riski yüklenmektedir. Şimdi soruyorum, çalışanın bireysel tasarrufundan kaynaklanan bir yükümlülüğün faturasını niçin işverene kesiyoruz? Bu durumda, teknogirişim şirketlerinin ne yapacağını biliyor musunuz? "Başımıza iş almayalım." diyerek hisse opsiyonu sisteminden tamamen uzak duracaklar yani desteklemek istediğimiz mekanizmayı kendi elinizle işlevsiz hâle getireceksiniz.

Değerli milletvekilleri, ülkemizin teknoloji üretmesi gerekiyor. Gençlerimizin fikir üretmesi, şirket kurması, dünya çapında markalar çıkartması gerekiyor. Bunun yolu da güven veren, sade, öngörülebilir bir hukuk ve vergi sisteminden geçiyor. Eğer gerçekten teknogirişimleri desteklemek istiyorsanız rayiç değerleme sistemi açık ve objektif kriterlere bağlanmalıdır; küçük girişim şirketleri bürokratik maliyet altında ezdirilmemelidir; çalışan bireysel işlemlerinden doğan sorumluluk işverene yüklenmemelidir; vergi sistemi korkutucu değil, teşvik edici olmalıdır. Girişimciye güven vermeden teknoloji üretemezsiniz. Belirsizlikle büyüme olmaz, öngörülemez vergi sistemiyle de yatırım ortamı oluşmaz.

Değerli milletvekilleri, gerçekten kalkınalım istiyorsak betona değil, bilgiye yatırım yapmalıyız. Dünyada kalkınma artık moloz yığınlarıyla değil, üniversitelerin laboratuvarlarında oluyor. Üniversite-sanayi iş birliğini güçlendiren, teknoloji üretimini teşvik eden, girişimciyi bürokrasiyle değil, desteklerle buluşturan ülkeler geleceği kazanıyor. Ülkemiz savunma sanayisinden biyoteknolojiye, yazılımdan yapay zekâya kadar yüksek katma değerli üretimi merkeze almak zorundadır çünkü bilgi üretmeyen toplumlar sadece başkalarının ürettiğini tüketmeye mahkûm olurlar.

Yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)