GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:95
Tarih:14.05.2026

ŞERAFETTİN KILIÇ (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz ve varlık barışı olarak adlandırılan, vergi mükellefi bütün vatandaşlarımızı doğrudan ilgilendiren kanun teklifinin 1'inci maddesi üzerine grubumuz adına söz aldım. Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, tam olarak 7 farklı kanunda değişiklik öngören bu teklif, bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi olarak adlandırılmıştır. Oysa, daha anlaşılır olabilmesi için, bu teklifin adına "asgari ücretten vergi alırken kaynağı belirsiz parayı vergiden muaf tutmaya dair kanun teklifi" deseydiniz daha isabetli olurdu veya "vergi adaletsizliğini derinleştirmeye, vatandaşın omuzlarındaki yükü artırmaya dair kanun teklifi" deseydiniz, emin olun çok daha anlaşılır olabilirdi.

Bu teklif, şeffaflık ve adalet zeminini kaydıran, faizci düzenin kaynaklarını güçlendiren, dar gelirliyi değil sermaye sahiplerini ve küresel aktörleri önceleyen bir anlayışın ürünüdür. Anayasa'mızın 73'üncü maddesinde açıkça belirtilen mali güce göre vergilendirme ve vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı ilkesi bu kanun teklifiyle âdeta yok sayılmaktadır. Teklif ne yazık ki geniş toplum kesimlerinin vergi yükünü hafifletmek yerine yüksek gelirli yabancı yatırımcılar, büyük sermaye grupları, finans kuruluşları ve belirli teknoloji şirketleri lehine kapsamlı vergi istisnaları getirerek vergi sistemimizi sosyal adaletten uzaklaştırmaktadır.

Değerli milletvekilleri, iktidar bu düzenlemeyi küçük ve orta ölçekli işletmelere kolaylık sağlamak, faiz yükünü ortadan kaldırmak ve kamu alacaklarının tahsilini kolaylaştırmak amacıyla sunduğunu ifade etmektedir. Ancak metin incelendiğinde bu niyetin pratikte ne ölçüde gerçekleşeceği konusunda önemli bir önemli belirsizlikler bulunmaktadır. Faiz yükünün azaltılması veya kaldırılması yönündeki değişiklik olumludur. Fakat teklifin genel çerçevesi, yine de mali adaletsizliği derinleştiren bir anlayışın izlerini taşımaktadır. Vergi oranlarının ve istisnaların belirlenmesinde gelir dağılımını gözetmeyen bu yaklaşım, mali güce göre vergilendirme ilkesinden uzaklaşma riskini barındırmaktadır. Ekonomik sıkışıklık yaşayan işletmelerin nefes alması elbette önemlidir. Ancak bu destek, sistemin bütünündeki faizci yapıyı ve kaynak adaletsizliğini değiştirmediği sürece kalıcı çözüm oluşturmayacaktır KOBİ'lerin teminat yükünü hafifletmek yerinde bir adımdır fakat bu adımın asıl yükün kaynağı olan yüksek faiz ve gelir eşitsizliğini meşrulaştıran bir araca dönüşmemesi gerekiyor. Ayrıca, teklifle birlikte Cumhurbaşkanına ve bakanlıklara verilen geniş düzenleme yetkileri idarenin inisiyatif alanını oldukça genişletmektedir. Bu durum hukuki öngörülebilirliği azaltmakta ve yasama yetkisinin devri anlamına gelmektedir. Vergi kamu gücünün en doğrudan kullanıldığı alandır. Bu alanın keyfîliğe açık hâle gelmesi ciddi bir hukuki zafiyet oluşturur. Eğer gerçekten hedef, mükellefin üzerindeki faiz yükünü kaldırmak, üretimi ve ticari faaliyeti desteklemekse bunun yolu istisna dağıtan değil, adil, sade ve öngörülebilir bir vergi sisteminden geçer. Kamu alacaklarının tahsilinde kolaylık sağlanabilir ancak bu, dar gelirlinin yükünü artırarak değil, güçlü kesimlerin ayrıcalıklarını sınırlayarak mümkün olur. Biz borcunu ödemek isteyen vatandaşın önünü açan ama kayıt dışılığı teşvik etmeyen, üretimi destekleyen ama sermaye imtiyazı oluşturmayan, faiz yükünü ortadan kaldıran ama adaletsizliği derinleştirmeyen bir düzenlemeyi savunuyoruz. Bu teklif bazı yönleriyle bu amaca yaklaşsa da genel olarak mevcut eşitsizlikleri pekiştiren bir karakter taşımaktadır. Bu nedenle, bu teklifin daha adil, dengeli ve kalıcı çözümler içerecek şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğini düşünüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

ŞERAFETTİN KILIÇ (Devamla) - Sonuç olarak, bu ülkenin kaynaklarını adil biçimde paylaşan, emeğiyle geçinen vatandaşın hakkını koruyan, üretimi cezalandırmayan bir mali sistem mümkündür. Adaletli bir vergi düzeni ekonomik istikrardan önce toplumsal barışın teminatıdır. Faizi değil emeği, rantı değil üretimi önceleyen bir yaklaşım benimsendiği takdirde hem borç yükü hafifleyecek hem de Türkiye gerçek bir kalkınma yoluna girecektir.

Bu inançla, teklifin ülkemizin gerçek ihtiyaçlarını karşılayacak biçimde yeniden ele alınmasını diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)