| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 92 |
| Tarih: | 07.05.2026 |
ASU KAYA (Osmaniye) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; depremin yıktığı şehirlerden biri olan Osmaniye Milletvekili bir depremzede olarak iktidarınızın çözüm diye sunduğu ama altında mülkiyet gasbı ve denetimsizlik yatan teklifin 28'inci maddesi üzerine söz almış bulunuyorum.
Madde, depremzedelerin konut üretmek amacıyla çektiği kredilerin hacze konu olmaması bakımından olumlu gibi görünse de mesele sadece burada bitmiyor. Asıl mesele, bu maddenin arkasına gizlenmiş büyük bir yetki ve kaynak devridir. Bu düzenlemeyle Kentsel Dönüşüm Başkanlığı artık sadece bir koordinasyon kurumu değil kredi veren, borçlanan, konut üreten, konut satan devasa bir mali yapıya dönüştürülüyor. (CHP sıralarından alkışlar) Tabii, buradan soruyoruz: AFAD dururken, TOKİ dururken, Bakanlık dururken Kentsel Dönüşüm Başkanlığı neden bu kadar olağanüstü yetkilerle donatılıyor? Ve bu yapı ne TOKİ gibi özel bütçeli ne de klasik anlamda şeffaf ve denetlenebilir bir kamu kurumu.
CEVDET AKAY (Karabük) - Kamu bankalarından kredi de alabiliyor Sayın Vekilim.
ASU KAYA (Devamla) - Yani ne yapıyorsunuz siz? Yetkiyi veriyorsunuz ama denetimi ortadan kaldırıyorsunuz. 2025 sonunda çıkardığınız 7566 sayılı Kanun'la bu Başkanlığa bir de iç borçlanma yetkisi verdiniz. Üstelik bunu geriye dönük 1 Ocak 2025'ten itibaren geçerli saydınız. Yani bu ne demek? "Biz bu borçlanmayı zaten yaptık, şimdi de yasasını uyduruyoruz." demektir. 595 milyar liralık ek borçlanma yetkisi getiriyorsunuz ama bu paranın nasıl harcanacağına dair tek bir şeffaf açıklamanız yok. Bu maddeyle birlikte mera alanları yapılaşmaya açılıyor, koruma altındaki alanlar inşaat alanlarına dönüştürülüyor, hazine arazileri İhale Kanunu dışına çıkarılıyor. Ne oluyor biliyor musunuz? Afet yönetimi sosyal bir sorumluluk olmaktan çıkıyor, ticari bir konut üretim modeline dönüştürülüyor. Yani devlet gayrimenkul şirketi gibi davranmaya başlıyor ve bu çok tehlikeli çünkü siz aynı zamanda bütçe hakkını zayıflatıyorsunuz, Meclis denetimini etkisizleştiriyorsunuz, kamu kaynaklarının izini kaybettiriyorsunuz. Peki, bu kaynakları nerede kullanacaksınız? Bu ihaleleri nasıl yapacaksınız? Bu konutları kime, hangi şartlarda vereceksiniz? Cevabınız var mı? Sıralardan bir cevap yok.
Deprem sonrası yeniden inşa süreci şeffaf, hesap verebilir, sosyal devlet ilkelerine uygun olmalıdır. Ama sizin getirdiğiniz bu madde şeffaflık yerine belirsizlik, hesap verebilirlik yerine denetimsizlik, sosyal devlet anlayışı yerine de her zamanki gibi sizin piyasa mantığınızı getiriyor. Bu nedenle biz bu maddeye itiraz ediyoruz. Depremzedelerin hakkını savunmak için, kamu kaynaklarının hesabını sormak için, bu Meclisin yetkisini korumak için bu düzenlemeye "hayır" diyoruz.
Değerli milletvekilleri, önümüzdeki pazar Anneler Günü ve bu ülkede deprem demişken hâlâ depremde kaybettiği çocuğunun akıbetini öğrenemeyen anneler var. Aile Bakanı "Kayıp çocuk yok." diyor. Merve'nin, İrem'in, Furkan Alp'in ve daha nice evlatlarımızın akıbeti bilinmiyor, Bakanın haberi yok. Kimliği tespit edilemeyen cenazeler, eşleşmeyen DNA örnekleri ve iktidarınız tarafından kurulmasına izin verilmeyen araştırma komisyonları var. Bu belirsizlik bir annenin yaşayabileceği en büyük işkencedir, en büyük işkencedir! Aileler hâlâ kapı kapı geziyor, kendi imkânlarıyla çocuklarını arıyor. Bir aile diyor ki: "Bir kere bile telefonumuz çalmadı, hep biz gittik, biz aradık, biz sorduk." Bu ne demek biliyor musunuz? Devlet yok demek. Bir başka anne de diyor ki: "Gidecek bir mezarımız yok. Belirsizlik çok zor, mantığım vefat etmiş diyor ama kalbim bir gün şu kapıdan çıkıp girip gelecek diyor. Bulamadığım sürece ölene kadar bu şekilde düşüneceğim, vicdanım azap içerisinde olacak." Bu cümleler sizin kederiniz olmalı, sizin utancınız olmalı. (CHP sıralarından alkışlar) Kimi açıklamalara göre onlarca çocuk hâlâ kayıp, kimi listelere göre sayı çok daha fazla. Peki, neden? Çünkü kayıt yok, koordinasyon yok, ciddiyeti yok. Peki, soruyorum size, bu çocuklar nerede, bundan kim sorumlu, hesabını kim verecek? Kayıp çocuklar için Meclise araştırma önergesi veriliyor, reddediyorsunuz, aileler de seslerini size duyuramıyor maalesef. İşte, gerçek bu. Bu iktidar enkaz altındaki çocukları da o çocukları ömür boyu arayacak anneleri de yalnız bırakmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun devam edin.
ASU KAYA (Devamla) - Buradan sadece kendi evladını değil, bu ülkenin kayıp evlatlarının her birinin acısını yüreğinde taşıyan tüm annelerin önünde saygıyla eğiliyorum. Anneler Günü'nü hiçbir annenin "Evladım nerede?" diye feryat etmediği bir Türkiye umuduyla, buradan, Türkiye Büyük Millet Meclisinden paylaşıyorum.
Çok teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)