GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:92
Tarih:07.05.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA CEMALETTİN KANİ TORUN (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Somali'yle imzalanan uluslararası anlaşma üzerine söz aldım, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Afrika ve özelde Somali hakkında söylenecek pek çok şey var ama konuşmama başlamadan önce bu kürsüden bir serzenişimi dile getirmek istiyorum. 2011 yılı Ağustos ayında zamanın Başbakanı Sayın Erdoğan'ın Mogadişu ziyareti sonrasında Afrika'da yaptığım çalışmalar sebebiyle Somali'ye Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi olarak atandım ve Dışişlerinden gönüllü bir ekiple göreve başladık. Ülkedeki faal tek büyükelçilik olarak iç savaşın içinde tabiri caizse kelle koltukta görev yaptık. İç savaşın sona ermesine yönelik tüm müzakere görüşmelerinde ülkemiz adına bizzat yer aldım. Büyükelçiliğimiz bombalandı, suikastler atlattık, ağır hastalıklar geçirdik, Somali'de Büyükelçilik kurduk, birçok projeyi başlattık ve hayata geçirdik. Bugün Somali'de var olan askerî üst dâhil bütün projelere benim zamanımda başlanmıştır, bir kısmını ben tamamladım, bir kısmı da benden sonra tamamlandı. Somali'yle olan ilişkilerimizi önemli bir seviyeye getirerek görevimizi başarıyla bizden sonraki arkadaşlara devrettik. Ben burada Afrika hakkında yaptığım her konuşmada Sayın Cumhurbaşkanının hakkını teslim ettim, bundan hiç rahatsız olmadım, gocunmadım, geçmişi orada, yapılanları inkâr edecek değilim. Ancak gelin görün ki Somali'nin haritada yerini gösteremeyecek isimler sırf AK PARTİ'li oldukları için konferanslara, toplantılara, ziyaret ve organizasyonlara davet edilirken ben katkı sunma şansım varken muhalefet milletvekili olduğum için devletin faaliyetlerinden dışlanıyorum.

Değerli arkadaşlar, benim Somali ve dahası Afrika'yla olan münasebetim büyükelçilikle başlamadığı gibi onunla da bitmedi. Benim Somali'yle temas kurmak için bir platforma da ihtiyacım yok. Hâlâ yaptığım yayınlar orada takip edilir, siyasetçi ve bürokratlarla burada ve orada görüşmeler yaparız. Maalesef AK PARTİ siyaseti git gide kadirşinaslığı unuttu, nobranlık norm oldu.

Değerli milletvekilleri, 2011 yılında Sayın Erdoğan'ın ziyaretiyle Somali'de yeni bir sayfa açıldı. Burada Türkiye özgün bir politikayla çok önemli çalışmalar yaptı. 250 bin Somalilinin açlıktan hayatını kaybettiği, o yıllardan bu yana Türkiye'nin yaptığı insani yardımlar yaklaşık 1 milyar doları buldu. TİKA, Kızılay ve sivil toplum kuruluşları aracılığıyla eğitim, sağlık, kapasite geliştirme ve altyapı alanlarında kapsamlı programlar yürüttü. Mogadişu Havalimanı terminal binası, kentin ana yolları, hastaneler, devlet binaları inşa edildi ya da restore edildi. Bunların bir kısmını bizim şirketlerimiz yaptılar. Türk Hava Yolları Mogadişu'ya sefer düzenleyen tek uluslararası hava yolu şirketi oldu. 2017'de açılan TURKSOM Askerî Eğitim Üssü ise Türkiye'nin sınırları dışındaki en büyük askerî tesisi olarak Somalili askerlerinin yetiştirilmesinde belirleyici rol üstlendi. Burada özellikle ordunun en kritik yerlerde görev yapan subaylar Türkiye tarafından eğitildiler.

Ekonomik boyutu ise somut verilerle görmek gerekiyor. Türkiye'nin Somali'ye ihracatı 2011-2021 arasında 3,5 milyon dolardan 273 milyon dolara yükseldi. Türk şirketlerinin doğrudan yatırımları 100 milyon doları aştı. Bu rakamlar kendiliğinden oluşmadı. Bunlar uzun vadeli ve çok aktörlü bir taahhüdün meyvesidir. Yapılan yatırımların tek taraflı bir kazanca yol açtığı da Türkiye'nin orada "vesayet, sömürge" gibi sıfatlarla bulunduğuna dair iddialar da asla gerçeği yansıtmıyor.

Afrika Boynuzu'nun jeopolitik önemi gün geçtikçe daha net anlaşılır oldu. Türkiye'nin orada yaptığı ticari faaliyetlerden petrol arama çalışmalarına kadar attığı her adım "kazan-kazan" politikalarına dayanmaktadır. Emperyal bir heves taşımadığı gibi Türkiye'nin bölgedeki varlığı emperyal güçlere mâni olması anlamında bir önleyici güç mahiyeti taşımaktadır.

Bugün üzerinde konuştuğumuz büyükelçilik binasının inşa edilmesi karşılıklı bir anlaşmanın neticesidir. Somali topraklarında kurduğumuz büyükelçiliğin arsası -ki Türkiye Cumhuriyeti'nin dünyadaki en büyük büyükelçiliğidir- Somali tarafından bedelsiz olarak verildi. Mütekabiliyet gereği verilmiş bir ayni desteğin problem olduğunu da düşünmüyorum.

Geçtiğimiz hafta Resmi Gazete'de yayımlanan Somali'ye 30 milyon dolarlık hibe konusu da gündemi epeyce meşgul etti. Konuşmamın son kısmında bu hibe desteğinin taşıdığı anlamı Somali'nin içinde bulunduğu siyasi atmosferle izah etmek istiyorum.

Somali gibi iç savaştan çıkmış ülkelerde devlet yapısının oturabilmesi için, güvenlik başta olmak üzere diğer kurumların ayakta kalabilmesi için, sürekliliğin sağlanabilmesi için insani yardımlar dışında doğrudan devlete, bütçeye nakit yardım desteği ihtiyacı vardır. Biz 2013 yılının Nisan ayında bir bütçe desteği başlattık, zaman zaman da bu yardımlar devam etti. Somali'yle olan gönül bağımız ve kardeşlik hukukumuzun yanı sıra devletler arasında kurulan uzun soluklu ilişkiler elbette bu ülkelerin istikrarıyla sıkı sıkıya bağlıdır. Şirketlerimizin orada çalışmaları var, kurduğumuz ticari bir kapasite var, petrol çıkarılması gibi ortak yürütülen projeler var. Bakın, ABD merkezli Bloomberg uluslararası haber kuruluşunun haberine göre Türkiye'nin füze atış testleri de Somali'de yapılacak. Bu hepimizin takdir edeceği bir gelişmedir, bunların sürekliliğini korumak durumundayız.

Değerli milletvekilleri, son yapılan destek zamanlama açısından -yani 30 milyonluk destekten bahsediyorum- bizce birtakım sorunlar doğurma ihtimali barındırmaktadır. Malumunuz, Somali yirmi yıllık bir fetret dönemi yaşadı, 1991 ile 2011 yılları arasında yönetilemeyen bir devletten söz ediyoruz, daha doğrusu bir devlet yoktu. 2012 Haziranında İstanbul'da yaptığımız Somali konferansıyla geçici yönetimlerden kalıcı bir yönetime geçişi beraberce sağladık, sonrasında 3 seçim yapıldı ve iktidar barışçıl bir şekilde el değiştirdi. Birleşmiş Milletler örgütünün yıllığında bakın ne diyor: "İç savaş içindeki Somali'de yirmi yıldır yapılamayan şey başarıldı ve 2012 yılında ilk kez demokratik bir seçimle yeni Cumhurbaşkanı seçildi." O gün ben de o salondaydım, orada en güçlü 2 Cumhurbaşkanı adayına biz Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak ne dedik? "Hanginiz seçilirse seçilsin biz taraf değiliz." Biz kime tarafsız? Somali halkına tarafız, bu nedenle iç savaşı körükleyecek taraf bizi karşısında bulur. AK PARTİ iktidarı bugün bu politikayı sürdürmek zorundadır; biz Somali halkının tarafıyız, kim seçilirse seçilsin, iç savaşı körükleyecek tarafın karşısındayız. Şimdiye kadar seçimler aşiretlerden dolaylı olarak seçilen milletvekilleri eliyle yapıldı. Son yıllarda demokratik adımların atılmasına yönelik bir konsensüs var, tüm vatandaşların oy kullanmasına yönelik bir sistem getirilmek isteniyor. Bu elbette güzel bir gelişme ancak Somali'de Meclisin yasal süresi 14 Nisanda, geçtiğimiz nisanda doldu. Mevcut Cumhurbaşkanı Sayın Hasan Şeyh Mahmud'un görev süresi de 15 Mayısta doluyor yani çok yakın, bir hafta sonra. 15 Mayıstan sonra ülkedeki muhalefet Sayın Hasan Şeyh Mahmud'u tanımayacaklarını, o tarihten itibaren sıradan bir vatandaş olarak muamele göreceğini söylüyor. Cumhurbaşkanı Sayın Hasan Şeyh Mahmud ise, Anayasa'yı değiştirdiğini ve görev süresini uzattığını ifade ederek Cumhurbaşkanlığı makamında kalmaya devam etmek istiyor. Bunun zor kullanarak yaptığı takdirde korkarım Somali'de kan dökülecek.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'ye ve Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan'a karşı tüm Somali halkının ciddi bir sempatisi ve saygısı var. Siyasi çizgisi ve mensup olduğu kabile fark etmeksizin herkes sevgi ve muhabbetle bakıyor. Türkiye'nin yapması gereken teenniyle hareket ederek tarafları itidale davet etmek ve barışçıl bir şekilde seçimlere gidilmesi konusunda telkinlerde bulunmaktır. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan'a buradan sesleniyorum: Somali'de tarafların bir masa etrafında toplamak için bir özel temsilci görevlendirin. Türkiye'ye ve şahsınıza yönelmiş bu sevginin iktidar kavgasına alet edilerek parçalanmasına izin vermeyin. Somali özelinde tüm Afrika gelecek yüzyılın parlayan kıtası olacaktır. Türkiye gibi kardeşlik hukukuyla hareket eden bir ülkenin burada olmasını Afrika halkının bağımsızlık mücadelesine destek olarak birlikte kalkınma ilkesini hayata geçirmesini her zaman çok kıymetli buluyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun lütfen.

CEMALETTİN KANİ TORUN (Devamla) - Umarım Türkiye'nin Afrika vizyonu çok daha kapsamlı projelerle sahadaki konumunu güçlendirir.

Bu duygularla heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)