| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 92 |
| Tarih: | 07.05.2026 |
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.
Görevine yenice başlayan Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek kamuoyunda daha önce aydınlatılmamış soruşturmalar başta olmak üzere, birtakım mevzularda Bakanlıkta yeni bir politika, yeni bir yapılanma güdüleceğini açıklamıştır. Bu hususlardan biri de yeni kurulan 7 dairedir. Bu 7 dairenin arasında kamuoyunda dikkati çeken dairelerden biri de Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığıdır. Tabii, geçmişte "faili meçhul suçlar" deyince, işin doğrusu, biz daha çok doğu ve güneydoğuda birtakım devlet görevlilerinin de içinde olduğu ve bir politika olarak soruşturma süreçleri ve cezasızlık mevzularının yürütüldüğü süreçleri hatırlıyoruz. Ama Bakanlığın yaptığı ilk açıklamaya göre, adli vaka olarak kabul edilebilecek 600 soruşturmanın faili meçhul olarak kayıtlarda görüldüğü anlaşılmaktadır. Buralarda temel soru, yetersiz ve derinleştirilmeyen soruşturma süreçleridir. Bu, kimi zaman teknik kapasite eksikliği, kimi zaman idari dağınıklık, kimi zaman da kolluk birimlerinin yeterince uzman olmamasından kaynaklanan bir sorun gibi gözükmektedir. Tabii ki, Bakanlıktan bu işi yürütmek hangi mevzuata, hangi yasama faaliyetine dayanılarak yapılacaktır belirsizdir. Ancak bir uzman ekibin illere yardımcı olacağı anlaşılacaktır, bu anlaşılmaktadır. Bu, yerel savcılıkların yetkisi açısından da çok ciddi bir sorun olarak gözükmektedir. Burada, bir birim kurup yeri geldiğinde illere yardımcı olmak yerine Sayın Adalet Bakanının ve AK PARTİ iktidarının uzunca yıllardır konuşulan ama bir türlü hayata geçirilmeyen adli kolluk mekanizmasının artık hayata geçirilmesinin vaktinin geldiğini kabul etmesi gerekir. Malumunuz, adli soruşturmalar genel yetkili kolluk tarafından yürütülmektedir, bu kimi zaman Jandarma, kimi zaman da polistir hatta yakın zamanda İstanbul'da karşılaştığımız örneklerde olduğu gibi, polis bölgesindeki soruşturmalar başsavcının tercihiyle ya da ilgili savcının tercihiyle Jandarma tarafından yürütülmektedir, bunun da şüphesiz devlet işleyişi açısından sağlıklı bir görüntü olmadığı açıktır. Elbette, Rojin Kabaiş, Rabia Naz Vatan, Güran ailesinin soruşturması gibi mevzuların yeniden ele alınması önemlidir ama bunun hukuk devletinin temel ihtiyaçlarından biri olan adli kolluk mekanizmasının kurularak doğrudan başsavcılığın kontrolünde, denetiminde, gözetiminde, hiyerarşik olarak da amiri kabul edileceği adli kolluk aracılığıyla yapılması en doğrusu olacaktır. Biz, bu vesileyle adli kolluk kurumunun kurulmasına ilişkin yıllardır süregelen tartışmaları bir kere daha hatırlatmış oluyoruz.
Sayın Başkanım, bu hafta İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Sayın Osman Sağlam, Türk futbolunda bahis ve şike soruşturmasına ilişkin bir basın toplantısında iki önemli mevzuda ciddi bir sorunlu yaklaşım sergiledi. Bunlardan birincisi şu: "Mevzuatta sorun yok, asıl olan toplumsal ahlaktır." diyor. Aslında biz AK PARTİ'nin birçok yerde, az sonra da ifade edeceğimiz yayın politikalarında dahi "Toplumu idare kusursuz ve iyi ama toplum çürüyor." intibasını vermeye çalıştığı söylemiyle örtüşük bir cümle olarak görüyoruz Sayın Sağlam'ın bu ifadesini. Şimdi sportoto.gov.tr'ye girelim, sabit ihtimalli bahis oyunları oyun planına bakalım, 84 sayfalık bir yönerge var. Bu yönergede "VAR'a gidilecek mi, gidilmeyecek mi?" "VAR'a kaç kere gidilecek?" "Bu maçta ilk kartı hangi takım görecek?" "Toplam sarı veya kırmızı kart sayısı ne olacak?" "Toplam penaltı sayısı ne olacak?" "Kaç şut atılacak?" "Sağlık ekipleri kaç kere sahaya girecek?" gibi en az üç paydaşın bir arada etkili olabileceği kararların bahse açıldığını görüyoruz. VAR'a gidilmesi için hakemin tutumuna ihtiyaç var, faul yapılması için en az bir oyuncunun faul yapması, hakemin de faul düdüğünü çalmasına ihtiyaç var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, lütfen
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Şimdi Spor Toto bizzat bu tip seçenekleri bahse, iddiaya açarak kendisi futbolda bahis, iddia ve şike yapılmasına zemin hazırlıyor mu, hazırlamıyor mu? Sorun budur. Şimdi, Genel Başkanımızın, Sayın Ali Babacan'ın çok yerinde bir tespiti var: Ekranlarda sürekli bir toplumsal çürüme hikayesi pompalanıyor. Neden? Çünkü halka "Aslında siz bozuldunuz, bizim idaremizde bir sorun yok." mesajı verilmek isteniyor çünkü halka "Herkes suçlu, herkes kumarbaz, herkes bağımlı, herkes bahisçi." diye bir mesaj verilmeye çalışılıyor ve burada idarenin, gerek uygulamadan gerek mevzuattan kaynaklanan sorumluluğu sistem dışına çekilmeye çalışılıyor.
Bakınız, gündüz kuşağı programlarıyla ilgili olarak da aynı tabloyla, aynı fotoğrafla karşılaşıyoruz. Sadece yakın tarihteki gündüz kuşağı programlarında yayınlanmış birkaç örneği paylaşmak istiyorum: Gamze olayında, eşinin arkadaşına 2 çocuğuyla birlikte kaçan bir kadın örneği var. Huri olayında, eşler arasındaki güvensizliğin annenin intiharına yol açışı var. Esra Kaya olayında, bir annenin çocuklarını terk ederek başka bir erkeğe kaçışı var. İlker olayında, annenin emzirme döneminde madde bağımlısı olmasından kaynaklanan sorunlar var. Esra Altın olayında, 32 yaşında bir annenin 3 çocuğunu terk ederek başka bir adama kaçışı olayı var. İsmail olayında, görme engelli birinin eşinin 23 yaşındaki biriyle kaçışı var; liste uzayıp gidiyor burada, onlarca örnek var.
Şimdi, bir reklam yayınlandı Anneler Günü'yle ilgili, ben reklamı hiç beğenmedim, beğenmediğimi de bir sosyal medya paylaşımıyla ifade ettim. Fakat bu reklam hakkında hemen Aile Bakanımız bir açıklama yaptı, hemen RTÜK Başkanımız bir açıklama yaptı. Peki, ATV'de yayınlanan, aileyi, güveni ortadan kaldıran, ahlaksızlığın her türünü günlerce ve saatlerce üzerimize boca eden bu programlar hakkında Aile Bakanı ne diyor, bu programlar hakkında Sayın Cumhurbaşkanı ne diyor, bu programlar hakkında RTÜK Başkanı ne diyor? Bakınız, bunların hepsinin hakkında tek tek ben müşteki olarak RTÜK'e başvuruda bulunuyorum şikâyet eden olarak, diyorum ki: "Bunun hakkında mevzuatın şu gereği yapılsın." Acaba bu programlar Halk TV'de, Sözcü TV'de, İlke TV'de, Tele2'de, orada burada yayınlasaydı RTÜK'ün tavrı yine böyle mi olurdu?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun lütfen.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - ATV'yi kim yönetiyor? Bizzat Albayrak ailesi yönetiyor. Bunlara göz yumarak biz aile on yılını ilan ettiğimizde nasıl yol alabiliriz acaba?
Leyla Hanım diyor ki: "Efendim, mesele sadece ekonomik değildir." Evet, mesele ekonomik olmaktan çok, toplam güven ortamının bozulmasıyla ilgilidir ve en önemli verilerden biri de doğurganlık hızındaki azalış ile boşanma hızındaki artışın 2018 yılından sonra trajik bir kırılma yaşanmasıdır. 2002'den 2018'e kadar da AK PARTİ bu ülkeyi yönetiyordu. Başkanlık sistemine geçişle birlikte TÜİK verilerine göre boşanma hızındaki trajik artış ile doğum hızındaki trajik kırılmayı nasıl izah edebiliriz? Bu yönetim tarzının ülkenin genelinde yaratmış olduğu güven problemiyle izah edebiliriz, yarınlara olan güvenin ortadan kalkmasıyla izah edebiliriz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Bunlarla biz gerçek anlamda yüzleşmediğimizde hiçbir zaman sorunun hakikatiyle, gerçeğiyle karşı karşıya gelemeyiz.
Son olarak, aile mevzusundan gittik, birçok başlık var ama bununla tamamlayayım. Aile Bakanlığı yaşlılarla ilgili bir yönetmelik yayınladı, şimdi, bu yönetmeliğin en önemli mevzu, huzurevine erişim yaşını 60'tan 70'e çıkarıyor. Yahu, daha bu yıl Ankara Valiliği sokakta kalmış 600 yaşlı için otel kiraladı arkadaşlar ya! Sokaktaki yaşlı, bir otel odasını paylaşan yaşlı gerçeğini huzurevine erişim yaşını 60'tan 70'e çıkartan bir idare görmüyor demektir. Sizin huzurevlerinin kapasitesiyle ilgili bir program yürütmek yerine, efendim, yaşlıları kademelendirerek, 4 bölüme ayırarak erişim yaşını 60'tan 70'e çıkartarak yönetmeniz mümkün değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Bitiriyorum efendim.
BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Teşekkür ediyorum.
Gerçeklerle yüzleşmek ve buna uygun tedbirler almak yerine istatistiklerle oynayarak, huzurevine başvuru sayısıyla -yaş büyütmek suretiyle- oynayarak yönetemezsiniz diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)