GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:95
Tarih:14.05.2026

İYİ PARTİ GRUBU ADINA ERHAN USTA (Samsun) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 12 Mayıs 2026 Salı günü Samsun'un Havza ilçesinde çok büyük bir sel felaketi oldu. Daha önceden 1971 yılında ve 1988, 1998 yıllarında da benzer felaketler olmuştu ama bu sefer onların çok daha üzerinde bir felaket oldu. Yani bu işin boyutunu anlatmak için, Havza'nın 2 tane çok önemli caddesi var, boydan boya uzun cadde, ticaretin kalbinin attığı 2 tane cadde, burada neredeyse selden mağdur olmamış bir tane iş yeri kalmadı. Yani kimi yerlerde iş yerlerindeki bütün mallar boşaldı, tezgâhları boşaldı, kasapların, düşünebiliyor musunuz, koca koca o dolapları yerle bir olmuş, bir tane marketin içerisinde bir tane çikolata dahi kalmamış, içerisinde 3 tane araç vardı yani hurdalığa dönmüş, galeriye dönmüş marketler; böyle bir felaket oldu. Şimdi, burada çok şükür can kaybı yok, can kaybı olmaması bu işi önemsizleştirmemeli, esas kritik nokta bu. Burada vatandaşın bir kusuru yok. Burada ihmalin kimler tarafından olduğunu söyleyeceğim. Vatandaşın -Havzalının- yapması gereken şey neydi? Tedbir alıp canını kurtarmasıydı; Havzalı tedbirini aldı, canını kurtardı ancak malını kurtaramadı. Şimdi, tabii, Havza'yı esasında sel vurmadı, ihmaller vurdu. Sel kapanı projesi yıllardır konuşulur, bu sel daha önceden tekrarlanmış bir şey olduğu için konuşulur, o sel kapanı projesi yapılmadı. Üstüne üstlük, işte, bundan yıllar önce yine bir ırmak var -Hacıosman Deresi- şehrin ortasından geçiyor; buranın üzeri kapatılmış, buranın açılması gerekiyordu, burası açılmadı; bu ihmaller nedeniyle bu sel felaketi oldu. Dolayısıyla vatandaşın suçu yok. Kusurlu kim? Devlet. Kusurlu kim? Ülkeyi yönetenler. Dolayısıyla, bunu kim tazmin etmeli? Bu işe sebep olanlar yani yönetim. Yönetim adına da kimin malını kullanıyor? Hazinenin parası kullanılıyor.

Çözüme geliyorum: Yani daha fazla burada bu acının, bu sıkıntının üzerine "Şu kusurluydu... Bu kusurluydu..." meselesine falan da çok fazla girmenin bir anlamı da yok ama zaten biliniyor orada kusurlu olanlar ama tek kusursuz merci varsa o, vatandaş. Dediğim gibi, vatandaş tedbirini aldı; alması gereken neydi? İkazlara uydu, on beş dakika önce gelen ikaza uydu, canını kurtardı ama malını kurtaramadı, iş yerleri tamamen gitti. Zaten esnaf borç harç içerisindeydi ama şimdi "Bunlara 3 bin lira, 5 bin lira, 10 bin lira yardım yapacağız."la bu iş olmaz. Ne olmuş? İşte, bilmem ne bakanlığı 50 milyon lira para göndermiş. Ya, orada bir tane esnafın zararını tazmin edemezsiniz. Yani orada kaldırımlar sökülmüş, her taraf altüst olmuş; 50 milyon liralarla, 50 milyonun 50 katıyla bu işi çözemezsiniz orada. Dolayısıyla, bizim, Havzalıların beklentisi buranın derhâl afet bölgesi ilan edilmesidir, bu yapılmalıdır. Emsalleri var; nerede var emsali? Sayın Erdoğan'ın memleketi Güneysu'da var. Havza'nın üçte 1'i büyüklüğünde bir ilçede bir sel felaketi oldu diye daha önce bu yapılmış, ilçe bazında afet bölgesi ilan edilmiş, Çayeli'nde ilan edilmiş, efendim, Bozkurt ilçesinde, Kastamonu Bozkurt ilçesinde ilan edilmiş. Dolayısıyla, buradaki emsallerle birlikte düşünülerek bu işin yapılması lazım. Bakın, yani eğer bu yapılmazsa, afet bölgesi ilan edilmezse biz nelerin yapılacağını biliyoruz. "Faturan var mı?" "Efendim, faturam yok." "Bir şey yok." "Şirket misin? Senin zararını telafi edemem; sana 5 bin lira veririm, 10 bin lira veririm." Bunlar olacak iş değil; yani bütün malını kaybetmiş, insanlar zaten borç harç içerisinde. Hani, sermayesi çok kuvvetli olur insanların da dersin ki: "Ya ticarettir bu, burada da işte bir risk almış, böyle bir felaket olmuş, biraz malını kaybetmiş, işte belini doğrultur." Belini doğrultamaz Havza, eğer devletin desteği gerçekten gelmezse on yıl, on beş yıl, yirmi yıl bu felaketin altından kalkamaz, göz göre göre bir tane ilçeyi orada perişan ederiz. Dolayısıyla yapılması gereken şey, buranın derhâl ve acilen... Bugüne kadar niye yapılmadı? Bakın, iki gün geçti, afet bölgesi ilan edilmedi, bir Cumhurbaşkanı kararnamesiyle olacak iş. Niye yapılmıyor? Bunun sebebini birisi bize açıklaması lazım. Yani bundan daha büyük afet ne olabilir bir ilçede? Ya, bir ilçenin bütün ticareti bitti neredeyse yani bu afet değil de ne afet? Yani insanların tamamı mı ölmeliydi orada? İnsanlar ölmeyince afet olmuyor mu? Bakın, afet bölgesi zaten insan ölümleri için değil, maddi hasarlar için ortaya konulan bir tedbirdir değil mi? Oradaki maddi kayıpların telafi edilmesi amacıyla afet bölgesi ilan edilir, yoksa afet bölgesi ilan ettikten sonra insanlar öldüyse ona yapacak zaten bir şey yok. Dolayısıyla, bir an evvel afet bölgesi ilan edilmelidir. Sonra, yapılması gereken şey, bu sel kapanı projesi derhâl hayata geçirilmesi gerekir. İşte, DSİ, zamanında bir rapor verdi, Hükûmet de o raporu demek ki destekledi. 1998 seli için "Efendim, iki yüz elli yılda bir böyle bir sel gelme ihtimali var, bu ihtimal üzerine sel kapanı yapılmaz." dedi. Bakın, yirmi yedi yıl sonra geldi işte. Yani dolayısıyla bu projenin yapılması lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

ERHAN USTA (Devamla) - İnsanların canını ve malını tehlikeye atmaya kimsenin hakkı yoktur. Şimdi, tabii, iş bitti, o ırmağın üzeri açılmaya başlandı, kırılmaya başlandı, bu daha önce kırılsaydı felaket yine olacaktı belki ama bu kadar boyutta olmayacaktı, bunun da bir an evvel tamamlanması lazım. Dolayısıyla Havza devleti yanında görmek istiyor; vergisini veren, dürüst, vatanperver insanların yaşadığı Havzalı esnaf devleti yanında görmek istiyor. Yani araçlar; zaten çok ciddi bir araç şeyi var, kâğıt gibi bükülmüş araçlar. İş yerlerinin yanı sıra evlerde de zararlar var. Dolayısıyla bütün bu zararların hakkıyla tazmin edilebilmesi için, Havza'nın yeniden ayağa kalkabilmesi için buranın afet bölgesi ilan edilmesi gerekir. Hükûmet yetkililerinden, AK PARTİ Grubundan ve Sayın Cumhurbaşkanından bu afet bölgesi ilan edilmesi kararını bekliyoruz diyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)