| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 95 |
| Tarih: | 14.05.2026 |
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisi faaliyetlerine hep beraber devam ediyoruz. Meclis İçtüzüğü'müzün, Türkiye Büyük Millet Meclisi teamüllerinin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmalarının ağırlıklı olarak grupların inisiyatifi, duruşları ve katılımları üzerinden şekillenen bir yapısı var. Bu yapı çerçevesinde olabildiğince, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir uzlaşı, bir istişare kültürüyle yasaları yapmak, uluslararası sözleşmeleri değerlendirmek, Meclis araştırması komisyonlarını ve genel görüşme taleplerini konuşmak gerekiyor çünkü iktidarıyla muhalefetiyle hepimiz Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu milletin gündeminde olan konuları gündemleştirip dile getirmeye çalışıyoruz. Dolayısıyla, uzlaşı ve istişare muhalefetten daha çok iktidarın sorumluluğundadır ama -üzülerek, uzunca bir zamandır, daha doğrusu, en azından 28'inci Dönem için söyleyeyim- iktidar partisi, ağırlıklı olarak yasaları herhangi bir siyasi partiyle istişare etmeden, tek başına, kanun teklifi olarak Meclise sevk etmekte ve Meclis komisyonlarında, ilgili ihtisas komisyonlarında bu kanun teklifleri süratli bir şekilde, bazen bir günü, yirmi dört saati aşan şekilde, bazen iki gün üst üste ara vermeden çalışılarak oradan şeklen geçirilmeye çalışılmakta ve muhalefetin komisyondaki itirazları karşılamayarak Genel Kurula gelmekte. Genel Kurulda da çoğu zaman kırk sekiz saat ara verme süresine riayet edilmeden, oy çokluğuyla, bunun hemen kanunlaştırılmasıyla ilgili bir öneri, daha sonra da "Bu hafta bu kanunu çıkarmamız lazım, herhangi bir itirazda bulunmayın yoksa cuma günü de çalışırız, gece ikiye, üçe kadar çalışırız ve bu kanunu çıkarırız..."
Buradan, belki bu müzakerelerimizden haberdar edemediğimiz AK PARTİ'li milletvekili arkadaşlarımızın özellikle vicdanına seslenerek ifade etmek istiyorum: Biz burada, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, grup yönetiminizle yapmış olduğumuz müzakerelerde sizi yormak, ikide bir buraya, Genel Kurula davet edip gereksiz yere oylamalara getirmek için bir çaba içerisinde değiliz ama grup yönetiminize diyoruz ki: "Bu getirdiğiniz kanunlarda milletimizin aleyhine olan hususlar var, milletimizin taleplerini karşılamayan konular var. Gelin, bunu müzakere edelim." "Hayır, biz onu yapamayız." "O zaman Meclis normal bir çalışma düzeni içerisinde çalışsın." "Hayır, bu kanunun bu hafta geçmesi lazım." Yani böyle tek taraflı, dayatmacı bir yaklaşım içerisinde muhalefet partilerinin taleplerini dikkate almadığınız zaman elbette muhalefet partileri de sizin bu dayatmacı tavrınıza itiraz edecektir. Örneğin, görüşülmekte olan 15 maddelik 270 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair -ağırlıklı olarak mali ve finansal kanunlarla ilgili- Kanun Teklifi'ni bu hafta görüşüyoruz; sıcağı sıcağına söylüyorum. Muhalefet olarak biz ne diyoruz? YENİ YOL Grubu olarak dedik ki: Siz "varlık barışı" adı altında bu ülkeye ilk önce "Kaynağı ne olursa olsun yeter ki para getirin." dediniz ve 7-8 kez varlık barışını hayata geçirdiniz, bu ülke gri ülkeler listesine girdi. Ciddi uluslararası krizler yaşadık, daha sonra, 2023'ten sonra Mehmet Şimşek'i iş başına getirerek ona gri listeden çıkarma hedefi verdiniz. Bu hedefler doğrultusunda da bedeller ödedik ve daha sonra övünerek "Türkiye gri listeden çıktı." dediniz. Döndük size dedik ki: "İyi de bu ülkeyi gri listeye kim soktu? Sizin uygulamalarınız, sizin kara parayla ilgili fazla denetim yapmamanız bu ülkeyi gri ülkeler listesine soktu." Şimdi çıktık gri ülkeler listesinden, bugün ne yapıyoruz? Tekrar bir "varlık barışı" adı altında bu ülkenin yeniden gri ülkeler listesine girebileceği bir süreci başlatıyorsunuz. "Bunu gelin, hep beraber tekrar değerlendirelim." dedik, "Hayır, biz kanun teklifimizi getirdik, bunu oy çokluğumuzla geçireceğiz." dediniz.
İkinci teklifimiz neydi? Bu yasa teklifinde esnaflarımızın birikmiş vergi borçlarının yapılandırılmasıyla ilgili bir madde var. "Ödeyemez bu şekildeki yapılandırmanızla." dedik. Binlerce, milyonlarca insanımız bir yapılandırma bekliyor çünkü anapara, gecikme faizleri, bir de üstüne getirdiğiniz tecil faizleriyle bu borcun ödenmesi mümkün değil. Bu insanlar bu ülkede ekonomik krizler yaşadı. Sizin Maliye Bakanınız bile bir türlü enflasyonu, bir türlü faiz hedeflerini, bir türlü orta vadeli planlarını tutturamıyor. Bahane olarak Covid'i söylüyor, uluslararası gelişmeleri söylüyor, Ukrayna savaşını söylüyor, İran savaşını söylüyor. Devlet ekonomi yönetimi olarak sizin bahanenizi esnaf niye ileri süremesin, esnaf niçin bunlardan etkilenmiyor olmasın?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Yani sizin ekonomi öngörüleriniz Ukrayna savaşı, İran savaşı, pandemi ve farklı krizler dolayısıyla şaşıyor da esnafımızın ekonomik öngörüleri bu krizler sebebiyle niçin şaşmasın? Dolayısıyla onların da ödeme kolaylığına ihtiyacı var. Siz ne getiriyorsunuz? Bakın, ben arkadaşlarıma bir çalışma hazırlattım bu teklif ne getiriyor diye. Buradan özellikle AK PARTİ'li milletvekili arkadaşlara seslenerek bu konuşmayı yapıyorum. Bakın, 400 bin lira anapara borcu olan bir kişi AK PARTİ iktidarı nasır bir yapılandırma getiriyor. 400 bin TL anapara borcu olan birinin bugün itibarıyla borcu 1 milyona çıkıyor. Siz yetmiş iki ay yüzde 39'dan yani aylık yüzde 3,25'ten faiz uyguladığınız zaman bu 1 milyonluk borca 1 milyon 186 bin lira tecil faizi; toplam 400 bin liralık anapara 2 milyon 186 bin liraya çıkıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Ey AK PARTİ'li milletvekili arkadaşlarımız, esnafla her gün yüz yüze gelmek durumunda kalacak AK PARTİ'li milletvekili arkadaşlarımız; 2023'ten 400 bin lira vergi borcu olan birinin 400 bin liralık borcu yetmiş iki aylık ödemenin sonunda 2 milyon 186 bin liraya çıkıyor. Ya, tefeci faizinden bile daha yüksek bir faiz; öyle bir faiz ki siz, Londra'daki bankerlere bu parayı vermiyorsunuz ya; siz bile bu kadar faiz ödemiyorsunuz ki bu ülkenin en yüksek faizi ödeyen iktidarı olarak. Londra'daki tefeciler bile daha vicdan ve merhamet sahibi ki sizin yaptığınız bu faizden daha düşük kredilerle bu ülkeye para gönderiyorlar. Buna itiraz ediyoruz, bunu düzeltin diyoruz; hayır, gece üçe kadar, dörde kadar, gerekirse cuma gününe kadar çalışacağız, bu kanunu çıkaracağız.
Peki, buradan vicdan sahibi AK PARTİ'li arkadaşlara tekrar seslenmek istiyorum.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Cüzdan mı vicdan mı ya!
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Sizi burada, gece üçe dörde kadar, gerekirse cuma, cumartesi çalışmak için buraya davet eden grup yönetiminiz ne diyor; 400 bin lira borcu olan esnaf, 2 milyon 186 bin lira faiziyle beraber para ödesin, böyle bir yasa çıkaralım diye sizi buraya davet ediyor. Biz ne yapmaya çalışıyoruz; bu zulme karşı duruyoruz. Yapmayın diyoruz, yapamazsınız diyoruz; en azından elimizden geldiği kadar itiraz etmeye çalışıyoruz. Kötü olan biz miyiz sizin grup yönetiminiz mi?
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) - Siz!
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Milletten yana olan bizim tavrımız mı sizin grup yönetiminiz mi? Sizi destekleyen, sizin iyiliğiniz için çalışan biz miyiz grup yönetiminiz mi? Ya, yarın bir gün esnafın arasına çıkacaksınız; bakın, grup yönetiminiz gece üçe dörde kadar sizi esnafın bu zulmüne ortak etmek için buraya çağırıyor diyoruz. Yapmayın, etmeyin; gelin, hep beraber vatandaştan yana bir tavır ortaya koyalım diyoruz ve dünkü yoklama talebimizin altında yatan temel nedenlerden bir tanesi de buydu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Bizi dikkate almıyorsanız o zaman biz de bu İç Tüzük'ün muhalefete tanıdığı imkânları en azından bir farkındalık ortaya koymak için kullanarak yoklama talepleriyle, karar yeter sayısıyla "Ey millet, buraya gelen milletvekili arkadaşlar size zulmetmek için böyle bir yasanın çıkarıldığının farkında olmayabilirler; belki bu farkındalıkla farkına varmış olurlar." diyoruz.
Dolayısıyla buradan tekrar vicdan sahibi AK PARTİ'lilere ki hepsinin vicdanı olduğu konusunda şüphem yok, yani hepsine sesleniyorum: Ya, Allah aşkına, 400 bin TL'lik bir anaparayı 2 milyon 186 bin olarak ödemek vicdan mı, yapılandırma mı, iyilik mi? Bizden neyin kolaylığını bekliyorsunuz? "Önergelerinizi çekin de bu kanunu bir an önce yasalaştıralım." diyorsunuz. Ya, biz neye yol vereceğiz, neyi kolaylaştıracağız; milleti daha fazla dövmeniz için muhalefet olarak bizim burada size kolaylık göstermemizi mi bekliyorsunuz? Buna itiraz ediyoruz, buna itiraz ediyoruz. Bu, haklı ve vicdanlı bir itirazdır.; bunu yapmaya devam etmemiz gerekiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Toparlıyorum...
Dolayısıyla bu itirazımızla, buraya gelemeyip şu an televizyonları başında bizleri izleyen AK PARTİ'li vekil arkadaşlara da sesleniyorum: Değerli arkadaşlar, sizleri odalarınızdan buraya yormak için bu itirazları yapmıyoruz. Ey arkadaşlar, sizin de eşiniz dostunuz esnaf, ya 400 bin lirayı 2 milyon 186 bin lira olarak ödemeyi Londra'daki bankerler, İstanbul'daki tefeciler bile yapmıyor; biz vatandaşımıza bunu niye reva görüyoruz? Bunun itirazını yapıyoruz. Yani kolaylaştıralım mı, yok mu diyelim, önergelerimizi mi çekelim, artı bir dakikaları kullanmayalım, yok şu konuşmayı yapmayalım bu kanun bir an önce yasalaşsın! Kusura bakmayın, biz bu zulme ortak olamayız. Sizi de zorlayarak, belki mecbur bırakarak hiç olmazsa esnafın sesini duyma konusunda bir duyarlılığa davet ediyoruz, yaptığımız şey bu ve sizi millete şikâyet ediyoruz. Burada muhalefet partileri olarak biz esnaftan yana bir tavır koyuyoruz. Gece ikiye, üçe kadar çalışmayla ilgili bir irade ortaya...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Son kez, toparlayacağım Başkanım.
Burada iki farkı net bir şekilde ortaya koyalım: "Bu yasa çıkmamalı." diyen muhalefet partileri var, "400 bin liranın 2 milyon 186 bin lira olarak ödenmemesi gerekir." diyen bir muhalefet direnişi var ve bir taraftan da "400 bin lira 2 milyon 186 bin lira olarak ödenmesi gerekir; gerekirse gece üçe, dörde kadar, gerekirse cuma günü de çalışır bu yasayı çıkarırız." diyen bir AK PARTİ grubu var. Bizler sizin bize verdiğiniz yetki çerçevesinde ancak bu kadar geciktirebiliyoruz, ancak bu kadar feryat figan edebiliyoruz. İlk seçimde yetki verdiğiniz kişilerin elindeki yetkiyi alıp bize verirseniz biz sizin menfaatiniz doğrultusunda çalışmalar yaparız.
Ne yapalım, çözümü onlara, denetlemeyi bize verdiniz, biz de ancak denetleyebiliyoruz ve şikâyetlerinizi dile getirdiğimizi ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)