| Konu: | Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 87 |
| Tarih: | 28.04.2026 |
MHP GRUBU ADINA SEMİH IŞIKVER (Elâzığ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 250 sıra sayılı Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, Genel Kurulu ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi en kalbî muhabbetlerimle, saygılarımla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bugün görüşmekte olduğumuz kanun teklifi yalnızca teknik maddelerden ibaret bir düzenleme değildir; aynı zamanda mülkiyet hakkının korunması, şehirleşme politikalarının güçlendirilmesi, deprem gerçeğiyle yüzleşen ülkemizde güvenli yaşam alanlarının oluşturulması, bürokrasinin azaltılması ve vatandaş odaklı hizmet anlayışının tahkimi bakımından önemli bir reform paketidir. Uzun süreli hazırlıkların, saha gözlemlerinin ve ihtiyaç analizlerinin sonucunda şekillenen bu teklif tapu işlemlerinden imar uygulamalarına, yapı güvenliğinden sosyal konuta, çevre denetiminden kamu taşınmazlarının etkin kullanımına kadar pek çok alanda ihtiyaç duyulan düzenlemeleri ihtiva etmektedir.
Değerli milletvekilleri, Türkiye, bir deprem ülkesidir. Acı tecrübeler bize göstermiştir ki plansız yapılaşmanın, denetimsiz inşanın, ihmalkârlığın ve geciken tedbirlerin bedeli son derece ağır olmaktadır. Bu nedenle, riskli yapı stokunun dönüştürülmesi, kaçak yapılaşmanın önlenmesi, yangın güvenliği standartlarının yükseltilmesi, zemin etütlerinin bilimsel esaslara göre yapılması, imar süreçlerinin açık, şeffaf ve denetlenebilir hâle getirilmesi artık bir tercih değil millî bir zorunluluktur. Can emniyetini öncelemeyen hiçbir şehirleşme anlayışı sürdürülebilir değildir; insan hayatını merkeze almayan hiçbir kalkınma modeli meşru kabul edilemez.
Değerli milletvekilleri, teklifte yer alan bazı düzenlemeleri özetle ifade etmek isterim. Bu düzenleme kapsamında olası can ve mal kayıplarının önüne geçilmesi için alınacak önlemler de dinamik bir yaklaşım benimsenmesini zorunlu hâle getirmiştir. Bunun yanı sıra, riskli alanlar ile yıkılma veya ağır hasar görme tehlikesi bulunan riskli yapıların belirlenerek fen, sanat standartlarına uygun, sağlıklı, güvenli yaşam çevrelerinin oluşturulmasına yönelik iyileştirme, tasfiye ve yenileme çalışmalarının ivedi şekilde yapılması önem arz etmektedir. Tüm bu hususlar dikkate alınarak mevcut yapı stokunun güçlendirilmesi için hukuki düzenlemeler yapılırken diğer taraftan kaçak yapılaşmanın önüne geçilebilmesi için de yaptırımlar öngörülmektedir. Ayrıca, yapılarda yangın güvenliğinin sağlanması için kontrol, denetim ve yaptırım mekanizmalarının gelişmesinin de sağlıklı yapılaşmanın önemli bir parçasını oluşturduğu göz önüne alınarak düzenlemeler yapılmıştır.
Bu çerçevede, Tapu Kanunu'nda yapılan düzenlemeyle, değerleme kuruluşlarınca düzenlenen değerleme raporlarında yer alan taşınmaza ilişkin verinin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne elektronik ortamda gönderilmesi zorunlu hâle getirilmekte ve buna ilişkin usul ve esasların Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından belirleneceği düzenlenmektedir. Bu adım şeffaflık, hız, güvenilirlik ve kayıt düzeni açısından çok kıymetlidir.
Damga Vergisi Kanunu'nda yapılan düzenlemeyle, TOKİ eliyle gerçekleştirilen sosyal konut projelerinde maliyetleri azaltıcı istisnalar getirilmekte, böylece dar ve orta gelirli vatandaşlarımızın konuta erişimi kolaylaştırmamaktadır.
Kat Mülkiyeti Kanunu'ndaki değişikliklerle ise aidat artışlarında keyfîliğin önüne geçilmesi, toplu yapılarda yönetim planı değişikliklerinin makul çoğunlukla alınabilmesi hedeflenmektedir.
Kooperatifler Kanunu'nda yapılan düzenlemeyle, yapı kooperatiflerinde konut tamamlanmadan ve kesin maliyet hesaplanmadan tapu devrinin önüne geçilerek vatandaş mağduriyetlerinin engellenmesi amaçlanmaktadır.
Çevre Kanunu'nda yapılan düzenlemelerle, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonucunda ortaya çıkan hukuki boşluğun giderilmesi amacıyla kanuna "çevre danışmanlık firması" ve "yetkilendirilmiş kişi" tanımları ve uygulanacak yaptırımlar eklenmektedir. Böylelikle denetim kapasitesi güçlendirilmekte, çevre danışmanlık mekanizmaları hukuki zemine kavuşmaktadır.
Yine, Toplu Konut Kanunu'nda TOKİ'ye ilişkin getirilen hükümler işlemlerin hızlandırılması, dijital doğrulama süreçlerinin geliştirilmesi ve sosyal konut yatırımlarının etkinliğinin artırılması bakımından önem taşımaktadır.
İmar Kanunu'nda yapılan düzenlemelerle, yapılara ilişkin sorumluluklar, gerekli yaptırımlar ve yangın güvenliğine ilişkin hususlar düzenlenerek ülkemizde sağlıklı yapılaşmanın sağlanması amaçlanmıştır.
Kadastro Kanunu'nda yapılan düzenlemeyle, sorumluluğun ve tazminatın belirlenmesinde bilimsel karşılığı olan bir standart getirilmesi amacıyla yanılma sınırının da tanımı yapılmaktadır. Bu da doğrudan doğruya güvenli şehirleşmeye hizmet etmektedir.
Yine, Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'da yapılan düzenlemelerle, taşınmazların Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bağlı ilgili ve ilişkili kurum, kuruluşları arasında ve bu kurum ve kuruluşlardan Maliye hazinesine devrinin hızlandırılması ve bürokrasinin azaltılması amacıyla resmî şekil şartı aranmayacağı yönünde düzenleme yapılmaktadır. Özel kanunları gereği tahsis amacı değiştirilerek hazine adına tescili gereken yerlerin tescilinin yapılması, kamu idarelerine tahsis edilen taşınmazların daha ekonomik ve verimli kullanımını teminen tahsislerinin iptal edilmesi, böylelikle atıl durumda kalan bu taşınmazların sosyal konut gibi farklı proje ve yatırımlarda kullanılması amaçlanmaktadır.
Bununla beraber, Yapı Denetimi Hakkında Kanun'da yapılan düzenlemelerle, beton üreticisi tanımı ve zemin ve temel etütlerinin denetiminin sağlanması için zemin ve temel etüt kuruluşu tanımı eklenmekle birlikte, kanun kapsamında yapılacak yapıların zemin ve temel etütlerinin izin belgesi verilen zemin ve temel etüt kuruluşları tarafından yapılacağı düzenlenmektedir. Ayrıca, konuyla ilgili yaptırımlar ihdas edilmektedir.
Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nda yapılan düzenlemeyle, sözleşme uygulamalarına yönelik anlaşmazlığın çözümü için verilen Yüksek Fen Kurulu kararlarının ilgili idarece uygulanmasından kaynaklı davalarda yargı merci konusunda tereddüt hasıl olduğundan bu davaların adli yargı mercilerinde görüleceği düzenlenmektedir.
Yine, Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'da yapılan düzenlemelerle, Ajansa aktarılan geri kazanım katılım paylarına ilişkin sürenin 2027 yılı sonuna kadar uzatılması ve geçici görevlendirme süresinin beş yıl daha uzatılması amaçlanmaktadır.
Olağanüstü Hâl Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Kabul Edilmesine Dair Kanun'da yapılan düzenlemeyle, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremler sonucu yapılan yerinde dönüşüm uygulamalarının sağlıklı yürütülebilmesi amacıyla gerekli değişiklikler yapılmaktadır.
Yine, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de yapılan düzenlemeyle, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığında idari görevli olanlardan daha önce millî emlak kontrolörü kadrosunda istihdam edilenlerin idari görevlerinin sona ermesini müteakip, Bakanlıkta durumlarına uygun başmüfettiş veya müfettiş kadrolarına atanmalarına yönelik düzenleme yapılmaktadır.
Değerli milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi devletin vatandaşa yük değil güven kapısı olması gerektiğine inanmaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi mülkiyet hakkının korunmasını, adaletli şehirleşmeyi, sosyal dengeyi, üretken ekonomiyi ve güvenli yaşam çevrelerini siyasetinin temel başlıklarından biri olarak görmektedir. Sayın Genel Başkanımız, bilge liderimiz Devlet Bahçeli Beyefendi'nin ifade buyurduğu gibi "Türkiye Yüzyılı" güçlü devlet, huzurlu millet ve sağlam gelecek ülküsünün adıdır. Vatandaşımızın hayatını kolaylaştıran, bürokrasiyi azaltan, güvenliği artıran, şehirleri ayağa kaldıran her samimi adım Milliyetçi Hareket Partisi tarafından desteklenecektir.
Değerli milletvekilleri, üç büyük deprem yaşamış bir şehrin milletvekili olarak ifade etmek isterim ki deprem maalesef yalnızca binaları yıkmamaktadır, aynı zamanda, hayat planlarımızı, ekonomik dengelerimizi, hukuki ilişkilerimizi ve toplumsal hafızayı da derinden sarsmaktadır. Elazığ'ımız başta olmak üzere depremden etkilenen şehirlerimizde hak sahipliği, kat irtifakı ve kat mülkiyeti, hasar tespitleri, tazminat süreçleri, mülkiyet ihtilafları hâlen yoğun bir şekilde devam etmektedir. İşte, bu nedenle görüştüğümüz bu teklif, yalnızca bugünü değil, afet sonrası Türkiye'nin yarınlarını da ilgilendiren çok önemli bir adımdır. Bu kapsamlı çalışmada görev alan milletvekillerini, bürokrat ve teknokratlarımızı kutluyor, düzenlemenin aziz milletimize ve ülkemize hayırlar getirmesini diliyorum.
Kıymetli milletvekilleri, müsaadenizle, memleketim Elâzığ'ın bazı haklı beklentilerini de yüce Meclisimizin dikkatine sunmak istiyorum.
24 Ocak 2020 Elâzığ ve 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında devletimiz tüm imkânlarıyla sahada olmuş, yaklaşık 40 bin konut inşa ederek hak sahiplerine teslim etmiştir. Bu büyük gayret takdire şayandır; devletimizin kudreti, milletimizin dayanışması ve Cumhur İttifakı'nın kararlı iradesi sahada tezahür etmiştir ancak şehir merkezindeki 19 mahallemizde yıkımlar sonrası oluşan alanlar hâlen dönüşüm beklemektedir. Vatandaşımızın tek başına altından kalkamayacağı bu yük için "Yarısı Bizden" benzeri destek modelleri, uzun vadeli ve düşük faizli finansman imkânları, yerinde ve hızlı dönüşüm projeleri ivedilikle değerlendirilmelidir. Elâzığ, Harput'tan aldığı tarihî mirasla sıradan bir şehir değildir değerli milletvekilleri. Bu kadim şehir modern, kent kimliğine yakışır bir dönüşümü sonuna kadar hak etmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine, 1970'li yıllarda faaliyete geçen ve bugün üç büyük deprem felaketi yaşamış olan Elâzığ Merkez Küçük Sanayi Sitesi fiziki ömrünü tamamlamış olup can ve mal güvenliği tehlike altında bir şekilde hizmet verilmeye çalışılmaktadır. Elâzığ Küçük Sanayi Sitesi Elâzığ'ın üretim, ticaret, istihdam ve ekonomisinin lokomotifi olmakla birlikte, tecrübe ve birikimiyle de bölgesel hizmet vermesi bakımından çok büyük bir öneme sahiptir. Yaklaşık 1.300 iş yeri ve on binlerce kişiye doğrudan veya dolaylı katkı sunan bu alan Elâzığ ekonomisinin omurgası konumundadır ancak mevcut şartlar hem güvenlik hem de verimlilik açısından yetersiz kalmaktadır.
Elâzığ'da ekonominin deprem öncesi dönemdeki değerlerine yeniden geri dönmesi ve ekonominin olmazsa olmazı olan fiziki mekân ihtiyaçlarının karşılanması için Elâzığ Çamyatağı bölgesindeki alan sanayi alanı olarak 2024 yılında Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından ilan edilmesine karşın hâlâ söz konusu alanda bir girişim ve ilerleme kaydedilememiştir. Bu alandaki bölgenin Teknova OSB'ye entegre olacak şekilde mobilya ve ahşap işletmecileri, mermer işletmecileri, ferforje işletmecileri, hurdacılar, PVC imalatçıları ve inşaat malzemecileri gibi sektörel sanayi siteleriyle değerlendirilmesi Elâzığ'ı bölgesel bir ticaret ve üretim merkezi hâline getirecek ve çevremizdeki bütün illerin de ekonomik gelişimine öncülük edecektir.
Merkez sanayi sitesindeki esnaflarımızla yapılan anketler, görüşmeler ve Sanayi Sitesi Kooperatifimizin talebi, aynı bölge içerisinde hizmetlerini vermeye devam eden otomotiv ve bağlı sektörlerin ise Malatya yolu güzergâhına konuşlandırılacak bir sanayi sitesinde hizmet vermesidir. Bugün binlerce çalışan ve işverenle birlikte çok yoğun bir hareketliliğin yaşandığı Merkez Küçük Sanayi Sitemizde can ve mal güvenliği tehdidi altında, son derece kötü hizmet koşullar içerisinde faaliyet sürdürülmeye çalışılmaktadır. Bölgesel depremsellik riskleri göz önüne alındığında bu alanda bir gün bile hizmet verilmesi uykularımızı kaçırmaktadır. Bu sanayi altyapıları için başta Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ile Toplu Konut İdaresinin müşterek olarak devreye girmesi ve iş dünyası için büyük önem taşıyan bu alanların ivedilikle ilimiz ve bölgemiz ekonomisine kazandırılması zaruri bir ihtiyaç ve zorunluluktur.
Değerli milletvekilleri, Elâzığ'ımızın güneydoğusunda, Sivrice ilçesi sınırları içerisinde yer alan ve il merkezine yaklaşık 25 kilometre uzaklıkta bulunan Hazar Gölü, Elâzığ'ın turizm cevheri konumundadır. Doğal güzelliği, jeolojik yapısı, batık kent mirası, biyolojik çeşitliliği ve çevresel potansiyeliyle yalnızca Elâzığ'ın değil, Türkiye'nin ortak bir değeridir. Hazarbaba ve Mastar Dağı arasında yer alan Hazar Gölü, doğal güzelliklerinin yanı sıra, keşfi yapılan en eski ve en büyük batık kentlerden birini de bünyesinde barındırmaktadır. Kilise kalıntıları, kale kalıntıları ve yerleşim yerleriyle âdeta büyülü bir zaman ötesi çağı yaşatan Hazar Gölü batık kenti hâlâ keşfedilmeyi bekleyen onlarca sırrı saklamaktadır.
Doğu Anadolu Bölgesi'nin denize uzak illeri için âdeta bir deniz tatili imkânı veren Hazar Gölü binlerce farklı kuş türünün üreme alanı olmakla birlikte endemik bitki türleriyle de dikkat çekmekte ve gölün kendine özgü balık türleri de gölümüze ayrı bir değer katmaktadır ancak kıyı kullanımı, yetki karmaşası ve yatırım süreçlerindeki tıkanıklıklar sebebiyle bu potansiyel yeterince değerlendirilememektedir. Çevre hassasiyetinden taviz vermeden, ekolojik dengeyi koruyarak, planlı ve kontrollü yatırımlarla Hazar Gölü'müz tam manasıyla turizme kazandırılmalıdır. Koruyan, geliştiren ve kalkındıran bir model üretilerek Hazar Gölü yeniden Türkiye'ye ve bölgemize bir turizm cevheri olarak, bir turizm potansiyeli olarak kazandırılmak durumundadır.
Değerli milletvekilleri, yine 26 Nisan 2026 Pazar günü akşam saatlerinde Elâzığ ilimizde meydana gelen şiddetli dolu yağışıyla bağ ve bahçelerimiz başta olmak üzere, tarım alanlarımız çok ciddi zarar görmüştür. Bağlarımız, bahçelerimiz, ekili alanlarımız, çiftçimizin alın teri ve üreticimizin emeği korunmalıdır. Bu sebeple, hasar tespit çalışmalarının süratle tamamlanması ve gerekli destek mekanizmalarının devreye alınması çok büyük bir önem arz etmektedir. Çiftçimizin yanında olmak üretimin yanında olmaktır. Üretimin yanında olmaksa Türkiye'mizin yanında olmaktır.
Bu duygu ve düşüncelerle, çatısı altında bulunmaktan büyük onur duyduğum millî iradenin tecelligâhı, hürriyet ve bağımsızlığımızın meşalesi Gazi Meclisimizin açılışının 106'ncı açılış yıl dönümünü kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu çatı altında aziz milletimize ve devletimize hizmet vermiş ve ebediyete intikal etmiş bütün parlamenterlerimizi rahmetle anıyor, hayatta olanlara başta siz olmak üzere sağlık ve huzur dileklerimi, en derin saygılarımı arz ediyorum.
Sağ olun var olun.
Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)