GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:91
Tarih:06.05.2026

CENGİZ ÇİÇEK (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Bugün 6 Mayıs; 6 Mayıs 1972 yılında katledilen, idam edilen 3 devrimci önderin anılarının önünde saygıyla, minnetle eğildiğimizi belirtmek isterim.

Aynı şekilde, iki gün önce 4 Mayıstı; 4 Mayıs 1937 tarihinde Bakanlar Kurulu bu ülkede bir karar aldı; o kararla Dersim'e dönük bir tenkil harekâtı kararı aldı ve o karardan sonra 37-38 yılları bir bütün olarak Dersim'de on binlerce insanın katledildiği acı bir sayfaya tanıklık etti. Dersim'e dair çok şey konuşuldu, birçok şey konuşuldu, aslında herkesin bildiği sır olarak tarif edildi. Ben iki odağa yani iki odak üzerinden Dersim'e, Dersim katliamına işaret etmek isterim. Tarih 17 Aralık 1946; Dersim'de katliamda görev yapan bir çavuş, 37-38 yıllarında İçişleri Bakanlığı yapan Şükrü Kaya'ya bir mektup gönderir. Bu mektup Hasan Saltık arşivinde açığa çıkan bir mektup; kamuoyuyla yıllar önce paylaşıldı. Birinci odağı şu; Çavuş mektubunda Şükrü Kaya'ya der ki: "Katliamdan önce, 70 civarında çocuk, 30 civarında kadın katledilmeden önce, katliamdan önce Abdullah Alpdoğan, katliamın sürdürücüsü olan Abdullah Alpdoğan bütün askerlere döner ve şu cümleyi kurar: 'Ermenilerin kökünü kuruttuk, bir tek bu Kürtler ve Kızılbaşlar kaldı.'"

Arkadaşlar, bu cümle aslında cumhuriyet kurulurken ulus devlet aklı etrafında kurulan devletin ideolojik öncelikleri üzerinden devlete uygun bir ulus inşasının da itiraf edildiği sözlerdir yani homojen ulus inşasının aynı zamanda bir itirafıdır. O yüzden, Dersim'de bir isyan yoktur, Dersim'de yıllara yayılan bir katliam planlaması vardır ve bunun da adını "katliam" olarak tarihe not düşmek gerekiyor.

İkinci odak, bakın arkadaşlar, ikinci odak; aynı mektupta şöyle bir cümle var, diyor ki: "Askerliğim bittikten sonra, katliamdan sonra Sayın Şükrü Kaya, Sayın Bakanım siz ve katliamın sürdürücüsü, başsorumlusu olan Abdullah Alpdoğan SEKA Genel Müdürünü aradınız, beni işe soktunuz, teşekkür ediyorum, ellerinizden hürmetle öpüyorum." Aynı şekilde başka askerlerin de katliamda görev alan başka askerlerin de İçişleri Bakanı ve paşa tarafından kayırılarak işe sokulduğu askerin sözleriyle sabitleniyor. Aslında bir cumhuriyet yani bir devletin kimliği nasıl oluşturulur bunun da itirafını görüyoruz. O da şu: İşte, katliamda suç ortaklığı yapanlar aynı şekilde ekonomik ayrıcalık, siyasal ayrıcalık, sosyal, kültürel ayrıcalıklığın da ortakları oluyorlar. O nedenle diyoruz ki arkadaşlar: Her ulus devlet hâkim ulus lehine ayrıcalıklı sermaye üretir. Bakın, bu ülkede sermayenin el değiştirme tarihlerine bakın, altında mutlaka bir katliam vardır, bir toplumsal kırım vardır. Hâliyle, Dersim katliamını devletin ulus devlet projesinin bir gerekçesi olarak görmek, aynı şekilde, siyasal, ekonomik her türlü toplumsal kimliğin nasıl inşa edildiğini de göstermesi bakımından incelemeye değer bir katliam olarak da söylemek mümkün.

Değerli arkadaşlar, geçmişle yüzleşmek bizi korkutmamalı. Bakın, biz, Dersim katliamı üzerinden hep şunu söyleyebiliriz gönül rahatlığıyla: Kürtler, Aleviler, Hristiyanlar cumhuriyet kurulurken bu cumhuriyet kapısının dışında bırakıldı. Barış ve demokratik toplum sürecinde temel arzumuz, temel hedefimiz, cumhuriyet kapısının dışında bırakılan bütün kültürlerin, kimliklerin de tekrardan cumhuriyet hukukuna tabi olması ve tanınmasıdır.

Willy Brandt'ı bilirsiniz, Yahudi anıtının önünde özür diledi Alman Başbakanı. Dersim şehir merkezinde Seyit Rıza heykeli bu ülkenin cesur, geleceğe öz güvenle bakan Willy Brandt'larını bekliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

CENGİZ ÇİÇEK (Devamla) - Son olarak, bugün 6 Mayıs, bu Meclis Nisan 1972'de idamları onayladı ve bu, Meclisin üstünde kara bir lekedir. Denizlerin, Mahirlerin, Hüseyinlerin, Yusufların bir yoldaşı olarak diyorum ki, idamın onaylandığı bu Mecliste diyoruz ki: Yaşasın Kürt ve Türk halklarının kardeşliği. "..."(*)

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)