GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:90
Tarih:05.05.2026

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Ben de sözlerime bir anmayla başlamak istiyorum. 4 Mayıs 1937'de başlayan ve yaklaşık iki yıl süren Tunceli Tenkil Harekâtı'nın mazlumlarını, mağdurlarını rahmetle anıyorum, yaşayan yakınlarının acılarını paylaşıyorum. Büyük devletlerin, tarihindeki benzer sorunlarla cesaret ve hakkaniyetle yüzleşebildiğini ve atılması gereken sembolik adımları da atmaktan geri durmayacağını ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkanım, önceki haftalarda, hepimizin büyük bir acıyla karşıladığı Kahramanmaraş okul saldırısındaki yaralı evlatlarımızdan Almina Ağaoğlu 11 yaşındaydı ve o da bu hafta vefat etti. Böylelikle yaşamını yitiren öğrenci sayımız 10'a yükseldi. Burada bir Komisyon kuruldu. Mecliste araştırma komisyonu kurmak, çoğu zaman iktidarın bir süreç yönetimi gibi ele alınan bir konu maalesef, kurulduğunda da, kurulması reddedildiğinde de böyle oldu çünkü çoğunluğu iktidar milletvekillerinden oluşan komisyonların dahi raporlarının uygulamada, politika yapıcılara yön göstermede gereken ehemmiyette ele alınmadığını biliyoruz. Ben de hem Almina Ağaoğlu kardeşimize, evladımıza rahmet diliyorum, ailesine başsağlığı, sabır diliyorum hem de Komisyonun etkili bir çalışma ve yayınlayacağı raporun da başta Millî Eğitim Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı olmak üzere, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve ilgili bakanlıklarca ele alınması gerektiğini ifade ediyorum, hatırlatıyorum.

Sayın Başkanım, gündem dışı konuşan 2 arkadaşımız da söz aldı. Aslında 2026 yılı son otuz sekiz yılın en yüksek yağış seviyelerine ulaşması nedeniyle kuraklığın ardından hepimizin mutlu etmişti, barajlarımız doldu, bazı yerlerde baraj kapakları dahi açılmak durumunda kalındı ve bu yağışların tarım için bir rahmet, bir bereket olması dileğinde bulunuldu. Ancak geçtiğimiz hafta sonu Mersin'de, Gaziantep'te, Şanlıurfa'da, Adıyaman'da, Erzincan'da, Tokat ve Sakarya'da yaşanan kar, fırtına, kuvvetli sağanak yağmur ve benzeri olaylar nedeniyle çiftçimiz büyük zarar gördü. Tabii ki bu ve benzeri olaylar öngörülemez, önceden kestirilemez durumlardır. Ancak burada, gıda enflasyonunun da bu kadar yüksek seyrettiği bir dönemde Tarım Bakanlığının vakit kaybetmeksizin zarar gören çiftçilerin zararlarının telafisi yönünde bir tutum alması gerektiğini ifade etmek istiyoruz. Geçtiğimiz yıl, hatırlarsanız 2025 yılında Şubat ayında Mersin ve Adana'da başlayan don felaketi daha sonra İç ve Orta Anadolu'yu da esir almıştı. Geçtiğimiz yıla dönüp bakıyoruz, Şubat ayının 25'inde yaşanan don felaketinin zararlarının giderilmesine ilişkin paketi Sayın Cumhurbaşkanı 2025 yılının Ekim 25'inde açıkladı, yani neredeyse dokuz ay sonra. Peki, bu ara dönemde çiftçi ne hâle geldi? Zaten bir geliri oluşmadığı gibi gelir elde etmek umuduyla yapmış olduğu masraflar da buharlaştı. Çoğu tefecinin eline düştü, çoğu borçlandı, borç sarmalına girdi ve birçok yöremizde peş peşe 2'nci ürünü, 3'üncü ürünü ekebilen çiftçilerimiz dahi o dokuz ay boyunca desteklenmedikleri için 2'nci ve 3'üncü ürünlerini de değerlendiremediler. Buradan Tarım Bakanlığına ve Sayın Cumhurbaşkanına çağrıda bulunuyorum: Bu hafta sonu yaşanan felaket nedeniyle ortaya çıkan zararları bir an önce tespit ediniz, bir an önce açıklayınız. Bunu aylara sarih, sekiz ay, dokuz ay sürecek bir uygulamaya dönüştürmeyiniz ve bir başka detay da bunu TARSİM'e havale etmeyiniz çünkü TARSİM'in değişik sebeplerle zararı ödemediğini, zarar tespiti yaptığında da bunun çiftçinin gerçek zararıyla örtüşmediğini geçen yılki tecrübeden maalesef acı bir şekilde öğrendik. O nedenle çiftçimizin zaten maliyetleri yüksekti, zaten bir önceki don ve kuraklıktan gelen büyük bir mağduriyeti vardı. Bu yılki zararlarının behemehâl tespiti ve karşılanması yönündeki çağrımızı yeniliyoruz.

Sayın Başkanım, bu hafta açıklanan resmî ekonomi verilerinin biri de TÜİK'in enflasyon verileri oldu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun lütfen.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Teşekkür ederim.

Malumunuz olduğu üzere TÜİK, nisan ayı için 4,18 enflasyon verisi açıkladı. Toplamda da bu 32 küsur bir rakama tekabül ediyor. Önce TÜİK'e bir kere daha "Allah'tan kork!" diyoruz çünkü aralık ayında baskılanan enflasyonla yani yeni yıla dair ücret artışlarına emsal olabilecek yıllık ortalamayı baskılamak için aralıkta enflasyon oldukça düşük bir seviyede gösterilmişti; ocak, şubat, mart, nisan aylarında toplamda yüzde 14'lük bir enflasyon verisiyle karşı karşıyayız. Enflasyonla mücadeleden sorumlu kurum olan Merkez Bankasına bakacak olsak bu yılın enflasyon tahmini ortalama yüzde 16 ama yüzde 15-21 aralığında. Ya, ilk dört ayda yüzde 14'lük bir gerçekleşme sonucunda ekonomi yönetimi acaba şapkasını önüne alıp düşünmeyi düşünüyor mu diyelim çünkü alım gücündeki bu kayıpla birlikte şu anda 28 binlik bir asgari ücretlide 4 bin lira 20 bin liralık en düşük emekli maaşında ise yaklaşık 3 bin liralık bir erime zaten gerçekleşti. İlk defa asgari ücret açıklandığı aydan itibaren açlık sınırının altında seyrediyordu. Şu anda da yine bu hafta TÜRK-İŞ tarafından açıklanan açlık sınırı 34.587. Zaten yoksulluk sınırından artık bahsedemiyoruz bile 112 bin lira olarak tespit edilmiş. Bu durumda, yıl sonunda enflasyonunun yüzde 30'u aşıp yüzde 40'larda seyretmesi ve sonuçlanması kuvvetle muhtemel gözüküyor. Bu, bir hedef sapması değildir; bu, aynı zamanda bir güven meselesidir; bu, aynı zamanda bir inandırıcılık meselesidir ve bu, İran'a yapılan saldırıyla da açıklanamayacak temel ekonomik göstergeler ve ekonomi politikalarındaki hataların bir sonucudur; başta garanti ödemeler olmak üzere davetiyeli ihaleler, gösteriş, yolsuzluk ve kime hizmet ettiğini bilemediğimiz itibar harcamalarının bir sonucudur ve bu durumda hiç olmazsa en düşük emekli maaşı ile asgari ücretliye temmuz ayında bir düzeltme yapılmasını bekliyoruz ancak iktidar bunun için de temmuz ayını bekleyemedi; AK PARTİ Grup Başkanı Sayın Abdullah Güler tıpkı bayram harçlıklarında bir artış yaşanmadığı gibi temmuz ayında da seyyanen zammın veyahut da bir ara zammın söz konusu olmadığını ifade etmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Teşekkür ediyorum efendim, tamamlıyorum.

Buradan bir kere daha iktidara fakir fukaranın hakkına girmemesini ve temmuz ayında yapacağı bir ara zamla enflasyondan kaynaklanan satın alma gücü kaybının telafisini öneriyoruz.

Sayın Başkanım, sürem azaldı ama...

BAŞKAN - Buyurun, devam edin lütfen.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Geçen hafta Bursa'da bir meslektaşımız hayatını kaybetti, 26 yaşında, Hatice Kocaefe; Erzurum'da da bir meslektaşımız bıçaklı saldırıya uğradı, ölümden döndü, Taha Bağaçlı. Elbette bunları sosyal patlama, güvensizlik, ülkede yaygınlaşan bireysel silahlanma, şiddeti meşrulaştıran politikalarla da açıklayabiliriz ama emin olun, burada avukatlık mesleğinin adalet sisteminde hak ettiği yeri görmemesiyle ilişkili bir tablo var. Avukatlık mesleği savunma hakkını temsil ediyor olmakla birlikte adil yargılanma ilkesi ve hukuk devletinin temel unsurlarından biridir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın lütfen.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Adalet Bakanımızın bazı açıklamalarına artık yarın değineceğiz ama avukatlara yönelik bu saldırıları sona erdirecek bir bütüncül politikaya ihtiyaç olduğunu ifade etmek istiyor, saygılar sunuyorum.