GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:91
Tarih:06.05.2026

ŞERAFETTİN KILIÇ (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun maddesi üzerinde, 20'nci madde üzerinde grubumuz adına söz aldım. Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, teklifte yer alan düzenlemeler, taşınmazlara ilişkin değerleme verilerinin merkezî bir sistemde toplanmasını öngörmektedir. Bu verilerin hangi sınırlar içinde kullanılacağı açık değildir ama sonuçları çok açıktır: Vergi yükü artacaktır, kamulaştırma süreçlerinde vatandaşın pazarlık gücü düşecektir, planlama kararlarında bireyin söz hakkı zayıflayacaktır. Burada özellikle Büyükşehir Yasası sonrasında köylerde ortaya çıkan tabloyu hatırlatmak zorundayım: Köyler mahalleye dönüştürüldü; mera, yaylak, kışlak gibi ortak kullanım alanları hukuki statü değişimine uğradı, tarım arazileri şehir planlarının parçası hâline getirildi. Sonuç ne oldu? Köylü üretim yapamaz hâle geldi. Bir üretici düşünün, eskiden köy tüzel kişiliğine ait merada hayvanını otlatıyordu, bugün aynı alan imar baskısı altında; değeri yükseltiliyor, vergisi artırılıyor, hayvancılık maliyeti katlanıyor, üretici ya hayvanını satıyor ya da üretimden çekiliyor.

Bir başka örnek: Tarlasını ekip biçen vatandaş artık şehir parseli gibi değerlendirilen arazisi için daha yüksek vergi ödüyor, geliri artmıyor ama gideri artıyor; bu sürdürülebilir değildir. Bu teklif zaten sorunlu hâle gelmiş bu yapıyı daha da ağırlaştıracaktır; değer haritaları üzerinden kurulacak sistem köydeki son üreticiyi de baskı altına alacaktır. Bu sadece çiftçi üzerinde oluşan bir baskı değildir, deprem kuşağında yer alan ülkemizde güvenli konutlarda yaşamak isteyen milletimizin tamamı üzerinde oluşan bir baskıdır.

Teklif, afetlere dirençli kentler oluşturma hedefine hizmet etmiyor; aksine, belirli alanlarda piyasayı dizayn etmeyi ve merkezî idarenin yetkisini sınırsızca artırmayı amaçlıyor. Yanlış imar uygulamalarının ve denetim eksikliğinin bedelini fazlasıyla ödemiş bir millet olarak elbette artık bu konuda ders alındığını görmek istiyoruz ancak ne yazık ki ders alındığına dair göstermelik bazı adımlar dışında ciddi bir emare göremiyoruz.

Değerli milletvekilleri, bugün burada konuştuğumuz mesele sadece teknik bir düzenleme değildir, bu mesele doğrudan vatandaşın geleceğidir. İnsanların bir ömür çalışarak edindiği mülklerin idari kararlarla değerinin belirlenmesi ve bu değerin vatandaş aleyhine kullanılması kabul edilemez. Hukuk devleti güçlü olanın değil, haklı olanın yanında durur. Düzenleme, vatandaşı korumadığı gibi emeği de korumuyor. Değerleme raporları ciddi maliyetlerle hazırlanıyor, bu raporların bedelsiz şekilde alınması özel mülkiyetin başka bir boyutta ihlalidir. Ayrıca, hukuki belirlilik yoktur; vatandaş hangi verinin, nasıl kullanılacağını bilmiyor. İtiraz mekanizması açık değildir. Hatalı veriler nasıl düzeltilecek, belli değil; bu belirsizlik güveni ortadan kaldırır. Bir başka somut durum daha var: Vatandaşın şehir merkezindeki küçük arsası yeni değerleme sistemiyle birlikte daha yüksek bedeller üzerinden işlem görmeye başlıyor; ardından, imar planı değiştiriliyor. Bu değişiklikten doğan değer artışı vatandaşa değil, belli çevrelere kazanç olarak dönüyor; vatandaş ise artan vergilerle baş başa kalıyor.

Kentsel dönüşüm alanlarında da benzer bir tablo ortaya çıkacaktır. Vatandaşa sunulan değerler düşük tutulurken proje tamamlandığında oluşan rantın büyük kısmı belirli şirketlere aktarılacaktır, hak sahipleri ise borçlandırılarak kendi mahallesinden uzaklaştırılacaktır.

Bir başka örnek de kıyı bölgelerinde yaşanacaktır. Turizm potansiyeli yüksek alanlarda yapılan değerlemeler sonrası küçük mülk sahipleri artan vergiler nedeniyle mülklerini satmak zorunda kalacaktır, bu alanlar zamanla büyük yatırımcıların eline geçecektir, yerel halk kendi toprağında kiracı hâline gelecektir. Nitekim, bugün bile kamunun ortak alanları olması gereken kıyıların nasıl tekelleştiğini ve kamuya kapatıldığını görüyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

ŞERAFETTİN KILIÇ (Devamla) - Biz açık bir ilke savunuyoruz: Mülkiyet hakkı korunmalıdır, veri kullanımı sınırlandırılmalıdır, açık rıza esas alınmalıdır, vergi yükü dolaylı yollarla artırılmamalıdır, kamulaştırma adil olmalıdır, üreticinin toprağı, esnafın dükkânı, vatandaşın evi güvence altında olmalıdır.

Bu teklif bu hâliyle hakları daraltır, belirsizliği artırır. Bu nedenle, yeniden ele alınmalıdır diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)