| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 92 |
| Tarih: | 07.05.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; grup önerimiz üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Şeker fabrikaları bu ülkenin sanayileşme hikâyesinin en somut, en yerli ve en millî örneklerinden biri olmuştur. Cumhuriyet ithalata bağımlı bir ekonomiden kendi kendine yetebilen bir üretim düzenine geçişi bu fabrikalarla başlatmıştır. Peşinen ifade etmek isterim ki milletimizin fayda ve menfaatine, risk analizi yapılmış ve önü arkası tartışılmış özelleştirmeleri pek tabii ki destekliyoruz. Bugün ülkemizde 33 pancar şekeri fabrikası bulunmaktadır. Bunların 25'i uzun yıllar kamuya ait olan Türkiye Şeker Fabrikaları bünyesinde faaliyet göstermiştir ancak 2018 yılında gerçekleştirilen özelleştirme ihaleleriyle bu fabrikaların 10 tanesi özel sektöre devredilmiştir. Bugün gelinen noktada 15 fabrika kamuya, 12 fabrika özel sektöre, 6 fabrika ise pancar kooperatiflerine aittir. Kapasite dağılımına baktığımızda, kamunun payı yüzde 37'ye kadar gerilemiş, kooperatiflerin payı yüzde 35, özel sektörün payı ise yüzde 28 seviyesine doğru yükselmiştir. Şimdi soruyorum: Cumhuriyetin kurduğu bu stratejik sektör neden bu noktaya getirilmiştir? Daha da vahimi, Türkiye Şeker Fabrikalarının mali tablosudur; 2019 yılında yaklaşık 980 milyon TL zarar eden kurum, 2021 yılında ise 2 milyar 143 milyon lira zarar etmiş, 2023'te 3 milyar 340 milyon lira zarar etmiş ve nihayet 2024 yılında ise 11 milyar 681 milyon TL'ye ulaşmıştır zarar miktarı. Bir başka husus Sakarya; şehrin üretim hafızasında derin izler bırakan, kuşaklar boyunca binlerce aileye ekmek kapısı olan Adapazarı Şeker Fabrikasında yetmiş küsur yıllık üretimin sona ermesi ekonomik, sosyal ve hatta kültürel açıdan telafisi zor bir kırılma noktasıdır. Yakın zamanda Bor Şeker'e devredilen bu köklü tesisin kapanmasıyla birlikte yaklaşık 500 işçi doğrudan işsizlik riskiyle karşı karşıya kalmıştır ancak bu sayı yalnız görünür olandır, taşeron çalışanlar, nakliyeciler, esnaf ve pancar üreticileriyle birlikte bu kararın etkilediği insan sayısı katlanarak artmaktadır. Daha da önemlisi bu fabrikanın bulunduğu alan artık neredeyse şehrin merkezinde kalmıştır. Bu noktada sormak zorundayız: bu kıymetli ve merkezi arazinin geleceği ne olacaktır? Bu alan yeniden üretimle mi bulaşacaktır yoksa şehir rantının bir parçası hâline getirilerek betonlaşmanın yeni adresi mi olacaktır? Sanayi mirası korunacak mıdır, yoksa kamuya ait bir değer daha sessizce el değiştirerek birilerine peşkeş mi çekilecektir? Bu sorular yalnızca Sakarya'ya değil Türkiye genelinde özelleştirme sonrası işlevsiz bırakılan tüm kamu varlıklarına yöneltilmiş sorulardır.
Değerli milletvekilleri, şeker fabrikalarını konuşurken pancar üreticisini konuşmamak mümkün değildir çünkü bu sistem bir bütündür. Fabrikanın bacası tütmezse, tarladaki üretim de sürdürülemez. Bugün şeker pancarı üreticileri tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşamaktadırlar. Özellikle son yıllarda şeker pancarına getirilen kota, mazot fiyatlarında yaşanan artış üretim maliyetlerini dramatik biçimde yükseltmiştir. Gübre, tohum, ilaç ve enerji maliyetlerindeki artışlar zaten sınırlı gelirle üretim yapan çiftçiyi ciddi bir borç sarmalına sürüklemiştir. Aylar süren bu zahmetli sürecin sonunda üretici emeğinin karşılığını almak ister tabii ki ancak bugün geldiğimiz noktada üretici kazanamamakta, aksine borçlanmaktadır.
Değerli milletvekilleri, bölgeden gelen bilgiler meselenin yalnızca ekonomik boyutla sınırlı olmadığını da göstermektedir: Tarım arazilerinin kiralanması süreçlerinde ciddi adaletsizlik iddiaları dile getirilmektedir. Bölge halkı bu süreçlerde yerel üreticilerin geri planda bırakıldığını, siyasi veya farklı etkilerle bölge dışından gelen kişi ve gruplara öncelik tanındığını ifade etmektedir. Bugün karşımızda çok katmanlı bir kriz bulunmaktadır. Bir yanda kapanan fabrikalar, diğer yanda işsiz kalan işçiler, öte yanda borç yükü altında ezilen çiftçiler ve tüm bunların ortasında belirsizliğe terk edilen kamu varlıkları. Bu tabloyu görmezden gelmek mümkün değildir. Bu nedenle, buradan açık ve net bir çağrıda bulunuyorum: Özellikle, Adapazarı Şeker Fabrikasının satış ve devir süreci tüm yönleriyle araştırılmalıdır. Fabrika arazisinin geleceğine ilişkin planlar şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmalıdır. İşçilerin mağduriyeti derhâl giderilmeli, alternatif istihdam olanakları oluşturulmalıdır. Şeker pancarı üreticileri için mazot, gübre ve diğer girdilere yönelik güçlü destek mekanizmaları devreye alınmalıdır. Arkadaşlarımız inşallah Sakarya'da önümüzdeki günlerde bu konuya ilişkin kapsamlı bir basın toplantısı gerçekleştireceklerdir ancak bizler istiyoruz ki bu mesele yalnızca basın açıklamalarında kalmasın, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde, milletin iradesinin tecelli ettiği bu çatı altında tüm yönleriyle el alınsın ve çözüme kavuşturulsun.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Özdağ, devam edin.
SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Sözlerimi tamamlarken şunu söylemek isterim: Eğer bugün üretimden vazgeçersek yarın bağımsızlıktan da vazgeçeriz, eğer bugün çiftçiyi, işçiyi, üreticiyi, özel sektör çalışanını koruyamazsak yarın bu ülkenin ekonomik egemenliğini korumamız mümkün olmayacaktır. Bu nedenle çağrımız, üretimi önceleyen, emeği koruyan, adaleti esas alan ve belki de en önemlisi, kamu malına yetimin malıdır hassasiyetiyle yaklaşan bir anlayışın yeniden hâkim kılınmasıdır. Grup önerimize destek vermenizi temenni ediyorum.
Ayrıca, Danıştayın Cumhurbaşkanının kararnamesini yani acele kamulaştırmayı iptal etmiş olmasını çok değerli buluyoruz fakat inşallah, uygulayan bir yürütme olur, yargıya tabi olan, yargının bağımsızlığına, objektifliğine ve tarafsızlığına inanan bir yürütme olur diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ederim. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)