GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:95
Tarih:14.05.2026

YÜKSEL ARSLAN (Ankara) - 1'inci madde üzerinde söz aldım. Genel Kurulu, büyük Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

6183 sayılı Kanun'un 48'inci maddesinde yapılan değişikliğe göre kamu borçlarını taksitlendirme süresi otuz altı aydan yetmiş iki aya çıkarılmaktadır. Teminatsız tescil tutarı ise 50 bin liradan 1 milyon liraya yükseltilmektedir. Söz konusu düzenleme mükelleflere nefes aldıracak gibi görünse de artık bu millet şunu çok iyi biliyor: İktidarın yaptığı ekonomik düzenlemeler ile vatandaşın yaşadığı gerçekler arasında dağlar kadar fark var çünkü bugünkü sorunumuz borcun kaç taksit ödeneceği değil; asıl sorun, bu ülkede orta direğin artık ayakta duramaz hâle gelmiş olmasıdır. Yıllardır uygulanan yanlış ekonomi politikaları nedeniyle esnaf krediye mahkûm edilmiş, sanayici finansmana ulaşamaz hâle gelmiş, çiftçi ise üretmek için borçlanmak zorunda bırakılmıştır. Bu şartlarda esnaf nasıl yatırım yapacak, sanayici nasıl üretim yapacak, genç girişimci nasıl ayakta kalacak? Bir tarafta yüksek faiz diğer tarafta yüksek enflasyon, ortada ezilen ise yine milletin kendisi oluyor çünkü piyasada para dönmüyor, vadeler uzuyor, tahsilatlar gecikiyor; elektrik, kira, sigorta, personel maliyeti her geçen gün artıyor ama iktidar ne yapıyor? Ekonomiyi düzeltmek yerine vatandaşa sürekli yeni borç yapılandırmaları, yeni taksitlendirmeler sunuyor.

Değerli milletvekilleri, insanımız artık borçla yaşamaya alışmak zorunda bırakılmıştır. Eskiden vatandaş yatırım yapmak için kredi çekiyordu, bugün ise ay sonunu getirebilmek için kredi kartına yükleniyor. "Orta direk" dediğimiz kesim bu ülkenin omurgasıydı, memuruydu, esnafıydı, küçük işletmecisiydi; bugün o omurga kırılmış durumda. İktidar yıllardır "Ekonomi büyüyor." diyor ama büyüyen ekonomi değil vatandaşın borcu oldu. İnsanlar artık dükkânını büyütmenin değil mevcut dükkânını kapatmamanın hesabını yapıyor.

Ve burada dikkat edilmesi gereken önemli bir tehlike var: Eğer siz sadece vadeyi uzatır ama vatandaşın gelirini artırmazsanız o borç bitmez, sadece ötelenmiş olur. Yani bugün getirilen yetmiş iki ay düzenlemesi eğer uygulamada keyfîlik devam edecekse gerçek ihtiyaç sahibine ulaşamayacaktır, sadece vitrin düzenlemesi olmaktan öteye geçmeyecektir çünkü mevcut otuz altı aylık sistemde bile kaç esnafın gerçekten bu haktan faydalandığı açıkça belirtilmiyor. Vergisini düzenli ödemeye çalışan dürüst mükellef zorlanırken bazı ayrıcalıklı çevrelerin işi kolayca yürüttüğünü görüyoruz. Dolayısıyla, gerçekten zor durumdaki esnaf korunmalıdır; taksitlendirme kredileri açık, net ve objektif olmalıdır. Vergisini ödemek isteyen vatandaş bürokrasi içinde boğulmamalıdır çünkü bu millet üretmek istiyor, bu millet çalışmak istiyor ama yüksek faiz, ağır vergi yükü ve bozulan piyasa dengesi insanlarımızın belini büküyor. Sayın Cumhurbaşkanı bir Müslüman olarak "Nas neyi gerektiriyorsa onu yapmaya devam edeceğim. Faizi savunanlarla beraber olamam." diyordu. Bizim esnafımızın, vergi mükellefinin suçu ne peki? Vergi borçlarına uygulanan faizler Türk insanının belini bükmüyor mu? İktidar ise faiz almak için her yolu deniyor. Ocak 2026 itibarıyla icra ve iflas dairelerindeki dosya sayısı 25 milyon civarındaydı, bu da her 3-4 kişiden 1'inin icralık olduğu anlamına geliyor. Vatandaş yıllarca borç üstüne borç ödüyor. Bu millet sizi holdinglere, uluslararası şirketlere, her türlü usulsüzlüğü yapan imtiyazlı patronlara kolaylık sağlayın diye seçmedi. Pazar tezgâhlarında çürük meyve, sebze toplayan insanları gözünüz görmüyor; esnafın, vatandaşın feryadını da duymuyorsunuz. Eğer orta direk çökerse bu ülkenin sosyal dengesi de bozulur, ekonomik dengesi de bozulur; bu nedenle, yapılması gereken, sadece borçların vadesini uzatmak değil üretimi güçlendiren, piyasayı rahatlatan, faiz yükünü azaltan, gerçekçi bir ekonomik anlayışı hayata geçirmektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

YÜKSEL ARSLAN (Devamla) - Aksi hâlde yetmiş iki ay da yetmeyecektir, doksan altı ay da yetmeyecektir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)