| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 92 |
| Tarih: | 07.05.2026 |
YÜKSEL ARSLAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Bugün burada, hem çalışan annelerimizin yaşadığı mağduriyeti hem de milyonlarca vatandaşımızın her geçen gün ağırlaşan geçim sıkıntısını dile getirmek istiyorum.
Analık izninin yirmi dört haftaya çıkarılmasına yönelik düzenleme yürürlüğe girdi. Elbette bu düzenleme önemli ve olumlu bir adımdı ancak ne yazık ki sahaya baktığımızda, bazı kamu kurumlarında hâlâ uygulama birliğinin sağlanmadığını görüyoruz, pek çok annenin "Hakkım var ama kullanamıyorum." diyerek sesini duyurmaya çalıştığını görüyoruz. Özellikle bazı kamu kurumlarında alt düzenlemeler yok, "Yazı ulaşmadı." gibi gerekçelerle analık izninin kullanılmadığı görülmektedir.
Daha vahim olan ise kadrolu personele tanınan bu hak sözleşmeli personele kullandırılmıyor. Şunu açıkça sormak gerekiyor ki sözleşmeli personel anne değil mi? Aynı kamu hizmetinde yürütülen çalışmaları arasında annelik üzerinde ayırım yapılır mı? Ne vicdana ne hukuka, hukuk devletine ne de sosyal devlet anlayışına sığmaz. Kanun Meclisten çıkıyorsa uygulaması da eksiksiz sağlanmalıdır. Hiçbir anne statüsü nedeniyle mağdur edilmemelidir. Toparlayacak olursak, analık izni düzenlemesi tüm kurumlarda derhâl ve ayrım yapılmaksızın uygulanmalıdır, sözleşmeli personel de bu haktan eşit şekilde yararlanmalıdır.
Değerli milletvekilleri, vatandaşlarımız bugün yalnızca bürokratik sorunlarla değil, aynı zamanda ağır bir ekonomik baskıyla da mücadele etmektedir. TÜİK tarafından açıklanan 2026 Nisan ayı enflasyon verileri milletimizin yaşadığı ekonomik tabloyu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Yıllık enflasyon yüzde 32,37 seviyesine ulaşmıştır, yılın ilk dört ayında toplam enflasyon ise yüzde 14,64'tür. Bu ne demek biliyor musunuz? Bu, maaşların daha vatandaşın cebine girmeden erimesi demektir, memurun, işçinin, emeklinin her geçen gün biraz daha yoksullaşması demektir. Bugün sabit gelirli milyonlarca insanımız maaşla ay sonunu getiremiyor. Yılbaşında memur ve emeklilere yapılan yüzde 11 oranında maaş artışı, 1.000 TL seyyanen ödeme maalesef daha yılın ilk dört ayında etkisini kaybetmiştir çünkü aynı dönemde gerçekleşen yüzde 14,64'lük enflasyon yapılan artışı kısa sürede eritmiştir. Üstelik bu tablo yalnızca bizim ifade ettiğimiz bir sorun değildir. Bugün birçok memur ve işçi sendikası da enflasyon farkının gecikmeden maaşlara yansıtılmasını, refah payı verilmesini, vergi dilimi kaynaklı maaş kayıplarının önlenmesini, seyyanen artışların kalıcı hâle getirilmesini ve alım gücündeki kaybın telafi edilmesini talep etmektedir. Nitekim, sendikalar da maaş artışının daha yıl bitmeden eridiğini, çalışanların her geçen gün daha da yoksullaştığını açıkça dile getirmektedirler.
Değerli milletvekilleri, vatandaşımız daha yılın ortasına gelmeden borçla yaşamaya mahkûm ediliyor; kiralar artıyor, gıda fiyatları artıyor, ulaşım maliyetleri artıyor ama maaşlar aynı hızla artmıyor. İnsanımız, artık markete filesini değil hesabını götürüyor, kasaya gelince birçok ürünü geri bırakmak zorunda kalıyor. Keza, emeklilerimiz ise yıllarca çalışıp emek verdiği hâlde bugün temel ihtiyaçlarını bile hesap ederek yaşamak zorunda bırakılıyorlar.
Sonuç olarak, memurlarımızdan işçilerimize, gençlerimizden emeklilerimize kadar toplumun tüm kesimleri büyük bir geçim sıkıntısı içinde yaşamaktadır. Bu durum, yalnızca ekonomik bir sorun değil aynı zamanda sosyal adalet sorunudur çünkü geçim derdi büyüdükçe umut azalıyor, gelecek kaygısı büyüyor, toplumsal huzur zedeleniyor.
Değerli milletvekili, devletin asli görevi vatandaşını enflasyona ezdirmemesidir. Bugün yapılması gereken gerçekçi, adil ve vatandaşın hayatına dokunan ekonomi politikalarını hayata geçirmektir. Sabit gelirlinin alım gücünü koruyacak adımlar atılmalıdır. Çalışan annelerimizin hakları hiçbir tereddüde yer bırakılmadan uygulanmalıdır. Milletimizin yaşadığı geçim sıkıntısı artık görmezden gelinmemelidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
YÜKSEL ARSLAN (Devamla) - Çünkü güçlü devlet vatandaşına verdiği güvenle ayakta durur.
Bu duygu ve düşüncelerle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)