| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 85 |
| Tarih: | 22.04.2026 |
SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hani, sırf "Okulda ölmek istemiyoruz." dedikleri için öğretmenler "Çocuklarımızın güvenliğinden endişe duyuyoruz, güvenlik önlemlerini alın." dedikleri için veliler "Katliam 'Geliyorum.' diyordu, önlem almadınız." dediğimiz için biz günlerdir acıları siyasete malzeme etmekle suçlanıyoruz ya, tam da bunu yaparak aslında, yaşadığımız derin acıyı, toplumda oluşan derin kaygıyı kullana kullana, "Bakın, işte bunlar hep o oyunlardan." diye diye, bu torbada elmalar ile armutları karıştırmış olmayı bu psikolojik iklimle meşrulaştırmaya kalkışmaktan da hiç utanmadan dayatılan dijital düzenlemelerin hiçbiri değil. Bu kanun teklifinde kamuoyunun çıkmasını beklediği bir madde varsa o da üzerine söz aldığım maddenin de esasını oluşturan kadınların doğum izinlerinin on altı haftadan yirmi dört haftaya uzatılması konusudur. Bu geçici maddeyle, hâlihazırda doğum yapmış ancak doğumdan itibaren yirmi dört haftalık süre henüz tamamlanmamış olan annelere talepleri hâlinde sekiz hafta ilave izin verilmesi düzenleniyor. Defaatle başından beri ifade ettik, mevcuttaki on altı haftalık izin süresi yetersizdir; anne-bebek bağını güçlendirmeye de etkin emzirmeye de yetersizdir. Teklifi görüşmeye başladığımızdan beri uyarıyoruz, izin süresini uzatmak evet, önemlidir, desteklenmelidir ama bu süreyi uygulanabilir kılmak gereklidir. İzin süresinin kadının aleyhine kullanılmamasını sağlamak gereklidir. Zira kadınların yüzde 40'ı doğumdan sonraki ilk altı ayda, toplamda da yüzde 56,5'i on iki ay içinde işini kaybediyor bu ülkede. Burada asıl olan öngörülen izin süresinin sektör, statü ayrımı olmaksızın bütün kadınlar tarafından eşit şekilde yararlanılmasını sağlamaktır ve maalesef teklif bu yönüyle eksik kalmıştır.
Kanunun gecikmesinin temel sebebi olan aslında dijital maddeler üzerine de birkaç söz söylemek istiyorum. Siber zorbalık, ifşa, linç, oyun içi dolandırıcılık, kullanıcı yaşı, oyunların kademelendirilmesi, derecelendirmesi; bunların hepsini konuşmaktan yanayız biz. Platformların sorumlu kılınması, uluslararası yetki karmaşasını konuşalım, müdahaleyi hızlandırmayı konuşalım, suç tanımı yapalım mesela, dijital alanda ne suç, ne değil, yoruma mahal vermeyecek açıklıkta bunu tanımlayalım. Algoritmaların suçu teşviki -tek bu da değil, oyunlar üzerinden de değil sadece- medyada haksız rekabeti besleyen algoritma adaletsizliğini de konuşalım; çocukların peynir ekmek gibi silah edinebildiği mesajlaşma uygulamalarını, buralarda yapılan o suikast ihalelerini de konuşalım; oyunların olumlu-olumsuz etkilerini de konuşalım. Ortada hiçbirimizin inkâr etmediği bir küresel sorun var, düzenlemeye muhtaç alanlar var, tehdit var ama ilgili ihtisas komisyonlarında konuşalım bunu ve dört başı mamur bir yasa çıkaralım.
Şimdi biz bu kadar yapıcı bir çağrıda bulunurken, bunu teklif ederken bunu yapmak yerine dijital alanı bütün kötülüklerin anası ilan etmeyi, devletin, bakanlıkların, okulların, Sosyal Hizmetlerin, ailelerin, Emniyetin, yargının, herkesin ortak sorumluluğunu sadece dijital alana yükleyip çözüm olarak da hangi hak ve hürriyeti nasıl baskılayacağı muallak bir yönetmeliklere havale yasası çıkarmayı biz iyi niyetle yorumlayamıyoruz.
Dijital bağımlılık, evet, risk faktörüdür ama bakın, çocuklarda bağımlılık türleri ile adli süreç ilişkisine baktığınızda suçlulaşan çocuklar arasında tütün bağımlılığı mesela yüzde 83,4; uyuşturucu bağımlılığı yüzde 52,9; internet bağımlılığıysa aslında sadece yüzde 2,6 oranında gözüküyor. Suçla ilişki üzerinden bir mücadele geliştirilecekse eğer burada suçlulaşan çocukların okul devamsızlığı mesela üst seviyede. İçişleri Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığının ortak risk analizine göre 26 ilkokul, 109 ortaokul ve 515 lise olmak üzere 650 okulumuz birinci derecede güvenlik riskiyle karşı karşıya. 168 ilkokul, 157 ortaokul, 546 lise olmak üzere 871 okulumuz ikinci derece riskli. Bizim toplamda 25.429 okulumuz resmî olarak, resmî kayıtlara göre riskli durumda. Biz çocuklarımızı güvenlik riski olduğu resmen tescilli bu okullarda eğitim görmeye yolluyoruz her sabah. Konuşacaksak risk faktörlerini buradan başlayalım konuşmaya.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SELCAN TAŞCI (Devamla) - Örgün eğitimde 70 binden fazla okulumuz var, okullardaki, rehberlik araştırma merkezlerindeki rehber öğretmen ve psikolojik danışman sayısı 44 bin sadece, okul başına 1 rehber öğretmen düşmüyor. Hani suç potansiyeli olan çocukları tespit etmelerini, mümkünse rehabilite etmelerini bekliyoruz ya biz bu öğretmenlerimizden, konuşacaksak onların istihdamından başlayalım konuşmaya. Suçlulaşmış çocukların yüzde 7'si kendilerini gururlu hissettiklerini söylüyorlar işledikleri suçlardan dolayı, bunun sebeplerini konuşalım öncelikle mesela. Oyunlar mı tek suçlu, yoksa örneğin mafya liderlerini rol model gösteren, sahiplenen siyasetçilerin de payı var mıdır, olabilir mi bu sonuçta? Çuvaldızı önce kendimize batıralım, ondan sonra diğer mecralara yükleyelim.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)