| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 95 |
| Tarih: | 14.05.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; grup önerimiz üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Biliyorsunuz, 1948 yılından itibaren, Büyük Nekbe'den itibaren büyük bir trajedi yaşandı Orta Doğu'da. 1948'de İsrail devleti kuruldu ve İsrail devleti kurulduktan sonra da Filistinlilerin trajedisi başladı ve Filistinliler o günden itibaren hep Nekbe'yi yaşadılar. Gerek silahlara sarıldıklarında terörist ilan edildiler gerekse de silahları bırakıp da nohut tanesi taşlarla göstermelik de olsa burada intifadalarla yine aynı şekilde dünyada terörist olarak ilan edildiler. Oysaki terörist İsrail'di, her geçen gün topraklarını genişletiyordu ve de kendi dinî anlayışı gereğince arzımevuta inanıyorlar ve bu toprakların Allah tarafından kendilerine verildiği söyleniyordu. Aradan yıllar geçti ve 7 Ekim Hamas'ın orada vatanını korumak adına bir saldırısını bahane ederek Hitler'in yapamadığını veya Hitler'in yaptığından daha beterini yapmaya çalışan bir Netanyahu'yla karşılaştık. Ardından da Türkiye dâhil olmak üzere, Arap ülkeleri, Arap ülkelerinin liderleri, maalesef, bunlar çok fazla duyarlı değiller artık Filistin'le ilgili, İbrahim Anlaşmaları (Abraham Anlaşmaları) nedeniyle de İsrail'in bu noktada gölgesi olmaya çalışıyorlar. Peki, bunlara yardım yapılması gerekirdi. Yardımlar yapabildi mi Türkiye? Türkiye buradan yardımlar yapamadı, Türkiye'deki sivil toplum kuruluşları da yapamadılar. Ne zaman gibi sivil toplum kuruluşu Türkiye'de İsrail'in Gazze'de yapmış olduğu katliamları kınamak istediği zaman hemen Hükûmet tarafından durduruldular, bunların eylem yapması, gösteri yapması, toplantı yapması bir noktada engellendi. Sadece bir iki tane çok büyük mitingler yapılabildi ama Hükûmet adına veyahut da kendisine "sivil toplum kuruluşu" denen bir yapının yaptığı eylemin de veyahut da mitingin de ne anlam ifade ettiğini de anlayamamıştık biz o zamanlar. Biz oralara yardım götürmek istedik fakat Refah Sınır Kapısı'ndan öbür tarafa geçemedik. İsrail vardı orada, İsrail'den korkan bir İslam dünyası vardı, İsrail'den çekinen bir İslam dünyası vardı. İslam dünyası diyorum, bakın, Arap'ını söylüyorum, Türkmen'ini söylüyorum, Fars'ını söylüyorum ve yapamadık o yardımları. Buradan da ticaretler yapıldı, bir arkadaşımız burada vefat etti, o ticaretleri, inkâr ettiklerinizi daha sonra itiraf etmeye başladınız. Sonra, İran'a saldırı geldi, biliyorsunuz, İran'a saldırıyla beraber nükleer silahlar bahane edilerek buralara da yardım yapılması... Şimdi, burada herhangi bir engel yok yani Refah Sınır Kapısı yok, Lübnan kapısı yok, İsrail yok, Van kapısı var ve buradan çok rahat yardımların gitmesi lazım. Sanki Türkiye'nin üzerine ölü toprağı serpilmiş, sanki partilerin üzerine ölü toprağı serpilmiş, sanki sivil toplum kuruluşlarının üzerine ölü toprağı serpilmiş, sanki kamu yararına çalışan, kamu yararına Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinin bütçesinden yardımlar alan veyahut da zaman zaman vergilerden muafiyetler tanınan, bu kamu yararına çalışan vakıfların, derneklerin üzerine ölü toprağı serpilmiş. Niye, neden? İran Müslüman değil mi? Bu İran'a yardım yapmak hepimizin görevi değil mi? Bırakın Müslümanlık olan kısmını, bu emperyalist Amerika'ya karşı meydan okumak bizim hepimizin görevi değil mi, sosyalistlerin değil mi, İslamcıların değil mi, ülkücülerin, milliyetçilerin değil mi? Hepimizin görevi bu çünkü Amerika bir emperyalist ülke. Amerika sadece bugün emperyalist değil Amerika'ya gittikleri günden itibaren Kızılderililer'e yaptıklarıyla, Vietnam'da yaptıklarıyla, Küba'da yaptıkları'yla, Afganistan'da yaptıklarıyla, Irak'ta, Libya'da, Somali'de, Sudan'da yaptıklarıyla beraber emperyalist bir ülke. Şimdi, bunlarla ilgili olarak biz diyoruz ki: Gelin, bir genel görüşme talebinde bulunalım. Kızılay ne yaptı, AFAD ne yaptı, kamu yararına çalışan bu vakıflar, bütçeden yardım alanlar, tonlarca para alanlar, ayni ve nakdî yardımlar alanlar, vergi muafiyetine tabi tutulanlar ve aynı zamanda ihalelerde imtiyazlı olanlar, bunlar ne yaptılar bugüne kadar? Bununla ilgili olarak gelin, hep beraber bir genel görüşme talebinde bulunalım diyoruz ama yapmıyorsunuz. Neden kabul etmiyorsunuz, neden çekiniyorsunuz? Şundan dolayı: Şimdi de Amerika Birleşik Devletleri'yle karşı karşıya kalmak istemiyorsunuz. Burada da net bir tavır takınamıyorsunuz, net tavır takınarak "Biz İran'ın yanındayız." diyemiyorsunuz. "Amerika Birleşik Devletleri, İran'a neden saldırıyorsun?" diye soramıyorsunuz, sormanız bile mümkün olmuyor. Neden, niçin? Bunları sormamız bizim için bir insanlık görevi, bir vatandaşlık görevi, bir siyasetin görevi, bir milletvekilliğinin görevi. Çünkü Trump, Birleşmiş Milletlere gittiğiniz zaman, görüşmeye gittiğiniz zaman şunu söylemişti size: "Bundan böyle Rusya'dan sıvı gaz ve doğal gaz almayacaksınız, benden alacaksınız, 7 bin kilometre uzaktan, benden alacaksınız." dediği zaman anlaşma hazırdı ve önlerine konuldu. O anlaşmaya yirmi yıllık 43 milyar dolara imza atmıştınız arkadaşlar, bunlar doğru işler değil. Eğer dış politikada bu kadar savrulmanız olmamış olsaydı yani Avrupa Birliğine zaman zaman kafa tutmasaydınız, "Ey Hollanda, ey Amerika." dememiş olsaydınız, "Ey Yunanistan, bir gece ansızın gelebiliriz!" dememiş olsaydınız...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.
SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - ...Birleşik Arap Emirlikleri'ne "Şu 15 Temmuzun bizzat kaynağı sizsiniz." demeseydiniz, öbür taraftan, Suudi Arabistan'a Kaşıkçı cinayeti nedeniyle "Dosyayı versek de yok mu etseydiniz?" dememiş olsaydınız veya Mısır'da gerek Mursi konusunda gerek Sisi konusunda bu şekilde tezatlar arz etmemiş olsaydınız, Türkiye çok daha farklı bir şekilde hem hukukunu dizayn etmiş olurdu hem ekonomisini doğru bir şekilde takdim eder vatandaşlarına hem de dış politikada itibarlı bir şekilde yaşamış olurdu. O nedenle, biz diyoruz ki sizlere: "Bu sivil toplum kuruluşlarını araştıralım. Bu sivil toplum kuruluşları zaman zaman iktidarı da istismar etmiş olabilirler, zaman zaman denetimden kaçmış olabilirler, Sayıştayın denetiminden veyahut da başka teftiş kurullarının denetiminden, Vakıflar Genel Müdürlüğünün denetimden kaçmış olabilirler. O nedenle, gelin, bu sivil toplum kuruluşlarını, bugüne kadar gerek Hükûmetin kuruluşlarını yani devletin kuruluşlarını gerekse de yarı devlet yarı da kendi özerk olarak bulunan kuruluşları hep beraber denetleyelim diyorum. Genel görüşme talebimize "evet" oyu vereceğinizi tahmin ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ederim. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)