GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:94
Tarih:13.05.2026

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önümüzdeki hafta sonundan itibaren hep beraber mübarek Kurban Bayramı'yla ilgili -idari izinler dâhil olmak üzere- bir bayram sürecine giriyoruz. 27 Mayıs Kurban Bayramı'nı kutlayacağımız, idrak etmeye başlayacağımız ilk gün. Bu vesileyle, tekrar, emeklilerimizin bayram ikramiyesiyle ilgili hususu ve milletimizin beklentilerini burada tekrar dile getirmek istiyorum.

Emeklilere ikramiye hususu ilk kez 11 Mayıs 2018 tarihinde tam da bir genel seçim arifesinde muhalefetin oluşturmuş olduğu baskıyla, iktidarın seçim kazanma amacıyla atmış olduğu bir adım olarak gündeme geldi ve mayıs 2018'de bin TL her emeklimize bayramda birer olmak üzere ikramiye sözü verildi ve kanunlaştı. 2018 mayısında bin TL emeklimize ikramiye verdiğimiz zaman Diyanet İşleri Başkanlığımızın kurbanla ilgili bir çalışması vardı. Vekaleten kurban kesiyordu Diyanet İşleri Başkanlığı ve yurt içindeki kurban için belirlediği bedel 850 TL idi yani emeklimize vermiş olduğunuz bin TL'lik bayram ikramiyesi Diyanetin belirlediği 850 TL yurt içi kurban kesmeyle ilgili ücreti karşıladığı gibi bir de bu ikramiyenin yüzde 20'si de emekli vatandaşlarımızın cebinde en azından torunlarına harçlık olarak verebilecekleri bir miktar olarak kalıyordu. Geldik, sene 2026, Diyanet İşleri Başkanlığı kurban kesimiyle ilgili yurt içi bedeli ne kadar olarak açıkladı? 18 bin lira. Siz emekliye ne veriyorsunuz? 4 bin TL yani 2018'de bir emekli para artırarak bu kurbanı kesebiliyorken bugün beş emekli bir araya gelip ancak bir küçükbaş hayvan kesebilecek ücreti Diyanete veriyor. Siz kurban bedelleri 20 kat artarken ikramiyeyi 4 kat artırmayı hangi vicdana sığdırıyorsunuz Allah aşkına? Bayram ikramiyesini milletin, emeklinin bir hakkı olarak görüp ödemek başka bir şey, bir seçim sadakası gözüyle insanları âdeta hakir görerek seçime yakın bunlarla ilgili bir düzenleme yapmak bambaşka bir şey. İlla, sandığın zorunu mu görmeniz lazım milletin lehine bazı adımları atmak için. Dolayısıyla, burada tekrar harçları, vergileri, devletin alacağı her şeyi yeniden değerleme oranlarından az olmamak üzere artıran iktidar milletvekillerinin vicdanlarına seslenmek istiyorum. İlk çıktığında bir kurban kesebilecek parayı verdiniz emekliyle, bugün 5 kişi bir araya gelip bir küçükbaş hayvan bile kurban kesemeyecek bu emekli ikramiyesinden hep beraber utanmamız lazım 600 milletvekili olarak çünkü bu yasal bir düzenlemeyle yapılacak bir iş, sadece Cumhurbaşkanının takdiriyle olacak bir iş değil. Türkiye Büyük Millet Meclisinde yasayla yapılabiliyor emekli ikramiyesinin miktarı, bu emekli ikramiyesi 4 bin lira olarak kaldığı müddetçe 600 milletvekilinin tamamının bu ayıba ve vebale ortak olduğunu buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum. Bir yerlerden işaret beklemeyin, gelin, görüşülmekte olan kanun teklifinin içerisinde bir ek madde ihdasıyla emekli ikramiyemizi hiç olmazsa Diyanet İşleri Başkanlığımızın açıklamış olduğu 18 bin TL kurban bedeline hep beraber çıkaralım. Bununla ilgili Sayın Cumhurbaşkanından bir işaret ya da önderliğine ihtiyacınız olmadığını buradan bir kez daha vurgulamak istiyorum.

Bir diğer önemli husus, Türkiye Büyük Millet Meclisi kendi gündemine sahip olmalı. Kendi gündemine sahip olmak demek ne demektir? Milletin ihtiyaçlarıyla ilgilenmek manasına gelir. Sarayın, külliyenin, bürokrasinin ihtiyaçlarına göre buraya kanun getirmemek manasına gelir. Milletimiz ne bekliyor? İnfaz Yasası'yla ilgili cezada adalet, infazda eşitlik ilkesi çerçevesinde İnfaz Kanunu'nun yeniden ele alınmasına dair bütün siyasi parti grupları arasında bir mutabakat var; neyi bekliyoruz o hâlde, illa Adalet Bakanlığının bu konuda bir çalışma yapmasını mı bekliyoruz? Bu bizim işimiz, Adalet Bakanlığının işi değil ki, neyi bekliyorsunuz? Dolayısıyla gündeme hâkim olmak dediğimiz böyle bir şey. Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine Adalet Bakanı mı yön verecek yoksa milletvekilleri olarak biz mi yön vereceğiz; buradan bir işaret olarak hep beraber görebiliriz.

Bir diğer konu, öğrenci affı. Yine, bu konuda, özellikle öğrenci affını bekleyen binlerce gencimiz var, binlerce insanımız var. Bunlarla ilgili de gündemimize sahip olup bu konuyu da Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine almamız lazım. İlla Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu bu konuda bir talimat verip, bir teklif hazırlayıp imza için sizlere gönderince mi bu konuyu gündemimize alacağız? Dolayısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine sahip olması demek, öğrenci affıyla ilgili konuyu milletvekillerinin bizzat kendi gündemine almasıyla mümkün olabilir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Devam ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Bir diğer Türkiye Büyük Millet Meclisinin kendi gündemine sahip olması gereken husus çek mağdurları. Bu ülke 11 ilimizde yaşanan, işte yüzyılın felaketi olarak adlandırdığımız bir depremi yaşadı, covidi yaşadı, ekonomik krizleri yaşadı ve insanlar gerçekten çok ciddi ekonomik sıkıntılar sebebiyle imzaladıkları çekleri ödeyemediler. Hiç kimse "Benim bu borcumu silin." gibi bir talepte bulunmuyorum ama "Bu ekonomik sıkıntıları, ülkenin yaşadığı bu sorunları dikkate alarak bu borcumuzu ödeyebilecek bir imkânı yasal düzenlemeyle sağlayın." diyor. Kimi bekleyeceğiz, Adalet Bakanının bu konuda bir çalışma yapmasını mı bekleyeceğiz? Milletvekilleri olarak bizler için bir acziyet değil mi Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine gelmesi gereken bir konunun illa Adalet Bakanının lütfuyla gelmesini beklemek? Yine, TCK 158 iban mağdurları dediğimiz dijital dolandırıcılıkla ilgili husus, bunun için de mi Adalet Bakanının gündeme getirmesini bekleyeceğiz? Bu bizim işimiz, Adalet Bakanının işi değil ki.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Devam ediyorum Başkanım.

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Yine Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığımızın Başkanlığında bir komisyon kuruldu. Meclis Başkanımız övünerek şunu ifade etti: "Bu konular ilk kez Türkiye Büyük Millet Meclisi zemininde konuşuldu ve artık bu sürecin sahibi Türkiye Büyük Millet Meclisi." E, ne yapıyoruz biz? Sayın Devlet Bahçeli hemen hemen her hafta grupta çağrıda bulunuyor. Siz ne yapıyorsunuz? Kulağınızın üstüne yatıyorsunuz. Gazetelere bile ismi açıklanmayan AK PARTİ'li bir yetkiliye dayanılarak haberler yapmakla imtinadır. Ya, koskoca grup içerisinde, koskoca parti içerisinde çıkıp bu süreçle ilgili ismini vererek açıklama yapacak tek bir AK PARTİ'li yetkili arkadaşımız yok mu? Niye "AK PARTİ'li yetkililerden alınan bilgilere göre." diye biz bu konuları değerlendirmek durumunda kalıyoruz? Hani sürecin sahibi Türkiye Büyük Millet Meclisiydi? O hâlde, nerede? Bu sürecin sahibi olması gerekenler boynunu uzatmış Külliye'den gelecek bir emir ve talimatı mı bekleyecek?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Devam ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Bu mudur Türkiye Büyük Millet Meclisinin kendi gündemine sahip çıkması?

Bir diğer önemli husus, esnaflarımızın ve KOBİ'lerimizin güya vergi borçlarını yapılandırmayla ilgili, bir kanun teklifini Maliye Bakanı buraya gönderiyor. Bu af yetkisi kimin elinde? Türkiye Büyük Millet Meclisinin elinde. Kim engel koyuyor? Sayın Mehmet Şimşek diyor ki: "Asla böyle bir şey olmayacak." Mehmet Şimşek kimin adına söylüyor, Allah aşkına! Ben utanıyorum bir milletvekili olarak benim irademin yerine geçip Mehmet Şimşek'in "Böyle bir düzenleme olmayacak." demesinden. E, burada AK PARTİ'li arkadaşlarımız da eminim, bundan hicap duyuyorlardır. O hâlde, Mehmet Şimşek'e dememiz lazım ki: "Sen kim oluyorsun? Yürütmeyle işine bak! Biz, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, milletin ihtiyacı olan, esnafın ihtiyacı olan bu yapılandırmayı yapabilecek kudrete ve güce sahibiz." Bunu gösterelim Maliye Bakanına. Niye Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemini Maliye Bakanı belirliyor? Niye biz esnafın sorunlarını burada oturup hep beraber değerlendiremiyoruz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Toparlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Tamamlayın, lütfen

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Niçin oradan işaret bekliyoruz?

Bir diğer garabet şu: Sayın Maliye Bakanınız ve sizler orta vadeli plan ya da bütçe görüşmelerinde ne diyorsunuz? "Enflasyon tek haneye düşecek, faizler de düşmeye devam edip tek hanelere düşecek." Peki, altı yıllık bir yapılandırma getiriyorsunuz, yetmiş iki ay, bu borçları tecil ederken hangi faiz oranını getiriyorsunuz? Altı yıl boyunca yüzde 39 tecil faiziyle esnafın vergi borçlarını öteliyorsunuz. Yani siz de altı yıl boyunca faizlerin yüzde 39'un altına düşmeyeceğine inanıyor olmalısınız ki esnafa yüzde 39 faizli altı yıllık bir yapılandırma getiriyorsunuz. Eğer gerçekten faiz altı yıl boyunca yüzde 39'un altına inmeyecekse bile bile vatandaşa yalan söylüyorsunuz, yok inecekse bile bile vatandaşa zulüm ediyorsunuz. Bu ikircikli yapınızdan kurtulmanız lazım. Bir karar verin, enflasyon düşecek mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Son kez, toparlıyorum Sayın Başkanım, müsaadeniz olursa.

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Bir karar verin değerli AK PARTİ'liler, bu millete doğru olmayan bilgiler vermeye gerek yok. Enflasyon ve faiz tek haneli rakamlara mı inecek, yoksa biz hâlâ altı yıl boyunca yüzde 39 ve civarında enflasyon ve faizi yaşamaya devam mı edeceğiz? Dediğim gibi, eğer enflasyon tek haneli rakamlara, faiz tek haneli rakamlara inecekse altı yıl boyunca yüzde 39 faizle esnafın borçlarını yapılandırarak bu zulmü esnafa niye yapıyorsunuz? Yok, tek haneli rakamlara düşmeyecekse esnafın, KOBİ'lerin gözünün içerisine baka baka bu yalanı niçin söyleme ihtiyacı hissediyorsunuz? Bu ikilemden kendinizi de ülkeyi de kurtarmanız lazım ve bu konuda dürüst olmanız lazım. Hem "Faiz haramdır, nas bize faizi yasaklıyor." diyeceksiniz hem de tutup altı yıl boyunca esnafa, binlerce dar gelirli insana yüzde 39 faiz uygulayacaksınız; bunun adı ikiyüzlülükten başka bir şey değil diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.