| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 87 |
| Tarih: | 28.04.2026 |
CHP GRUBU ADINA OKAN KONURALP (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; malumunuz olduğu üzere "kılıç artığı" ifadesiyle hedef alınan azınlıklar ve Alevilerdir ve biz dünüyle, bugünüyle, yarınıyla azınlık ve Alevi yurttaşlarımızın yanındayız. Bu aşağılama ve tehdit ifadesi ırkçılar tarafından kullanılır, ırkçıların karşısındayız. Bu bağlamda, önceki dönem Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik sözde bir gazetecinin ırkçı saldırısını lanetliyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Yurttaşlarımızı kökenlerine, inançlarına, kimliklerine göre ötekileştiren, düşmanlaştıran, nefret söylemi üreten bu zihniyetle kararlı bir mücadeleyi zorunlu görüyorum.
Değerli milletvekilleri, benden önce konuşan arkadaşlarımız önergeye ilişkin önemli hususları dile getirdiler. Tekrara düşmeden vurgulamak isterim ki madenler yalnızca emeğin değil, gerçeğin de en çıplak hâliyle yaşandığı yerlerdir çünkü maden ocaklarında hiçbir şey makyajlanamaz, madenlerde ne yoksulluk gizlenebilir ne de sömürünün üstü örtülebilir; her vardiya, her karanlık galeri, her çöküş ve her kayıp sömürü düzeninin gerçek yüzünü yeniden ve yeniden açığa çıkarır. Ancak madenler aynı zamanda bu ağır sömürü düzenine karşı en kararlı direnişlerin de filizlendiği yerlerdir tıpkı Doruk Madencilik bünyesinde çalışan BAĞIMSIZ MADEN-İŞ üyesi işçilerin emek mücadelesinde olduğu gibi. Madenlerdeki ağır çalışma koşulları onları yan yana getirdi, ortak bir kaderde buluşturdu, onları disipline etti ve birlikte bir büyük mücadeleye hazırladı. Eskişehir'den yola çıktılar, dokuz gündür Ankara'nın göbeğinde sadece kendileri için değil ülkemizin tüm emekçileri için patronların açgözlülüğüne ve kamu gücünün baskısına rağmen onurlu bir direniş sergiliyorlar. Omuzlarında yalnızca kendi sorunlarını değil işçi sınıfının tarihini taşıyorlar çünkü kendileriyle birlikte tüm emekçilerin yaşadığı gerçeğin, eşitsizliğin, adaletsizliğin ve göz göre göre sürdürülen sömürü düzeninin gerçeği olduğunu biliyorlar ve yaşadıkları ağır gerçeklik öfkeye dönüşmüş durumdadır ama hepimiz şahidiz ki maden işçilerinin öfkesi kör bir öfke değildir, bu öfke, birlikte çalışmanın, birlikte ayakta kalmanın, birlikte direnmenin içinden süzülmüş bir öfkedir, bu öfke, sömürü düzeninin gerçeğini en çıplak hâliyle yaşamanın öfkesidir. Üstelik bu gerçeği bedenleriyle de anlatıyorlar; zincirlerinden başka kaybedecek şeyi kalmayan işçilerin Kurtuluş Parkı'ndaki çıplaklığının gerekçesi budur. Madencilerin bu çıplaklığı karşısında aylardır susan, soruna müdahale etmeyen, sorunları görmezden gelen, utanmaz patronun bekçiliğini yapan bir iktidar anlayışı var.
BAŞKAN - Lütfen tamamlayın.
OKAN KONURALP (Devamla) - Maden işçilerinin kararlı direnişi karşısında harekete geçmiş gibi davranan, bir nevi PR çalışması niteliğinde adımlar atmaya çalışan siyasi iradeye "İş bu noktaya gelene kadar neredeydiniz?" diye sormanın anlamı olmadığını, sorsak bile vicdanlı bir yanıt alamayacağımızı biliyoruz. Bu soru yerine en güçlü seslerin en derin karanlığın içinden yükseldiğini vurgulamayı uygun görüyor, bir eylem dönüşünde geçirdikleri trafik kazasında hayatını kaybeden Bağımsız Maden İş Kurucu Genel Başkanı Tahir Çetin'i ve Madenci Ali Faik İnter'i saygıyla anıyorum. Bağımsız Maden İş Sendikası Başkanı Gökay Çakır'ın şahsında tüm madencileri selamlıyorum.
Marx'ın ifadesiyle "İşçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacaktır." diyerek yaşasın madencilerin direnişi, yaşasın 1 Mayıs! (CHP sıralarından alkışlar)