| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 91 |
| Tarih: | 06.05.2026 |
ERKAN AKÇAY (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Bugün Türkistan coğrafyasından Anadolu'nun bereketli topraklarına, Balkanlardan Kafkaslara kadar uzanan ortak sevinç ve heyecanımız Hıdırellez'i idrak ediyoruz. Hıdırellez, yalnızca tabiatın kış uykusundan uyanışı değil; binlerce yıllık kültürel değerlerimiz, birlik ve beraberliğimizin yeniden filizlenmesidir. Hazreti Hızır ile Hazreti İlyas'ın buluştuğuna inandığımız bu kutlu gün; darlığın bitişini, umudun yeşermesini ve toprağa düşen cemreler gibi kardelenler misali yüreklere düşen kardeşlik ateşini müjdeliyor. Baharın bu taze nefesi tıpkı Ergenekon'da demir dağları eriten o kutlu ateş gibi milletimizin önündeki tüm engelleri kaldırsın, yurdumuzun dört bir yanında bu mukaddes topraklarda bolluk, bereket, barış, dirlik daim olsun diyoruz. Bu düşüncelerle, aziz milletimizin Hıdırellez bayramını kutluyorum.
5-9 Mayıs tarihleri arasında SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı gerçekleşiyor. Fuarda vitrine çıkan yerli ve millî teknolojilerimiz tam bağımsız Türkiye ülkümüzün en somut nişanesi olan savunma sanayimizdeki gurur verici gelişmelerdir. Baykarın yapay zekâ destekli sürü hâlinde hareket eden SİVRİSİNEK, MIZRAK ve K2 kamikaze İHA'ları, ASELSAN'ın mavi vatandaki yeni muhafızları KILIÇ ve TUFAN insansız deniz araçları dostlarımıza güven, düşmanlara korku vermektedir. Özellikle Millî Savunma Bakanlığımız tarafından geliştirilen mevcut hava savunma sistemlerini aşma kabiliyetine sahip, kıtalar arası balistik füzemiz YILDIRIMHAN, Türkiye'nin caydırıcılık gücünü yepyeni bir boyuta getirmektedir ve çalışmaları yapılmaktadır. Aynı zamanda, yerli şirketlerimizin tek kalemde 100 bin adet kamikaze "drone" ihracatı yapması muazzam bir stratejik aklın ve kararlılığın ifadesidir. Bugün Türkiye kendi sistemleri tasarlayan, üreten ve dünyaya ihraç eden küresel bir güçtür. Savunma sanayimiz sadece ekonomik bir tercih değil, bir beka meselesidir. Türkiye artık sahada oyun kuran, ezber bozan bir devlettir. Bu vesileyle, bu tarihî başarılarda emeği geçen tüm mühendislerimizi, işçilerimizi, kurumlarımızı ve savunma sanayisi neferlerimizi yürekten tebrik ediyoruz.
Sayın Başkan, son günlerde tarihî ve zihinsel kodları materyalist, ırkçı, sömürgeci ve Darvinist politikalarla malul olan yani özürlü ve sakat olan Batı başkentlerinden peş peşe yükselen hezeyan korosunu ibretle ama bir o kadar da acıyarak ve tebessümle takip ediyoruz. Avrupa Birliği Komisyonu Başkanının Türkiye'yi tehdit olarak görme küstahlığı, Fransa'nın Doğu Akdeniz'de ve Kıbrıs'ta boyundan büyük askerî maceralara yönelmesi ve Yunanistan'ın şımarık çırpınışları asla tesadüf değildir, birbiriyle ilintilidir. Bu koro kendi coğrafyasında oyun kuran, prangalarını kırmış tam bağımsız Türkiye'nin bu köhnemiş Batı düzeninde yarattığı paniğin bir itirafıdır. Kendi içlerindeki çürümeyi ve stratejik sefaleti Türkiye düşmanlığıyla örtbas etmeye çalışanlara Gazi Meclisten sesleniyoruz: Bize istikamet çizemezsiniz, ne Brüksel'in sipariş raporları, ne Makron'un Kıbrıs'taki hayalperest kılıç şakırtıları Türkiye'nin çelik iradesini milim esnetemez. Hele ki Türkiye'yi potansiyel saldırgan ilan edip adalarımızı füzelerle donatmaktan, çatışma senaryolarından bahseden Yunanistan Savunma Bakanının o hadsiz sözleri bir akıl tutulmasıdır. Buradan o bozuk plağı ve Atina'daki hamilerine tarihî bir gerçeği hatırlatmak isterim: Ege'nin serin sularına bakıp boyunuzdan büyük laflar etmeyin. Siz tarihten hiç mi ders almadınız? Sakın ola sabrımızı test etmeyin! Zira, o denizin dibi sizin emperyalist heveslerinizin hüsranıyla doludur. Şunu açıkça ifade ediyoruz: Türkiye tehdit edilecek, hizaya çekilecek bir ülke değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, lütfen.
ERKAN AKÇAY (Manisa) - Türkiye tarihiyle, coğrafyasıyla, kendi öz gücüyle diplomasisiyle ve millet iradesiyle bölgenin merkez ülkesidir. Türkiye kimsenin tehdidi değil, mazlumların umudu, bölgesel barışın anahtarı, küresel dengelerin aktörüdür. Türkiye artık Batı'nın kapısında icraya giren, talimat bekleyen bir çevre ülke değildir. Bizim yönümüzü Brüksel belirleyemez, Atina tarif edilemez, Paris tayin edemez; biz kimseden ders almayız.
Sayın Başkan, Türkiye'nin dış politikası barışı ve istikrarı hedeflemektedir ancak bu yapıcı duruş haklarımızın gasp edilmesine sessiz kalacağımız anlamına gelmez. Bugün Doğu Akdeniz'de, Ege'de ve Kıbrıs'ta aleyhimize kurgulanan hiçbir oldubittiye boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Bu bölge Türkiye için yalnızca dış politika başlığı değildir. Doğrudan doğruya egemenlik, güvenlik ve beka meselesidir. Türkiye tarih boyunca barıştan yana olmuş, diplomasiyi, hukuk zeminini ve bölgesel istikrarı ve barışı öncelemiştir. Ancak barıştan yana olmak oldubittilere sessiz kalmak anlamına gelmez. Deniz yetki alanlarımızın yok sayan, Ege'de denge hukukunu aşındırmaya çalışan, Kıbrıs Türk'ünü yalnızlaştırmayı hedefleyen hiçbir girişim karşısında Türkiye kayıtsız kalmayacaktır. Kıbrıs, bizim için yalnızca bir müzakere başlığı değildir. Kıbrıs, Türk milletinin Doğu Akdeniz'deki güvenlik kilidi, stratejik hafızası ve kardeşlik hukukudur. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin demografik yapısı, mülkiyet dengesi ve ekonomik bağımsızlığı bizim için tartışmaya kapalı birer millî meseledir. Adada toprak sadece bir tapu kaydı değil, egemenliğin ve gelecek nesillerin teminatıdır. Fransa'nın, Yunanistan'ın, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin ve İsrail'in Doğu Akdeniz'de kurmaya çalıştığı temaslar Türkiye karşıtı bir çevreleme politikasına dönüşürse bunun kabul edilmesi asla mümkün değildir. Kıbrıs Türk'ünün varlık hakkını hiçbir diplomatik seraba veya Avrupa Birliği romantizmine kurban etmeyeceğiz. Türkiye masaya kendi aklıyla oturur, sahada kendi gücüyle durur. Doğu Akdeniz'de Türkiyesiz denklem kurulamaz, Kıbrıs Türk'ünün varlığı pazarlık konusu yapılamaz.
Teşekkür ederim Sayın Başkan.