| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 90 |
| Tarih: | 05.05.2026 |
MHP GRUBU ADINA NACİ ŞANLITÜRK (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin ikinci bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, Genel Kurulu ve ekranları başında bizleri izleyen Yüce Türk milletini saygılarımla selamlıyorum.
Bu teklifle, özellikle ülkemizde deprem güvenliği, binaların yangın güvenliği, zemin etüt ve analiz çalışmaları, site yönetimlerine dönük düzenlemeler, Kat Mülkiyeti Kanunu, İmar Kanunu'ndaki düzenlemeler ile binaların yapımı aşamasındaki sorumlulukların dağıtılması ve gerekli yaptırımların uygulanması gibi birçok konu ele alınmıştır. Deprem kuşağı üzerinde olan ülkemizde yeni yapılarımızın ve eldeki mevcut yapı stokumuzun depreme dayanıklı hâle getirilmesi amaçlanmıştır. Konutlarımızın depreme dayanıklı olmaması neticesinde millet olarak çok ciddi bedeller ödedik, ödüyoruz. En son yaşadığımız 6 Şubat depremlerinde 53 binin üzerinde insanımızı kaybettik, hepsine Allah'tan rahmet diliyorum. Eldeki mevcut konutlarımızın da depreme dayanıklı hâle getirilmesi gerekmektedir. Bu değişikliklerle, inşallah, inşaat sektörümüze bir düzen gelerek daha dayanıklı, daha sağlam binaların yapılması temin edilecektir. 6 Şubat depreminin ardından Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın gayretleriyle 455 binden fazla konut yapılmış ve vatandaşlarımızın hizmetine sunulmuştur. Sayın Cumhurbaşkanımızın açıkladığı gibi birçok ilimizde de konut seferberliği devam etmektedir. Deprem bölgesinde görüldü ki binaların kendisi sağlam olmasına rağmen uygun zemine uygun temel sistemi yapılmadığı için "zemin erimesi" ya da "zemin sıvılaşması" dediğimiz olayların neticesinde birçok bina yıkımla karşı karşıya kalmıştır. Ülkemizde zemin etütleriyle ilgili 2 bine yakın ofiste jeoloji mühendislerimiz hizmet vermektedir, yapılan yeni düzenlemeyle bu yetki bakanlıktan lisans alan zemin ve temel etüt kuruluşlarına devrediliyor. Bu durum, küçük ofislerde çalışan jeoloji mühendislerini işsiz kalmakla karşı karşıya bırakacaktır. Önerimiz, jeoloji mühendislerinin yapı denetim şirketleri içerisinde istihdam edilmesidir. Böylece, yapılan zemin etüt ve analiz denetlenmesi de mümkün hâle gelecektir. Ayrıca, bu teklifte zemin ve temel etüt kuruluşlarına teminat şartı getirilmekte, hazırlanan her zemin ve temel etüt raporundan bakanlık payı ve bakanlık tarafından açıklanmayan kurum ve kuruluşlara pay aktarımı yapılması planlanmaktadır. Binanın hiçbir projesinde istenmeyen sadece zemin etüt analiz raporlarından belli bir miktar kesinti yapılarak döner sermaye oluşturulmasına bir anlam verilememiştir. Teklifte kaçak yapılarla mücadelede beton firmaları sorumlu tutulmuş, kaçak yapılara beton verilmesi durumunda 500 bin TL idari para cezası getirilmiştir. İmara açık olmayan yaylalarda, meralarda belki etkili olabilir fakat ticari bir işletme olan beton firmalarının her gelen müşteriye ruhsat sorması ya da beton verdiği inşaatın katlarını sayması mümkün değildir, bu hayatın doğal akışına aykırıdır. Kaçak yapılarla mücadele belediyelerin görevidir, ruhsatı veren kurum belediyedir, süreci belediyeler takip etmelidir, kaldı ki bilerek kaçak yapı yapan kişi 500 bin TL'lik idari para cezasını da ödeyecektir. Teklifte beton tedariki yapan firmalara karot numunesinin gerekli standartları sağlamaması durumunda yine 500 bin TL idari para cezası getirilmiştir. Beton firması tedarikçidir, şantiye sahasına getirilen betonun işlenmesi, dökümü, yerleştirilmesi, gerekli vibrasyonun sağlanması başta müteahhidin, yapı denetim firmasının, şantiye şefinin ve inşaatı yapan ustaların sorumluluğundadır. Burada bu sorumluluğu tek başına beton firmasına vermek doğru değildir. Yine, bu teklifte betonun ana unsuru olan çimentodan hiç bahsedilmemiştir. Çimentonun analiz edilmesi beton firmalarının kendi imkânlarıyla mümkün olmamaktadır. Fabrikadan düşük kalite gelen çimentoyla üretilen betonun tüm sorumluluğu beton santraline bırakılmıştır. Bunun için de ayrıca bir düzenleme yapılmalıdır. Ülkemizde özellikle Karadeniz Bölgesi'nde çimento fahiş fiyattan satılmaktadır. Çimento firmaları kendi aralarında anlaşarak, ticarete aykırı bir şekilde birbirlerine bölge boşaltarak kendi aralarında belirlemiş oldukları fiyatının altında çimento satmamaktadır. Dünyanın her yerinde çimentonun maliyeti ton başına 25-30 doları geçmezken Karadeniz Bölgesi'nde 1 ton çimento KDV, nakliye dâhil 4.600 TL'nin üzerinde satılmaktadır, bu da 100 doların üzerinde bir rakama denk gelmektedir. Ege Bölgemizde bu fiyat yüzde 30-35 daha aşağıdadır yani 1 ton çimento 3.200 TL civarındadır. İlgili bakanlıklarımıza ve Rekabet Kurumuna konuyu defalarca iletmemize rağmen yapılan kâra göre yazılan cüzi cezalar caydırıcı olmamaktadır, tek çözüm kapatma cezası verilmesidir. Böyle bir ticaret etme şekli hiçbir sektörde ve dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Bu durum haksız kazanca sebep olmaktadır. İnşaat sektörü, 250 farklı sektörü doğrudan etkilediği için enflasyonun artmasına sebep olmaktadır. Bu konu için de bir an önce önlem alınmalıdır.
Bu teklifle birlikte, belediyelerin şirket kurmaları, özel şirketlere ve vakıflara ortak olması Cumhurbaşkanlığı iznine tabi kılınıyor. Bence yerinde bir uygulamadır ama yeterli değildir. İstanbul Büyükşehir Belediyesine operasyon yapılmadan önce yine bu kürsüden çıktım, söyledim: İktidar-muhalefet ayrımı gözetmeksizin tüm belediyeler denetlenmelidir, belediyelerde oluşturulan çıkar grupları dağıtılmalıdır. Görülüyor ki belediyelerde dönen yolsuzluğun, usulsüzlüğün boyutu artık arşıâlâya vardı. Gözümüzün önünde hiç çekinmeden yapılan işler var, hiç kimse engel olmuyor. Konuşma durumunda olan basın mensupları ve sivil toplum kuruluşları başkanları da kurumdan fonlanarak, bunların konuşulması da engelleniyor. Bu yanlış işlerin tamamı belediye şirketleri üzerinden yapılıyor. Bence belediyelerin şirket kurması kesinlikle yasaklanmalıdır. Yapılan her türlü yolsuzluk, usulsüzlük vatandaşın gözünden kaçmıyor. İmarda çalışanların, belediyelerin ilgili bölümlerinde çalışanların sebepsiz zenginleşmesi, küçük şehirlerde daha fazla göze batmaktadır, mutlaka bu duruma önlem almamız gerekiyor.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, bu teklifle birlikte yine 2B'lik arazilerin satışında taksitini aksatanların süreleri uzatılıyor. Yerinde bir uygulamadır, destekliyoruz. Karadeniz bölgesinde bizim asıl sorunumuz, üzerinde en az elli-altmış yıllık fındık bahçesi olan, mahkeme kararıyla tapusu ormanda kalan yerlerin yeniden değerlendirilerek 2B'lik alana atılıp vatandaşa satışı yapılmalıdır. Yine, Orman Kanunu'nun ek 16'ncı maddesi bölge şartlarına göre yeniden düzenlenmelidir. Yaylalara, meralara kaçak yapı yapılmasının önüne geçilmeli, mevcut yapılara gerekli yaptırım kararlılıkla uygulanmalıdır. Yapı kayıt belgesi iptal olan ve 31 Aralık 2017'den sonra yapılan yapılarla ilgili Çevre, Şehircilik Bakanlığımız kamu hukukunu da göz önüne alarak yeni bir çalışma yapmalıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Karadeniz Bölgesi'nde birçok mahallede sıklıkla yaşanan tapu problemleri söz konusudur. Kadastro geçerken bir mahallede bulunan arazilerin tapusu sehven başka mahalledeki vatandaşların üzerine geçmiştir. Herkes arazisinin sınırını bildiği için tarım faaliyetlerinde bir problem olmamaktadır fakat bina yapılacağı zaman farklı sıkıntılar doğmaktadır. Vatandaşların rızaen birbirine tapularını devretmelerinin önü açılmalıdır. Bu nedenle, belli bir süreliğine bu durumdan mağdur olan vatandaşlarımız için tapu harcı muafiyeti getirilmesi uygun olacaktır. Ayrıca, tarım arazilerinde, mahallelerde kadastro oturumları yapılarak bir üst soy üzerinden sadeleştirme yöntemi de uygulanabilir. İlgili Bakanlığımızın ya da Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğümüzün uygulamaya koyacağı farklı düzenlemelerle tarım arazilerimizin parçalanmasının önüne geçilmiş olur. Bu teklifte site yönetimlerinin fahiş aidat artırmalarının önüne geçilmesi yerinde olmuştur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu teklifte Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmeliğin de uygulanmasına ilişkin maddeler bulunmaktadır, şantiye şeflerine bu konuda sorumluluk yüklenmiştir. Yine, biliyorsunuz, Kartalkaya'daki otel yangınında 78 insanımızı kaybettik; ben hepsine Allah'tan rahmet diliyorum, kederli ailelerine sabır diliyorum. Bu önlemleri almadığımız takdirde bedelleri maalesef çok ağır olarak karşımıza çıkmaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
NACİ ŞANLITÜRK (Devamla) - Bitiriyorum Başkanım.
BAŞKAN - Tamamlayın, lütfen.
NACİ ŞANLITÜRK (Devamla) - Ciddi gelir kaynağımız olan turizm sektörünün olumsuz etkilenmemesi adına turizm işletmelerine Binaların Yangından Korunması Hakkındaki Yönetmelik'ten kaynaklı eksikliklerini tamamlamaları için verilen ek süre yerinde olmuştur, böylelikle can ve mal kaybının önüne geçilecektir.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak kanun teklifine müspet yönde oy vereceğimizi belirtiyor, yüce Meclisi ve ekranları başında bizleri izleyen tüm vatandaşlarımızı saygılarımla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)