| Konu: | Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 93 |
| Tarih: | 12.05.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA SADULLAH KISACIK (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Bu kürsüden defalarca 28'inci Dönemde gelen kanun tekliflerinin hep sermaye yararına olduğunu belirtmiş, bir kere de halkın faydasına, halkın yararına, halk için kanun getirin de şurada gönül rahatlığıyla bir oylayalım demiştim. Maalesef, yine, bugün burada sermaye yararına olan bir kanun teklifinin görüşmelerine başlıyoruz. Bu kanun teklifinde esnaflarımızın büyük beklentisi vardı, esnaf ve işverenlerimiz ticaretini kilitleyen, iş yapamaz hâle getiren "Vergi ve SGK borçlarına bir yapılanma gelir mi acaba?" beklentisi içindeydi, onun için gözü kulağı hep geçen hafta Plan ve Bütçe Komisyonundaydı, maalesef o beklenti Plan ve Bütçe Komisyonunda gerçekleşmedi. Şimdi, esnaf ve işverenlerimizin gözü kulağı Türkiye Büyük Millet Meclisinde, bir yanlıştan dönülmesini, bir yanlışa "Dur!" denilmesini bekliyor ve vergi ve SGK borçlarına acil bir yapılanma bekliyor.
Şimdi, esnafımız hayal kırıklığı yaşadı. Neden? Çünkü getirdiğiniz bu teklifte teminatsız tecili otuz altı aydan yetmiş iki aya çıkartıyorsunuz, teminatsız tecil miktarını da 50 bin TL'den 1 milyon TL'ye çıkartıyorsunuz yani değişen bir şey yok. Yine esnafa faiz tuzağını devam ettiriyorsunuz bakın. Dolayısıyla halkın beklentisi, esnafın beklentisi, işverenin beklentisi bu değil değerli arkadaşlar.
Şimdi, amme alacaklarına ilişkin düzenlemelerde temel amaç borcun tahsilini mümkün kılarken mükellefin de ödeme gücünü artırmaktır. Bu denge Genel Başkanımız Sayın Ali Babacan'ın ekonomiyi yönettiği dönemde çıkarılan yapılandırma kanunlarında gözetilmiştir. Geçmiş dönemde yapılan yapılandırmalarda borcun faiz yükü enflasyona endeksli olarak önemli ölçüde azaltılmış, yerine daha makul bir tecil faizi getirilerek vatandaşın borcunu gerçekçi koşullarda ödeyebilmesi sağlanmıştır. Yani sistem, borcu büyüten değil, borcu tasfiye etmeyi kolaylaştıran bir anlayış üzerine kurulmuştu ama bugün bakıyoruz, şu anda getirdiğiniz kanun teklifi borcu büyüten, esnafı, işletme sahiplerini borç tuzağına çeken bir anlayışla geliyor. Bu kanun teklifinde tecil faizi yüzde 39.
Bakın, değerli arkadaşlar, 2025 yılında Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi yüzde 27,67. Peki, siz esnafın vergi borcuna ne kadar gecikme faizi uyguluyorsunuz? Yüzde 44. Şimdi bunu soruyorum size: Bu adil mi? Yani Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi yüzde 27,67 iken yüzde 44 gibi bir oranla gecikme faizi uygulamak sizce adil mi? Size bir şey söyleyeyim mi, siz esnafı gözden çıkarmışsınız; net söylüyorum, esnafı gözden çıkarmışsınız. Esnaf bağıra bağıra batıyor ama duymuyorsunuz, dükkânların ışığı birer birer sönüyor ama görmüyorsunuz. İnsanlar yılların emeğini, alın terini, umutlarını kaybediyor ama siz iktidar olarak hiçbir şey yapmıyorsunuz. Bakın, esnaf kira altında eziliyor, elektrik faturası altında eziliyor, vergi altında eziliyor, POS kesintileri altında eziliyor, faiz yükü altında eziliyor ve en acısı nedir, biliyor musunuz? Esnafı ezilmek, zarar etmek yıldırmıyor, inan ki bizim esnafımız dayanıklı, kanaatkâr, yıldırmıyor, esnafı ne yıldırıyor biliyor musunuz? Esnafı unutulmak yıldırıyor, unutulmak. Bakın, bugün, iktidar, esnafı, işvereni, işletme sahiplerini unutmuştur. Bunun yanında, esnafa sahip çıkması gereken, bugünlerde esnafın yanında olması gereken Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu maalesef esnafın yanında değildir, esnafı onlar da unutmuştur, onlar da yalnız bırakmıştır; işte, esnafı bu yıldırıyor bu. (YENİ YOL sıralarından alkışlar) Yoksa, bizim esnafımız bu cumhuriyet tarihinde birçok badire atlattı, birçok yokluk gördü, birçok kriz gördü, inan bunu da atlatır ama hiçbir dönemde esnaf bu kadar yalnız, bu kadar çaresiz, bu kadar kendi kaderine terk edilmemişti, net söylüyorum.
Değerli arkadaşlar, şunu söyleyeyim: Siz esnafın kıymetini bilmiyorsunuz. O kıymetini bildiğiniz uluslararası tefecilerin, parasını yurt dışına kaçıranların, kara paracıların paraları bugün gelir, yarın zoru görünce bavulu toplar gider ama şunu söyleyeyim, giden esnaf bir daha geri gelmez, sönen o dükkân ışığı bir daha geri açılmaz; esnafının o umutları, alın teri bir daha ayağa kalkamaz. Bakın, ne yaptığınızın farkına varın; esnafı yalnızlığa, çaresizliğe terk etmekle ne yaptığınızın burada farkına varın.
Şimdi, kanun teklifinin geneline yine baktığımızda, bakın, bu kanun teklifinde anayasal eşitlik ilkesi, vergi adaleti, kamu mali disiplini ve idarenin denetimi açısından büyük sorunlar vardır. Teklif, geniş toplum kesimlerinin vergi yükünü hafifletmek yerine yüksek gelirli yabancı yatırımcılar, büyük sermaye grupları, finans kuruluşları ve belirli teknoloji şirketleri lehine kapsamlı vergi istisnaları getirerek vergi sistemini sosyal adaletten uzaklaştırmaktadır. Bakın, sosyal adalet hep sermaye lehine devam ediyor değerli arkadaşlar. Sonuç olarak, bu kapsamda, Anayasa’nın 73'üncü maddesinde güvence altına alınan mali güce göre vergilendirme ve vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı ilkelerine de aykırılıklar içermektedir. Vergi politikası kamusal hizmetlerin finansmanını sağlamak yerine, seçilmiş ekonomik aktörlere ayrıcalık tanıyan bir teşvik mekanizmasına maalesef dönüştürülmektedir.
Şimdi, yine, bu kanun teklifi Plan ve Bütçe Komisyonuna geldiğinde ihracat yapan üretici firmaların kurumlar vergisinin yüzde 25'ten yüzde 9'a düşürülmesi yönünde bir madde vardı ama Plan ve Bütçe Komisyonunda yine bizlerin itirazlarıyla -çünkü orada bir anayasal eşitsizlik vardı yani siz ihracat yapan firmanın kurumlar vergisini düşürüyorsunuz ama kendi rakibi sadece iç piyasaya mal satıyorsa aynı zamanda orada da bir eşitsizlik yaratıyordu o madde- son dakikada verilen teklifle kurumlar vergisi tüm imalatçı firmalar için yüzde 25'ten yüzde 12,5'a çekildi. Dolayısıyla biz bu vergi indirimini doğru buluyoruz; en azından bu dönemde kurumlar vergisinin belirli bir yükü firmalarımızın üzerinden, esnafımızın üzerinden alınmış oldu. Yalnız şunu söyleyeyim; bu ekonomi politikası eğer böyle giderse ileride vergi alacak esnaf, işveren, işletme de bulamayacağız. Zaten son beş yıla baktığımızda, firmalarımızın, işletmelerimizin, esnaflarımızın kârında çok büyük gerilemeler olduğunu görüyoruz, zarar miktarlarının arttığını görüyoruz. Ekonomik görünüm gittikçe daha da bozuluyor ama bununla ilgili ne ekonomi politikası ne ticaret politikası hiçbir şey değişmiyor. Göz göre göre bir resesyon girdabının içerisinde sürüklenip duruyoruz, bakın, değerli arkadaşlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
SADULLAH KISACIK (Devamla) - Teşekkür ediyorum Başkanım.
Ama şu anda iktidarın tek derdi: "Ya, ben sıcak parayı nasıl getiririm de günü kurtarırım?" Tek amacınız günü kurtarmak. Ya, bugünü kurtardınız, yarın kurtardınız, geleceği nasıl kurtaracaksınız değerli arkadaşlar? Bakın, amacınız biraz gelecek olsun, geleceği görün. Şu sıcak paraya elleri açıp da asıl, doğrudan yatırıma ülkeyi kapatmayın. Bakın, doğrudan yatırımlara bakın, 2 milyar dolara kadar düşmüş durumda. Bir zamanlar 20 milyar dolar olan doğrudan yatırım miktarı 2025 yılında 2 milyar dolarlara düştü değerli arkadaşlar. Bakın, bu, bizim ekonomimizin ne kadar derin bir resesyon içerisinde, güvensizliğin ne kadar büyük olduğunun net bir şekilde ifadesi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SADULLAH KISACIK (Devamla) - Bu kapsamda sadece sıcak paraya değil, sadece varlıklı olanlara değil, esnafa, dar gelirliye de gerekli desteği vermenizi diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)