| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 95 |
| Tarih: | 14.05.2026 |
DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Halkın bunca sorunu varken önümüze yine patronları, sermaye çevrelerini rahatlıkça nasıl bu işten kurtarırız diye yeni bir yasayı önümüze getirdiler ve sermayeye vergi kıyakları ardı ardına sıralanırken şimdi de vergi ve diğer kamu borçlarında azami taksit süresi otuz altı aydan yetmiş iki aya çıkarılıyor. Peki, bu ne demek biliyor musunuz? AKP iktidarı açıkça şunu söylüyor: "Eğer patronsanız, fabrikalarınız varsa, büyük şirket sahibiyseniz; hiç merak etmeyin, AKP ne güne duruyor, tam da bunun için duruyor! Buyurun, biz size biraz daha zaman verelim, borcunuzu birazcık daha öteleyebilirsiniz. Biz size biraz zaman verelim, erteleyin, hiç dert etmeyin, kafanıza takmayın; bu borçlarınızı tamamen erteleyebilirsiniz, rahat olun, AKP burada! Ama eğer siz asgari ücretle yaşayan bir işçiyseniz, eğer siz açlık sınırının altında yaşamaya çalışan bir emekliyseniz, ay sonunu getiremeyen bir memursanız, sizin boğazınıza çökerim!" diyor bu AKP. "Daha o maaş cebinize girmeden ben alırım; erteleme yok, öteleme yok, araya bir zaman katmak yok, çökerim!" diyor; tam da bir AKP politikası.
Bakın, değerli arkadaşlar, ocak ayında yapılan zamlar daha yıl ortası gelmeden, halkın cebine girmeden henüz uçup gitti bile ya. Şu an işçiler bir aylık çalışmalarının sonucunda ilk on bir gününü sadece ve sadece vergiye, kesintiye, enflasyona veriyor, geri kalan yirmi gününü ise kiraya veriyor, faturalara veriyor. Peki, bu işçi ne yiyecek, ne içecek, nasıl geçinecek? Ortalama bir işçinin ücretindeki vergi ve enflasyon kaybı nisanda tam 12.751 liraya ulaşmış durumda yani kaşıkla veren AKP kepçeyle geri alıyor ve dişiyle tırnağıyla çalışan işçinin kazandığının yarısına da ise ortak olan bir iktidar emekliye üç kuruşu çok görüyor ama sıra büyük şirketlere gelince milyonlarca liralık vergileri affa götürüyor, erteliyor, yeniden yapılandırıyor. Bu paketle sadece alacaklar da ertelenmiyor, tam 8 kez ya, on sekiz yılda 8 kez insan bu şekilde barış getirebilir mi ya? Böyle bir şey olabilir mi? Yani varlıklıya barış dalı uzatan ama yoksulla savaş açan bir iktidar gerçekliği var. "Git, usulsüz, hukuksuz bir şekilde kayıt dışı para kazan, hiç merak etme, iki yılda bir zaten vergi barışı, vergi affı getiren bir AKP iktidarı var." deniliyor resmen.
Değerli arkadaşlar, bakın, bugün Urfa'da elektrik borcunu ödemediği için, sulama döneminde elektrik borcu ödenmeyen çiftçinin elektriği kesiliyor, değil mi? Mahsulü kurumasın diye feryat eden çiftçiye "Hayır, kusura bakma, borcu ödemezsen ben keserim senin elektriğini. Tarlada kurumuş mu, sefalette mi çürümüşsün, hiç umurumda olmaz." diyor. Ama gelgelelim büyük şirketlerin milyonlarca dolarlık elektrik borçlarını, su faturalarını hiçbir şekilde... Ne diyor: "Ben taksit de yaparım, vadeye de koyarım, yeter ki sen panik olma. Aman ha aman fabrikatörüm, aman ha aman şirketim, aman ha aman sermayedarım, sana hiçbir şey olmasın, ben senin için varım." Böyle bir AKP'nin ekonomi politikası olduğunu görebiliriz ve bu politikada yani ekonominin bu politikası da halk için değil arkadaşlar, açık açık sermaye için, fabrikatör için, zengin için olduğunu da görebiliyoruz.
Evet, değerli milletvekilleri, AKP'nin yirmi beş yıllık ekonomi politikasının sonucu ortada. Şimdi de bu kanun teklifiyle ne yapmaya çalışıyorlar? "Türkiye istikrar adası olacak." diyorlar ama görüyoruz ki enflasyon adasına dönmüş durumda. Yine "Türkiye'de güvenli liman oluşacak." diyorlar, vallahi sisli limandan öteye gidemiyoruz. Yine "Yatırım cenneti olacak." diyorlar ama gelin görün ki uluslararası suçluların kara para aklama cennetine dönüşmüş durumda bu ülke. Öyle bir ülke hâline gelmiş ki gençler artık çalışarak hayat kurabileceklerine inanmıyor, gençler işsizlikten, borçtan, çaresizlikten intihara sürükleniyor. Her gün basında görüyoruz, yüzlerce genç maalesef ki intihara sürükleniyor ve bu AKP iktidarı bir gün olsun bunu dert etmiyor. Bu AKP iktidarı bir gün olsun demiyor ki "Ya, biz bu yoksullukla, yoksunlukla nasıl mücadele ederiz?" Neden? Dert etmiş olsaydı biz bugün burada sermayeyi güçlendiren yasaları konuşmazdık. Halkı bu krizden nasıl kurtaracaksın kaygısında değil bu AKP, zerreyimiskal kadar da umurunda değil. Bakın, neden umurunda değil? Çünkü AKP, sabah işe gittiği zaman cebinde sadece ve sadece yol parası olan işçinin derdinde değil. Bu AKP ürün eksilte eksilte kasaya giden insanların derdinde değil. Bu AKP abur cubur reyonundan çocuğunu hızlıca geçiren annenin derdinde değil.
(AK PARTİ sıralarından gülüşmeler)
DİLAN KUNT AYAN (Devamla) - Siz gülmeye devam edin oradan!
Yine, bu AKP pazara günün sonunda gidip de "Aman ha aman, çantamı daha fazla doldurayım." diyen emekçinin, emeklinin derdinde değil. AKP'nin derdi halkın geçimi değil, sermayenin büyümesi, yandaşlarının kazanması; AKP'nin ekonomi politikası da bundan ibaret ve bu teklif de halktan alıp zenginleri daha da zengin etmenin teklifidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
DİLAN KUNT AYAN (Devamla) - Bu teklif -açık açık ifade ediyoruz- halktan alıp zenginleri daha da zengin etmenin teklifidir. Biz bu düzeni kabul etmiyoruz. Patronlar ile yoksulların arasındaki uçurumu derinleştiren bu yasa teklifini reddediyoruz ama bizler de bıkmadan, usanmadan bulunduğumuz her yerde bunun mücadelesini vereceğiz. Halk yararına yasalar yapılması için hem Mecliste hem sokakta olmaya devam edeceğiz diyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)