GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:89
Tarih:30.04.2026

SERKAN SARI (Balıkesir) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Konuşmama başlamadan önce yarın 1 Mayıs, işçi ve emekçinin bayramı ama ne yazık ki işçi ve emekçimiz yarını bayram gibi kutlayamıyor. Daha dün Doruk Madencilik işçilerinin yaşamış olduğu sıkıntıyı gördünüz; hakkını alabilmek, emeğinin karşılığını alabilmek için direnmek zorunda kalan işçiler. Onlar sadece bir örnek, Türkiye'nin dört bir köşesinde hakkını alamayan, emeğinin karşılığını alamayan işçilerimiz var. Buradan çağrıda bulunmak istiyorum, buradan Meclisimize çağrıda bulunuyorum: İşçimizin, emekçimizin hakkını almak için onların yanında bulunacağımız kanun tasarılarını bu Meclise getirmek zorundayız ama iktidarın tasarrufu, görüyoruz ki her zaman için sermayeden yana. Biz bu ülkede refah ve adil bir şekilde düzen kurulana kadar, hakça bir düzen kurulana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Bütün işçi ve emekçilerimizin 1 Mayıs İşçi Bayramı'nı kutluyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, kanun tasarısıyla ilgili gündemdeki eleştirilerimi vurgulamak istiyorum. Çevre danışmanlık firmalarına birtakım yetkinlikler ve sorumluluklar veriliyor. Burada temelde gördüğümüz işveren ile çalışanın birbirini denetlemesi gibi bir mantık. Çevre danışmanlık firmalarına gördükleri bir usulsüzlük olursa bu konuda şikâyette bulunma yükümlülüğü getiriliyor, eğer bulunmazsa da cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalacak ama bu cezanın çerçevesi de çizilmiş değil. Burada şunu vurgulamak istiyorum: Anlaşılan o ki Bakanlık yaşanılan sorunlarda sorumluluğu danışmanlık firmasına devredebilmek için yükümlülüklerini oraya devrediyor. Zaten Bakanlık nasıl bir denetim yapıyor, onu da anlamış değilim. Çevre değerlendirme firmalarının ÇED raporları üzerinden bir değerlendirme yapılıyor; firma hazırlıyor, Bakanlığa sunuyor, Bakanlık o veriler üzerinden bir denetim yapıyor. O verilerin doğruluğu sınanmadan sunulan veriler üzerinden yapılan denetimler de ne yazık ki hüsranla sonuçlanıyor; bugüne kadar yaşadığımız olayları hep birlikte görüyoruz. Bu sebeple, esas yapmamız gereken düzenleme ÇED raporlarının hazırlanma sürecindeki verilen bilgilerin sınanmasına yönelik, denetlenmesine yönelik, doğruluğuyla ilgili birtakım yaptırımlar, düzenlemeler yapılması gerekmekte ama görüyoruz ki iktidar sadece kendini, bakanlıkları korumak üzerine bir yasal düzenleme, yapılan denetimlerin denetim niteliğini artırmak üzerine değil, aslına bakarsanız gevşetmek, üstünü kapatmak ve kamufle etmek gibi bir niyeti var. Niye böyle diyorum? Bu yetmezmiş gibi mühendislerin de... Çevre değerlendirme firmalarında, danışmanlık firmalarında çevre mühendisi çalıştırılıyordu, bu yasal düzenlemeyle birlikte mühendis sıfatı olan herhangi bir arkadaşımıza burada görev verilebiliyor. O yetmiyor, fen fakültelerinden mezun olanlar da yine mühendislik sıfatıyla burada görev yapabilecekler.

Arkadaşlar, bu işin uzmanı olan çevre mühendisleri. Bizim, çevre denetimini çevre mühendisi yapması gerekirken bunu diğer mühendislere vermemiz akıl kârı mı sizce, sağlıklı bir sonuç çıkar mı buradan sizce? O zaman binalarımızı da makine mühendisleri yapsın. Mümkün müdür böyle? Petrol mühendisi gelsin, inşaat yapsın, bütün yetkiyi ona verelim. Spesifik, nitelikli mühendisler yetiştiriyoruz bu branşlarda aktif görev alabilmeleri için. Bu branşlar ne için ayrılıyor? Mühendisi geçtim, fen fakültesi mezunu olan arkadaşımız da çevre mühendisliği denetimini yapabilecek. O disiplinden uzak, o bilgi birikiminden uzak kadrolara vereceğimiz denetim ve hazırlanan raporların niteliğini sizler düşünün. Burada bir hata yaptığımızı vurgulamak istiyorum. Eğer amacınız bazı şeylerin üstünü örtmekse bugün burada bu yöntemle başarabileceğinizden şüphem yok. Zaten niyetinizin ne olduğunu da geçmiş dönemden biliyoruz.

Balıkesir'den örnek vereyim: Balıkesir Kaz Dağları'yla, Madra Dağı'yla, Manyas Gölü'yle, doğasıyla, çevresiyle örnek olmuş bir kent. Siz iktidara gelmeden önce Balıkesir'de on yılda sadece 803 tane ruhsat -işte çakıl ocağından tutun da maden ruhsatına kadar- verilmiş. Sizin iktidara geldiğiniz şu son yirmi yıl içerisinde 6.440 ruhsat verilmiş. 800 ruhsat nere, 6.400 ruhsat nerede? Ha "Denetim yapıyoruz, engel oluyoruz, bu sistem çok iyi çalışıyor, biz uygun olana veriyoruz." diyorsanız şu anda Balıkesir'de "ÇED Olumsuz" raporu verilen dosya sayısı 38. 6.400 tanesine "olur" vermişsiniz, itiraz ettiğiniz sadece 38 maden ruhsatı. Yapılan denetim ve hassasiyet bu kadar ve siz bu hassasiyeti daha da aşağıya çekmeye çalışıyorsunuz.

Bir de tabii, "ÇED Gerekli Değildir" raporu konusuna vurgu yapmak isterim. Balıkesir'de son on yılda 2.070 tane ruhsat başvurusuna "ÇED Gerekli Değildir" kararı verdiniz. Görünen o ki eline kazmayı alan Balıkesir'de, Türkiye'nin dört bir köşesinde istediği yeri kazar, talan eder, yıkar, döker; ne ağaca ne suyu ne doğaya ne yaşama saygı duymaya gerek var. Zaten verilen raporlar ve başvuruların sonuçları ortada. Bu anlamda, ben...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Sarı, teşekkür ediyorum.

SERKAN SARI (Devamla) - Peki, teşekkür ediyorum. (CHP, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)