GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:85
Tarih:22.04.2026

YÜKSEL ARSLAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifinin 26'ncı maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Türkiye uzun yıllar genç ve dinamik nüfusuyla öne çıkan bir ülkeyken bugün doğum oranlarında ciddi düşüşlerle karşı karşıyayız. İstatistikler açıkça göstermektedir ki kadın başına doğurganlık hızı 2014 yılında 2,19'a gerilemiş, 2024 itibarıyla ise 1,48'e kadar düşmüş ve tarihimizin en düşük seviyesine ulaşmıştır. Bu tablo, artık nüfusumuzun kendini yenileyemediğini açıkça ortaya koymaktadır.

Hepimiz iyi biliyoruz ki aile toplumun temel taşıdır, güçlü toplumlar güçlü aile yapıları üzerine inşa edilir. Ancak bu konuya ilişkin son yıllarda kalıcı ve etkili politikalar hayata geçirilmedi, geçtiğimiz yıl "Aile Yılı" ilan edilmesine rağmen aile

yapısını güçlendirmeye yönelik somut ve bütüncül adımlar atılmadı. Söz konusu kanun teklifiyle bazı düzenlemeler yapılsa dahi bu adımların çoğu eksik kalmaktadır. Oysa aile kurumunu destekleyen, gençleri evliliğe ve çocuk sahibi olmaya teşvik eden, daha kapsamlı ve bütüncül bir yaklaşım gerekmektedir. Aksi hâlde Bakan Göktaş'ın da dediği gibi ülkemizde yirmi yıl sonra askere gidecek genç bulamayacağız.

Değerli milletvekilleri, doğum oranındaki bu düşüş yalnızca bireysel tercihlerle açıklanamaz; ekonomik koşullar ağırlaşmış, yaşam maliyeti artmış, özellikle büyük şehirlerde barınma ve çocuk bakım giderleri ciddi bir yük hâline gelmiştir. Gençler evlenmeyi erteliyor, çocuk sahibi olmayı daha ileri yaşlara bırakıyor ancak burada göz ardı edilen son derece önemli bir konu var, evlilikler gerçekleşse dahi bazı çiftlerin çocuk sahibi olma konusunda zorluk yaşadığı görülmektedir. Bu durumun tek bir nedeni bulunmuyor; yaşam tarzı, çevresel faktörler ve özellikle beslenme kalitesi bu süreçte etkili olabilmektedir.

Günümüzde gıda güvenliği konusundaki sorunlar üreme sağlığını da dolaylı biçimde etkiliyor. Bugün soframıza gelen gıdaların içeriği, kalitesi ve güvenliği ciddi tartışma konusudur. Katkı maddeleri, kimyasal kalıntılar ve denetim eksiklikleri toplum sağlığını doğrudan etkilemektedir. Yetersiz ve dengesiz beslenme yaygınlaşmakta, buna bağlı olarak obezite başta olmak üzere birçok sağlık sorunu artmaktadır; yalnızca fiziksel sağlığı değil bireylerin psikolojik durumu ve yaşam kalitesi de olumsuz etkilenmektedir. İşte, tüm bu tablo, doğurganlık başta olmak üzere toplumun geleceğini yakından ilgilendiren birçok alanda zincirleme etkiler oluşturmaktadır.

Değerli milletvekilleri, gıda zehirlenmeleri neredeyse gündemden hiç düşmüyor. Buna rağmen belediyelerin bünyesindeki gıda kontrol laboratuvarları kapatılmış, tüm yük sınırlı kapasiteye sahip tarım il müdürlüklerine bırakılmıştır. Bir şehirde on binlerce işletmeyi yalnızca tek bir Bakanlık imkânlarıyla denetlemek mümkün değildir. Oysa çözüm bellidir: Büyükşehirler başta olmak üzere nüfusu yoğun olan illerimizde eskiden olduğu gibi belediyelerin gıda kontrol laboratuvarları mutlaka yeniden kurulmalıdır. Belediyeler, üniversitelerin gıda mühendisliği bölümleri ve Bakanlık iş birliği sağladığı takdirde hızlı bir şekilde sonuç alınacaktır.

Diğer yandan, hallerde vergi toplamak için memur bulunurken halkın tükettiği sebze ve meyvede basit denetimler bile yapılmıyor. Nitrit ve nitrat gibi zararlı kimyasalları, kolorimetrik testleri, analizleri saniyeler içinde tespit eden cihazlar varken ne yazık ki bu cihazlar denetim için kullanılmıyor. Ne bitkisel üretimde ne de hayvansal üretimde planlama ve geleceğe göre hazırlık yok. Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, sadece eksiklik değil yanlış politikaların sonucudur. Avrupa Birliği uyum sürecinde açılan ve hızla kapatılan 12'nci fasıl yani gıda güvenliği, veterinerlik ve bitkisel sağlık bugün sorgulanmıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın.

YÜKSEL ARSLAN (Devamla) - Sonuç olarak, gıda güvenliği yerlerde; et ithalatçısı, sütçü perişan, yem ithalatı olmasa hayvanlarımız beslenmeyecek durumda. Ne aceleniz vardı bu 12'nci faslı açıp kapatmak için? Kime hizmet etmiş olduk? Buna karşılık, kırsal kalkınmayı ve üretimi doğrudan ilgilendiren diğer fasıllarının yıllardır açılmamış olması da ayrı bir sorundur.

Kısaca toparlayacak olursak doğum oranlarının düşmesi sadece bir nüfus meselesi değildir; ekonomiden tarıma, gıdadan sağlığa kadar birçok alanı doğrudan etkileyen bir sorundur. Eğer biz gençlerimize güvenli bir gelecek, çiftçimize sürdürülebilir üretim, vatandaşımıza sağlık ve erişilebilir gıda sunmazsak bu düşüş tersine çevrilemez, mümkün de değil. Artık günü kurtaran değil, geleceği planlayan politikaları üretmek zorundayız.

Teşekkürler. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)