| Konu: | İstanbul Milletvekili Celal Fırat’ın 250 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 20’nci maddesi üzerinde verilen önerge hakkında yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 91 |
| Tarih: | 06.05.2026 |
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Celal Fırat'la dostluğumuz var, muhabbetimiz var kendisiyle ama birkaç konuyu hatırlatmak istiyorum bütün Türkiye'ye ve Meclisimize.
Osmanlı Dönemi'nde de bu bölgede isyanlar oldu, 4 önemli isyan oldu ve Osmanlı Dönemi'nde bu bölgeye ne "Alevi" diyerek ne "Kürt" diyerek ne de "Zaza" diyerek bir tenkil yapıldı. Osmanlı Dönemi'nde niye yapıldı? Burada bir eşkıyalık vardı, askere gitmek istemiyorlardı ve aynı zamanda da Osmanlı'ya vergi vermek istemiyorlardı; Osmanlı buraya 4 operasyon yaptı. Sonra Türkiye Cumhuriyeti devleti kuruldu, 1937 yılına kadar herhangi bir şey yoktu.
Türkiye'de çok isyanlar oldu arkadaşlar; bu, Kütahya isyanıdır, Konya isyanıdır, Adana isyanıdır, Keskin isyanıdır, Balâ isyanıdır, Dersim isyanıdır, Ağrı isyanıdır, aynı zamanda Şeyh Sait İsyanı'dır. Bu isyanların bir kısmı etniktir, mesela Ağrı isyanı gibi. Mesela, Şeyh Sait İsyanı da dinîdir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Bir tarihçi olarak konuşuyorum ve bu mesele...
1937'de de şöyle olmuştur: 1937'de cumhuriyet buraya bir "Siz Alevi'siniz, siz Kürt'sünüz, siz Zaza'sınız." diye bir operasyon yapmamıştır çünkü bu bölgede yaşayanlar bilirler ki o bölgede çok eski yıllarda yaşayan... Burada Kamer Genç de bulundu ve kendisiyle çok samimi dostluğum vardı, rahmet diliyorum. O bölgede bir isyan olmuştu, yine aynı şekilde vergi vermek istemediler, askere gitmek istemediler; Mustafa Kemal vergilerin aşağı çekilmesini, askerliklerinin de aynı şekilde dörtte 1'e indirilmesini istemesine rağmen kabul etmediler, isyanlar devam etti ve bu isyanlar esnasında da 1937 yılında burada bir tenkil oldu. Bu tenkil normal bir tenkildi ama 1938'dekine normal diyemeyiz, orada -Celal Vekilim gibi düşünüyorum- aşırıya kaçıldı, maksadını aşan bir operasyondu. Zaten Sayın Recep Tayyip Erdoğan -ben de orada milletvekilliği yaparken- kendisi de Başbakanken kendilerinden özür dilemiştir ve daha sonra da burayla ilgili de hukuki müeyyideler meydana getirilmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Çok teşekkür ederim Başkanım.
O nedenle meseleye etnik bakmak doğru değildir arkadaşlar. Öyle olsa Türkiye'nin her yerinde Kürtler yaşıyordu, Türkiye'nin her yerinde Zazalar ve Aleviler yaşıyordu. Benim de ailemin bir kısmı Alevi, benim eşim Zaza ve ben Türkmen'im, annem Çerkez ve burada Çerkez isyanları da oldu. Bu Çerkez isyanlarında da... Çerkez Ethem İsyanı da oldu. O Çerkezlere karşı yapılmış bir operasyon da değildi arkadaşlar. Buradaki Balâ isyanları, Keskin isyanları, Türkmen isyanları... Benim akrabam asıldı ilk önce, benim akrabam asıldı Türkiye Cumhuriyeti devletinde. Ben onu mesele yapıp da Türkiye Cumhuriyeti devletine karşı bir düşmanlık mı yapacağım! O nedenle bu konulara biraz daha sağduyulu bakalım arkadaşlar ve geride kaldı bunlar.
Bu tutanakların açılmasını istiyorum. Evet, Dersim tutanakları kapalıdır ama Şeyh Sait tutanaklarının tamamı açıktır, o nedenle açılması lazım. İstersek "Dersim" olsun, adı "Tunceli" konulmuştu, o gün içerisinde "Dersim" bir eyaletin adıydı, bir bölgenin adıydı, şehrin adı değildi. Bir şehir... Orası 3'e bölündü ve bir yere "Tunceli" adı verilmiş oldu. Bu eğer Dersim'den...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Bugünkü Dersim'de yaşayan vatandaşlarımız...
İzin verirseniz son kez yapayım efendim, kapatayım. Yoksa tutanaklara geçsin diye konuşayım.
BAŞKAN - Normalde iki dakika ama dört dakika oldu.
Buyurun.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Peki, tutanaklara geçsin diye söyledim.
Teşekkür ederim efendim.
O nedenle "Dersim" adından hoşlanıyorsa vatandaşlarımızla orada bir referandum yapalım, "Dersim" olsun, hiçbir şey fark etmez. Olsun, yaraları saralım arkadaşlar.
Daha önce söyledim burada. Burada bir Tuncelili milletvekili vardı. Bana Cumhuriyet Halk Partili milletvekili "Annem hastaydı, ölümcüldü, yatağında iken bana şunu söyledi: 'Oğlum yaralar kabuk bağlıyor, tekrar bu yaraları kanatmayın.'" demişti. Arkadaşlar, bu yaraları kanatmayalım. Tekrar geriye dönmemizin hiçbir faydası yok.
Şimdi, tekrar, yeniden demokratik Türkiye'yi, hukuk devletini, insan haklarını, bir Alevi vatandaşımızın inanç hürriyetini, bir Kürt vatandaşımızın vatandaşların eşitliği noktasında taleplerini yerine getirmek bu Meclisin görevidir arkadaşlar. Çok fazla, bu tarihçiler, bu meseleye, aynen körün fili tarif ettiği gibi bakıyorlar. Ben başka bir gözle bakıyorum; ideolojimle bakıyorum, etnisitemle bakıyorum, yetiştiğim kültürle bakıyorum veya mezhebimle bakıyorum. O nedenle, çok fazla bu konuları gündeme getirmeyi doğru bulmuyorum. Ama Celal Bey'in bazı teklifleri oldu, Sayın Milletvekilimizin, onlara da katılıyorum.
Teşekkür ederim.