GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:91
Tarih:06.05.2026

SADULLAH ERGİN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün burada görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin içeriğine girmeden daha temel, daha yapısal bir soruna yani yasama faaliyetimizin niteliğine ve giderek aşınan Meclis pratiğine dikkat çekmek istiyorum. Türkiye, 2017 yılında yapılan sistem değişikliğiyle Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçti. Sekiz sene sonra bugün geldiğimiz noktada şunu açıkça ifade etmek mümkün: Bu sistem vadedildiği gibi hızlı ve etkin karar alma süreçleri üretmek yerine çoğu zaman aceleci, yeterince tartışılmamış ve olgunlaşmamış kararların alınmasına yol açtı.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi millet iradesinin tecelligâhıdır. Bu çatı altında yapılan her düzenleme yalnızca bugünü değil geleceğimizi de şekillendirmektedir. Ancak ne yazık ki son yıllarda yasama faaliyetlerinin kalitesi konusunda ciddi bir erozyonla karşı karşıyayız. Bunların başında ise artık bir istisna değil âdeta bir kural hâline getirilen temel yasa uygulaması gelmektedir. Yasama faaliyetlerine baktığımızda kanun tekliflerinin büyük bir kısmının temel yasa mantığıyla hazırlandığını görüyoruz. Birbirinden tamamen farklı kanunlar tek bir teklif içinde Meclise sunuluyor, komisyon süreçleri ya çok hızlı geçiliyor ya da yeterince derinlikli tartışmalara imkân bırakmıyor. Sonuçta ne oluyor? Daha birkaç ay önce çıkarılan bir kanunun kısa bir süre sonra eksiklikleri ve hataları nedeniyle yeniden değiştirilmek zorunda kalındığını görüyoruz. Bu durum hem hukuki öngörülebilirliği zedeliyor hem de vatandaş nezdinde devletin karar alma süreçlerine olan güveni sarsıyor. Bu durum bize şunu gösteriyor: Sorun, hız eksikliği değil aksine aşırı hız arzusudur; sorun, yetki yetersizliği değil yetkinin tek elde toplanmasıdır; sorun, karar alamamak değil sağlıklı karar alamamaktır.

Yine, şu an Genel Kurulda görüşmekte olduğumuz bu teklifte de Tapu Kanunu, Çevre Kanunu, Yapı Denetimi Kanunu gibi kanunlarda yapılacak değişikliklerin tamamı bir paket hâlinde heyetimizin huzuruna getirilmiştir.

Değerli arkadaşlar, Meclis İçtüzüğü'nün 91'inci maddesinde bir kanun teklifinin temel kanun olarak görüşülmesinin kriterleri belirlenmiştir. Malum olduğu üzere temel kanun bir hukuk dalını bütünüyle veya kapsamlı olarak değiştiren, maddeler arasında sistematik bir bağ bulunan ve toplumsal yaşamın büyük bir bölümünü ilgilendiren düzenlemelerdir. Örneğin, Türk Medeni Kanunu gibi, Türk Ticaret Yasası gibi, Türk Ceza Kanunu ve Borçlar Kanunu gibi kapsamlı yasalar bu usulle yasalaştırılabilir. Bu düzenlemeyle de çok uzun ve kapsamlı yasaların bölümler hâlinde görüşülerek yasama sürecini hızlandırmak amaçlanmıştı ancak bugün geldiğimiz noktada, bu düzenleme artık bir istisna usulü olmaktan çıkmış, âdeta genel bir uygulama hâline getirilmiştir. Elbette gündemin gidişatına ve ülkenin ihtiyaçlarına göre birden fazla alanda düzenleme yapılabilmesi mümkündür ancak bu durum kural değil istisna olarak kalmalıdır. Kanun yapımı aceleye getirilecek bir süreç değildir. Her bir düzenlemenin etki analizi yapılmalı, ilgili paydaşların görüşleri alınmalı, komisyonlarda derinlemesine tartışılmalı ve olgunlaştırılmalıdır ancak mevcut uygulamada bu süreçlerin büyük ölçüde devre dışı bırakıldığını üzülerek görmekteyiz.

Değerli milletvekilleri, yasama faaliyeti ciddiyet, ortak akıl ve sorumluluk gerektiren faaliyetlerdir. Kanun yapmak yalnızca çoğunluk gücüne dayanarak Türkiye Büyük Millet Meclisinde Genel Kurul seremonisini tamamlamak değildir. Yasa yapmak toplumsal ihtiyaçları doğru analiz ederek, hukuki ilkeleri gözeterek ve kalıcı çözümler üreterek düzenlemeleri kanunlaştırmaktır. Bugün geldiğimiz noktada temel kanun uygulamalarıyla yasamanın ruhundan ve amacından uzaklaşıyoruz, süre kısıtlarıyla müzakereyi ortadan kaldırıyoruz, yasama-yürütme dengesini fiilen ortadan kaldırarak Meclisin iradesini zayıflatıyoruz.

Peki, bu sakıncaları gidermek için neler yapılabilir? Öncelikle Meclisin yasama fonksiyonu gerçek anlamda güçlendirilmelidir. Kanun teklifleri ilgili tüm paydaşların katılımıyla yeterli süre ve tartışma zemini sağlanarak hazırlanmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın lütfen.

SADULLAH ERGİN (Devamla) - Komisyonlar göstermelik değil, gerçek anlamda çalışılan, müzakere edilen, muhalefetin yapıcı eleştirilerinin dikkate alındığı alanlar hâline getirilmelidir. İkinci olarak, temel yasa uygulaması İç Tüzük gereği istisnai olarak icra edilmelidir, her düzenleme kendi konusu içinde ele alınmalı, şeffaflık ve anlaşılabilirlik sağlanmalıdır. Üçüncü olarak, etki analizi yapmak zorunlu hâle getirilmelidir. Bir düzenleme yapılmadan önce bunun ekonomik, sosyal ve hukuki sonuçları açıkça ortaya konulmalıdır ve nihayet en önemlisi, kuvvetler ayrılığı ilkesi yeniden güçlendirilmelidir. Yasama-yürütme-yargı arasındaki denge denetim mekanizması demokratik sistemin sigortasıdır. Bu dengenin korunması gerekir.

Türkiye'nin ihtiyacı daha fazla hız değildir diyerek Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)