GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:91
Tarih:06.05.2026

HAYDAR ALTINTAŞ (İzmir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 3 değerli şairin şiirlerinden ikişer mısra okuyarak ileride yapacağım konuşmanın temasını bu şiirlerin üzerine oturtmak istiyorum.

"Ağlamak için illa gözden yaşmak mı akmalı?/Dudaklar gülerken insan ağlayamaz mı?"

"Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden/Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak/ Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak."

"Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;/Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!"

Değerli arkadaşlar, ABD ve İran arasında meydana gelen savaş sadece savaşanları değil bütün dünyayı etkisi altına almıştır ve buradan bütün herkesin alacağı ders şudur ki artık bundan sonra bağımsızlık iddiasını sürdüren devletlerin önündeki en önemli mesele ekonomi güvenliğidir. Türkiye siyasi olarak ekonomik hayatının en kırılgan ve en nazik dönemlerinden birini yaşarken bu savaş olgusuyla karşı karşıya gelmiştir. Ekonomi güvenliğini sağlayamayan ülkeler finans kapitale kucaklarını açmak zorunda kalırlar. Uluslararası finans kapital dünyanın en büyük hegemonik gücüdür. Eğer siz böyle kırılgan bir ortamda paraya ihtiyacınız olduğu için bu uluslararası finans kapitale elinizi açmak zorunda kalırsanız bağımsızlığınızın ve istiklalinizin açıkça tehlikeye girmesiyle karşı karşıya kalırsınız.

Türkiye de şu anda ekonomik kırılganlık içerisinde, önüne gelen her kaynaktan para tedarik etmek mecburiyetindedir. Hani bir şarkı vardı eskiden: "Hey Corç, versene borç." diyordu, aynı o noktadayız.

Sıcak para, soğuk para, "carry trade"; Hans, Tony, Johnny; aklınıza kim geliyorsa uluslararası finans kapitalin aktörlerinden para istemek zorundayız. Bu işin sonu dünyada ve Türkiye'de devletlerin başına önemli dertler açmıştır. Bu dertlerin Türkiye Cumhuriyeti devletinin başına gelmesini, istiklalimizin ve istikbalimizin ekonomi güvenliği nedeniyle zedelenmesini asla temenni ve arzu etmiyorum.

Peki, biz bu hâle neden geldik? Bunu kısa maddeler hâlinde sayarsak; emanete hıyanet ederseniz, adalete müdahale ederseniz, halkın yaşama ümidini elinden alırsanız ve "Bir saatlik adalet yetmiş yıllık ibadetten daha hayırlıdır." diyen hadisi unutursanız, devlet idaresinde kullanılan "tüyü bitmemiş yetimin hakkı" "kör kuruşun hesabı" "kul hakkı" gibi çok kıymetli değerleri anlamazlıktan, duymazlıktan gelirseniz diğer söylediğimiz olaylar ortaya çıkar.

Unutulmamalıdır ki şu ifade çok yanlış bir şeydir: "Paranın dini, milliyeti olmaz." diyorsunuz; evet, olmaz ama paranın cinsi ve nesebi olur; haram para var, helal para var; ak para var, kara para var. Helal gıda sertifikası arayıp helal para aramaz isek yolsuzluğu meşrulaştırırız. Biliniz ki yolsuzluğu önleyemezsek yoksulluğu da ömür boyu önleyemeyiz.

Bugün kendimize soracağımız, milletimiz adına cevap arayacağımız soruların bazılarının başlıkları şunlardan ibarettir: Ülkemizin geleceğini nasıl güvence altına alacağız? Her yıl 1 milyon gence nasıl iş bulacağız? Emekli ve çalışanların yoksulluğunu nasıl ortadan kaldıracağız? Değişim hızına yenilmeden, hayatımızı ve ülkemizi nasıl güçlü ve yaşanılır hâle getireceğiz? Küresel göç ve küresel terörizme nasıl karşı duracağız?

Değerli arkadaşlar, işte, bütün bunları yaparken kutuplaşma, toplumun ortak yaşam kültürünü zayıflatan bir çürümeye dönüşmektedir. Buna karşı güçlü ve toplumsal bir uzlaşı, demokratik bir olgunluk inşa etmek mecburiyetindeyiz. Eğer bütün bunları sayısal çoğunluğunuza güvenerek uzlaşma kültürünü ortadan kaldırırsanız kutuplaşmayı daha derinleştiririz. Bu derinleşmeden ne iktidarın ne muhalefetin faydasına olan bir şey yoktur, zarar millete aittir.

Bütün bunlara Parlamentoyla çözüm bulamadığımız için en fazla eleştirilen kurumların başında da Meclis gelmektedir. Meclisin itibarını korumak, başta iktidar olmak üzere bütün milletvekillerinin ve bütün siyasi partilerin en vazgeçilmez önceliklerinden biridir. Demokratik cumhuriyetimizin temellerinden sarsılmasını seyretmek yerine o temelleri sağlamlaştırmak zorundayız. Demokratik cumhuriyet yalnızca bir rejim değil aynı zamanda bir vicdan meselesidir, bir insan meselesidir, bir devletin beka meselesidir.

Türkiye Cumhuriyeti devleti ilelebet payidar olsun diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)