GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:91
Tarih:06.05.2026

DENİZ DEMİR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Teklif üzerine söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, yasama faaliyeti sadece metin yazmak değil, bir sorunu çözerken yeni mağduriyetler yaratmamaktır. Hatırlayınız, bu teklifin Komisyon aşamasında çok kıymetli tartışmalar yürüttük; o gün orada Komisyon Başkanımız ve eski Bakanımız Sayın Adil Karaismailoğlu bir mühendis hassasiyetiyle bizlere şu sözü vermişti: "Eğer jeoloji mühendislerimizi endişelendiren bir konu varsa bunu düzeltmek bize yakışır." Yine, Bakan Yardımcımız Sayın Ömer Bulut bu düzenlemeyle istihdamın artacağını, mevcut kuruluşların bu işten zarar görmeyeceğini, amacın sadece denetimi güçlendirmek olduğunu ifade etmişti. Sayın milletvekilleri, şimdi sormak istiyorum: Komisyonda verilen bu sözler nerede, önümüzdeki bu metin nerede?

Bakınız, teklifin 20'nci maddesiyle getirilen tanım denetim mekanizmasını düzenlemek yerine doğrudan zemin ve temel etütlerini icra eden müelliflerin alanını daraltıyor. Bizim ihtiyacımız olan şey, işi yapanın elini kolunu bağlamak değil, yapılan işin yerinde ve doğru denetlenmesini sağlamaktır.

Gelelim en can alıcı madde olan 24'üncü maddeye. Bu maddede deniliyor ki: "Zemin ve temel etütleri Bakanlıktan izinli kuruluşlar tarafından yapılır." Bu ibare binlerce serbest çalışanın, jeoloji mühendisinin kendi imzasını, kendi emeğini yok saymaktadır. Bu, mühendislik hizmetini piyasalaştırmak ve küçük büroları kapatmak, kapılarına kilit vurdurmaktır. Eğer amacınız denetimse maddeye "Kuruluşlar tarafından denetlenir." diye yazarsınız ama siz "yapılır" diyerek mesleki faaliyeti tekelleştiriyorsunuz.

Bakınız, işin bir de mali boyutu var ki tam bir ibretlik vesikasıdır. Ek madde 2'yle getirilen mali tabloyu iyi analiz etmemiz lazım. Hizmet bedelinin yüzde 2'si ruhsat veren idareye, yüzde 2'si Bakanlık döner sermayesine, yüzde 10'u ise Bakanlığın belirleyeceği bir kuruma aktarılacak yani daha işin başında mühendisin alın terinden yüzde 14 ile yüzde 28 arasında bir kesinti yapılacak. Bir tarafta kota sınırlaması, diğer tarafta bu ağır harç yükü. Soruyorum size: Bu insanlar evine nasıl ekmek götürecek? Bu mühendislik büroları bu yükün altında nasıl ayakta kalacak? Bu bir düzenleme değil, teknik tabiriyle bir tasfiye operasyonudur.

Değerli milletvekilleri, deprem gerçeğini unutmayalım. Zemin laboratuvarlarına getirilen numuneleri yerinde alma zorunluluğu teoride doğru gibi dursa da mevcut ekonomik iklimde ve uygulama pratiklerinde büyük bir kaosa gebedir. Bu yüksek maliyetli ve personel yoğunluklu süreci kim finanse edecek? Eğer siz zemin laboratuvarlarını kapasitesinin üzerinde bir yükün altına sokar, üzerine bir de ağır ekonomik yaptırımları bindirirseniz istemeden de olsa sahte zemin raporlarının önünü açarsınız. Denetimi kâğıt üzerinde kusursuzlaştırıp sahada imkânsız hâle getirirseniz olası bir depremde yıkılan binaların vebali hepimizin boynuna olur. Daha vahim bir noktaya parmak basmak istiyorum: 21'nci maddenin (p) bendinde tanımlanan zemin ve temel etüt kuruluşları için mühendis olma şartı dahi aranmıyor. Allah aşkına, zemin gibi, temel gibi hayati bir meseleyi koordine edecek kuruluşun başında liyakatli bir mühendis olması gerekmez mi?

Sonuç olarak talebimiz şudur: Kanunların ruhu adaleti tesis etmektir. Bir tek mühendisin, bir tek esnafın mağdur olması o kanunun ruhunu zedeler. Bizim bu noktada 3 önerimiz var:

1) 24'üncü madde icrayı değil, denetimi esas alacak şekilde revize edilmelidir.

2) Mühendislerimizi çok zor durumda bırakacak bu fahiş harç oranları geri çekilmelidir.

3) Zemin laboratuvarlarının görev ve yetkileri gerçekçi ve uygulanabilir bir zemine oturtulmalıdır.

Gelin, bu yanlıştan yol yakınken dönelim; bilimi, mühendisliği ve liyakati dışlayan değil, onları baş tacı eden bir düzenlemeyi hep birlikte hayata geçirelim.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)