| Konu: | DEM PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 91 |
| Tarih: | 06.05.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; DEM PARTİ'nin grup önerisine "evet" oyu vereceğimizi deklare ederek sözlerime başlamak istiyorum.
12 Eylül 1980 döneminde yaklaşık yedi buçuk sene hapishaneleri görmüş, hapishanelerde yatmış birisi olarak oralarda ne tür muamelelere maruz kaldığımızı bilen birisi olarak söylüyorum. O günkü fiziki şartlar, sosyolojik şartlar ve psikolojik şartlar ile bugünkü fiziki şartlar, sosyolojik ve psikolojik şartlar farklılık arz ediyor. O güne göre bugünün çok iyi yönleri olduğu gibi, bugüne göre de o günlerin iyi yönleri de vardı ama genellikle o günlerin çok daha ağır şartları vardı değerli arkadaşlar. Ve ben hapishaneden çıktığım zaman arkadaşlarımı ziyarete giderken hangi otobüse bindiysem hep şu şarkı söylenirdi -Ahmet Kaya'nın- nedense tesadüf mü diyeyim, tevafuk mu diyeyim: "Dışarıda mevsim baharmış,/Gezip dolaşanlar varmış./Günler su gibi akarmış,/Geçmiyor günler geçmiyor." Bugün hapishanelerde yaklaşık 304 bin kişinin olması gerekiyor, kapasite bu şekilde ama bugün cezaevlerinde mahpus olarak bulunanların sayısı 420 bin kişiyi bulmuş vaziyette. Ve bu ne demektir? Yani kapasitenin yüzde 35, yüzde 40 civarında fazlalığı demektir. 100 binden fazla insanın kapasite fazlası olarak insan onuruna yakışmayan koşullarda tutulduğu anlamına gelmektedir. Bu tablo yalnızca bir sayı meselesi değildir, bu tablo koğuşlarda üst üste yatan insanlar demektir. Bu tablo, yere serilen yataklar, paylaşılamayan battaniyeler, yetersiz havalandırma, sağlıksız ortamlar demektir. Bu tablo, devletin koruması altındaki insanların devletin ihmaliyle karşı karşıya kalması demektir. Unutmayalım, tutuklu ya da hükümlü olmak insan olmaktan çıkmak değildir. O insanlar fiziki ve psikolojik sağlıklarıyla birlikte devlete emanettir. Bu emanetin gereğini yerine getirmek ise bu Meclisin, bu devletin en temel sorumluluğudur. Demokratik devletler, çağdaş devletler sadece cezaevindekilerin, dışarıdakilerin değil cezaevindekilerin de, sadece tutuklunun değil, hükümlünün de can güvenliğinden ve aynı zamanda orada yaşayabileceği özgürlüğünden sorumlu olan devlettir.
Daha da çarpıcı olan şudur: 348.735 kişi hükümlüyken 64.256 kişi hâlâ tutuklu statüsündedir yani on binlerce insan hakkında kesinleşmiş bir hüküm olmadan yalnızca bir tedbir olması gereken tutukluluk fiilî bir cezaya dönüşmüş durumdadır.
Değerli milletvekilleri, tutukluluk bir cezalandırma yöntemi değildir, bir tedbirdir. Avrupa Konseyi verilerine göre Türkiye 2024 yılında 100 bin kişide 356 mahpus oranıyla Avrupa'nın en yüksek oranlarına sahip ülkelerinden biri hâline gelmiştir. Aynı oran Almanya'da 71'dir arkadaşlar.
Bugün cezaevlerinde yaşananlar artık münferit şikâyetler değildir, bu bir sistem sorunudur. Mahpuslar yetersiz ve kalitesiz yemeklerden, yemeklerin içinden çıkan taşlardan, sıcak suya erişim olmayan düzenden... Hafta sonları su kesintileri yaşanmaktadır, ısıtma sistemleri çalışmamaktadır. Bunlar birer iddia değil, defalarca raporlanmış gerçeklerdir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin lütfen.
SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Teşekkür ederim.
Peki, biz ne yapıyoruz? Bu sorunları çözmek yerine yeni cezaevleri yapmayı tartışıyoruz. Bu yaklaşım sorunu ortadan kaldırmaz, sadece büyütür.
Değerli milletvekilleri, bu devletin görevi daha fazla cezaevi yapmak değildir, daha adil bir yargı sistemi kurmaktır; tutuklamayı istisna hâline getirmek, alternatif infaz yöntemlerini geliştirmek, denetimli serbestliği etkin kullanmak ve en önemlisi yargı süreçlerini hızlandırmak zorundadır. Aynı zamanda, idari gözetim kurullarının objektif ve şeffaf olmasını sağlayacak kurullar hâline dönüştürülmesidir.
Buradan açıkça ifade ediyorum: Cezaevlerindeki bu tablo bir güvenlik meselesi değildir, bir hukuk ve insan hakları meselesidir. Gelin, cezaevi sayısını değil, adaletin niteliğini artırmayı konuşalım, tartışalım. Gelin, daha fazla duvar örmeyelim, daha güçlü bir hukuk devleti inşa etmeyi hedefleyelim diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ederim. (YENİ YOL, CHP, DEM PARTİ ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)