GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:93
Tarih:12.05.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA BÜLENT KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun teklifi farklı kanunlarda vergi, teşvik, finans, yatırım ve kamu alacaklarının tahsiline ilişkin düzenlemeleri kapsamlı bir şekilde, bir teklif olarak önümüze sunan bir kanun teklifidir.

Teklifin gerekçesine baktığımızda, yatırım ortamının iyileştirilmesi, uluslararası rekabet gücünün artırılması, döviz girişinin hızlandırılması, üretimin ve ihracatın desteklenmesi gibi hedeflerin öne çıkarıldığını görüyoruz. Elbette Türkiye'nin yatırıma ihtiyacı var. Elbette üretimin, ihracatın, teknolojinin, nitelikli hizmetlerin desteklenmesinin önemli olduğunu bizler de biliyoruz ancak bir kanun teklifini değerlendirirken yalnız gerekçesinde yazılan güzel cümlelere değil, bu teklifin kime ne getirdiğine, kimi dışarıda bıraktığına ve hangi toplumsal ihtiyaca cevap verdiğine bakarak bir değerlendirmede bulunmak durumundayız. Bu teklifin genelinde ne yazık ki yine aynı tabloyla karşı karşıyayız. Büyük sermaye için uzun süreli vergi istisnaları, yabancı yatırımcılar için özel avantajlar, İstanbul Finans Merkezi için geliştirilen ayrıcalıklar, kayıt dışı varlıklar için vergi barışı ama bu ülkenin yükünü omuzlayan esnafa, küçük işletmeye, borç sarmalındaki KOBİ'lere, maliyetin altında ezilen çiftçiye maalesef her zamanki gibi hiçbir destek yok. Yani maalesef bu iktidar vergiyi fakirden toplamaya devam edip zenginlere, sermaye sahiplerine de ya vergi istisnaları ya da teşviklerle bu bütçeye katkıda bulunmadan bu milletin sırtından ha bire zenginleştikçe zenginleşme fırsatı veriyor. Bugün Anadolu'daki esnafın en temel beklentisi şudur: Bütün milletvekilleri gittiği zaman, esnafın karşısında da poz verdiğiniz zaman şunu net bir şekilde göreceksiniz: Esnaf sizden vergi borcunu, SGK prim borcunu, gecikme zammını ve faiz yükünü ödeyebilir hâle getirecek bir kapsamlı yapılandırma beklemektedir. Esnaf sizden bunları beklerken siz ne yapıyorsunuz? Uluslararası sermayelerle "Aman aman, buraya bir an önce para getirin." pazarlıklarının içerisine giriyorsunuz. Zaten Maliye Bakanınızı ya Londra'daki finansörlerle konuşurken görüyoruz ya da Körfez'deki sermayeyle konuşurken görüyoruz ama Anadolu'da bir sanayi sitesinde, Anadolu'da bir KOBİ toplantısında, ihracat yapan toplantılarda maalesef Hazine ve Maliye Bakanını göremiyoruz.

Bu teklifin 1'inci maddesinde 6183 sayılı Amme Alacakları Hakkındaki Kanun'da tecil süresini otuz altı aydan yetmiş iki aya çıkaran bir sınırlı yetki düzenlemesi var. İlk bakışta bu düzenleme otuz altı aylık bir ödeme süresini yetmiş aya çıkardığı için bir kolaylık olarak görülebilir fakat meseleye yakından baktığınız zaman şunu net bir şekilde görmeniz lazım: Yüksek faizlerle şişmiş olan esnafın ödeyemeyeceği bu ağır yükü otuz altı aya yaysanız ne olur, yetmiş iki aya yaysanız ne olur! Esnaf altında bulunduğu bu yükten kurtulmaya çalışırken siz diyorsunuz ki: "Yükü taşımaya devam et ama sırtındaki bu yükü yetmiş iki ay boyunca taşıyacak bir düzenlemeyi ben sana lütuf olarak yapıyorum." Yani esnafın yükünü hafifletmiyorsunuz, sadece esnafın sırtında taşıdığı bu yükün süresini uzatıyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, bir borcu yetmiş iki aya yaymak, başlı başına vadelendirmek eğer faiz yükünü azaltmıyorsanız, eğer ödeme şartlarını kolaylaştırmıyorsanız bir imkân değildir. Bu esnafın ihtiyacı olan şey, borcunun katlanarak büyümesi değil, borcunun ödenebilir hâle gelmesidir. Esnaf bugün mal almakta zorlanıyor, rafını yenilemekte zorlanıyor, kirasını ödemekte zorlanıyor, çalışanın ücretini ödemekte zorlanıyor. Elektrik, doğal gaz, BAĞ-KUR, akaryakıt, kira, finansman maliyeti, vergi ve prim yükü altında, maalesef, nefes alamıyor. Satışlar düşmüş, tahsilat zorlaşmış, krediye ulaşmak pahalı hâle gelmiş. Böyle bir ortamda, bu kadar sıkıntı çeken esnafa siz el uzatmıyorsunuz ama ne yapıyorsunuz? Kara parası olanlara "Ne olursa olsun parayı bu ülkeye getir, sana her türlü vergi istisnasını tanıyacağım." diyorsunuz. Ya, siz, bu millete iyilik yapmak istiyorsanız, bu esnafın ağır faiz yükü altında birikmiş olan borçlarının hiç olmazsa faizlerini silin de anaparasını ödeyebilecek şekilde bir yapılandırma yapın. Esnafın beklentisinin bu olmadığını çok iyi bilin. Esnaf sizlere sesleniyor sizler duymasanız bile: "Gecikme zammını ve faizini silin." diyor, "Borçlarımı ödeyebileceğim bir takvim oluşturun." diyor, "Beni yeniden sisteme kazandırın." diyor, "Ben zaten ödeyemiyorum, siz otuz altı ayı yetmiş iki aya çıkarmakla beni sisteme kazandıramazsınız." diyor. Bu teklif, esnafın maalesef taleplerine cevap veren bir teklif değil. Dolayısıyla gelin, burada, esnafın borçlarının ve ağır faiz yükünün yeniden yapılandırılmasıyla ilgili bir düzenlemeyi bu kanun teklifinde bir değişiklik önergesiyle hep beraber yapalım diyoruz.

Teklifle esnafın talebine cevap vermediğiniz gibi, her zamanki gibi kulağınızı sermayeye kabartıyorsunuz ve onların taleplerini yerine getiriyorsunuz. Burada açık bir adaletsizlik var; vergisini zamanında ödemeyen esnafa yüksek gecikme zammı ve tecil faizi uygularken diğer taraftan da "varlık barışı" adı altında kaynağı belirsiz paraların düşük oranlarla sisteme sokulacak bir sistemin önünü açıyorsunuz.

Teklifin 10'uncu maddesinde bir düzenlemeyle yeni bir varlık barışı meydana getiriyorsunuz, daha önce zannedersem 8 kez getirdiniz. Bu ülkeye kara para getire getire nihayetinde ülkeyi bir kara para ülkesi hâline getirdiniz maalesef. Şunu hiçbir zaman unutmayın ki sermaye kirli olursa o ülkede siyasetin ahlakı da kirli olur, siyasetçi de kirli olur, vatandaş da kirlenir. Siz siyasetin arınmasını istiyorsanız ilk yapmanız gereken şey, kirli parayla aranıza bir mesafe koymak. Yurt dışında veya yurt içinde bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının belirli oranlarla bildirilerek sisteme dâhil edilmesinin önünü açıyorsunuz, üstelik, bildirilen varlıklara ilişkin "getir parayı" diyerek herhangi bir vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapmama konusunda da parayı getirecek bu kara para sahiplerine âdeta ödül veriyorsunuz. Paranın kaynağını sormuyorsunuz "Yeter ki parayı getirin." diyorsunuz. Bu felsefe ne felsefesidir arkadaşlar? Biliyor musunuz ki "Helal-haram, ver Allah'ım, senin kulun yer Allah'ım." felsefesini bu ülkeye hâkim kılmaya çalışıyorsunuz. Biz ise, evet, paranın dini, imanı olmaz ama paranın helali ile haramı arasındaki farkı bilmeyenler bu milletin boğazından haram lokma geçirmeyle ilgili herhangi bir hassasiyet taşımıyor diye düşünmek durumunda kalıyoruz. Onun için, gelin, bu ülkeyi bir kara para ülkesi olmaktan çıkaralım. Fuhuş gelirleri, kumar gelirleri, kaçakçılık, her türlü rezillikten elde edilmiş paralarla "Helal-haram fark etmez, yeter ki para gelsin, biz yeriz." anlayışıyla bu milleti mecbur hâle getirmeyin. Bu millet helal paralarla da bu ülkeyi çok rahat çevirebilir; yeter ki siz esnafın, çiftçinin, ihracatçının, üreticinin yanında durun. Ama siz ne yapıyorsunuz, kısa vadeli sıcak para ilişkileri için bu ülkeyi âdeta sıcak paranın faizle kısa vadede kâra dönüşebileceği bir faiz ülkesi hâline getiriyorsunuz. Nerede sizin faiz hassasiyetiniz? Hani "Nassın olduğu yerde sana, bana laf söylemek düşer mi?" anlayışınız nerede? Hani daha yüzde 8,5 iken bile "Bu can bu bedende olduğu müddetçe bu faizi asla kimse yükseltemeyecek, daha da aşağı çekeceğiz." diyordu Cumhurbaşkanımız, ne oldu? Üç sene önce seçime giderken bu milletin yüzüne baka baka oy istemek için "Biz faizi yükseltmeyeceğiz." diyen iktidarınız bugün faizi kaçlarda tutuyor? Yüzde 38'lerde. Nerede faiz hassasiyetiniz, nerede nas hassasiyetiniz? Biz bunları dile getirince de maalesef herhangi bir cevap veremiyorsunuz ama biz ısrarla bu sözleri size hatırlatmaya devam ediyoruz ve yine, helal 4'ün haram 5'ten büyük olduğunu tekrar Erbakan Hocamızın sözleriyle sizlere hatırlatıyoruz. Unutmayın, her zaman 5 4'ten büyük değildir, helal 4 lokma haram 5 lokmadan elbette daha büyüktür. Helal 4 liralık sermaye, haram 5 liralık kara paradan çok çok daha faziletlidir, onurludur ve bu millete fayda getirecek bir şeydir. Gelin, bu ülkeyi uyuşturucu baronlarının, bu ülkeyi kara para aklayıcıların, bu ülkeyi fuhuş gelirlerinin merkezi hâline getiren ve bu milletin rızkını bu kara paralara muhtaç bırakan bir ülke ayıbını yeniden işlemekten kurtarın. Bu ülkenin elinde son derece geniş imkânlar ve kaynaklar var; tek problem, sizin kara paraya teslim olan acziyetçi bir ekonomi anlayışınızdır. Bu ülkeyi bu hâle siz getirdiniz, namerde, kara paracıya, uyuşturucu paralarına bu ülkeyi siz mahkûm ettiniz. Eğer bu ülkenin hazinesini, bu ülkenin paralarını doğru bir şekilde kullanabilseydiniz bugün bu milleti ite kopuğa, kara paracılara, uyuşturuculara muhtaç etmeyecektiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

BÜLENT KAYA (Devamla) - Onun için, bir, vergi barışıyla ilgili hususu -önümüzde henüz süre var- gelin hep beraber yeniden ele alalım ve yine buradan AK PARTİ'li milletvekili arkadaşlarıma sesleniyorum: Sizler de gittiğiniz yerde eminim vicdanınız var ve görüyorsunuz, esnaf bu paraları ödeyemez. Ha, seçime yakın yeni bir yapılandırma, vergi affı getireceğinizden de adım gibi eminim ama siz bu milleti inim inim inletip seçim senesi bir vergi barışı getirerek o insanların oylarını almak için bu eziyeti ta seçim senesine kadar çekmelerinin önünü açıyorsunuz.

Onun için, gelin, Allah rızası için bir sefer de oyu düşünmeyin, bu esnafı, bu milleti düşünün ve bu yapılandırmayı seçim senesini beklemeden bugünden yapalım, bu esnafı bu ağır faiz yükünden kurtaralım diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)