| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 85 |
| Tarih: | 22.04.2026 |
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; yüz altı yıl önce Ankara'dan bütün Anadolu'ya "Dakika geciktirilmeyecektir!" emriyle çekilen Mustafa Kemal imzalı telgrafta şöyle deniyordu: "23 Nisan günü cuma namazından sonra Meclis açılacak ve o günden sonra bütün sivil ve askerî makamların emir alacağı en yüce makam Meclis olacaktır." Mustafa Kemal ve arkadaşları bu vatanı emperyalizmin ve ihanetin elinden milyonlarca kilometrekare toprak kaybedilirken çekip almışlardı, onun için tedbirli davranmaktan başka çareleri de yoktu. Tek çözüm ulus devletti ve bu devleti kanıyla inşa eden ulusun adını devletin adı yaptılar; işte, böyle doğmuştu Türkiye Cumhuriyeti. Bu ulus devlet cumhuriyetin en büyük başarısıydı. İlerleyen zamanlarda ne zaman zayıf düşsek "ulus devlet" kavramı, üniter yapı, devletin adı, hatta bayrağı tartışmaya açıldı. Bünye zayıf düştüğünde mikroplar azar, kudurur; işte, bu azan mikroplar ilk olarak Türk kimliğine saldırdı; işte, bugünlerde de aynı mihraklar sözde "terörsüz Türkiye" adı verilen hamlelerle saldırmaya devam ediyorlar. Tarihte olduğu gibi Türk milleti bu saldırıları da elbette savuşturacaktır.
23 Nisanın arifesinde büyük acılar yaşadık, yaşıyoruz; önce Urfa'da, sonra Maraş'taki silahlı saldırılarda çocuklarımız hayatlarını kaybetti. Oysaki 1979 yılından itibaren dünyanın her yerinden çocukları evinde ağırlayan eski Türkiye, dünyanın her yanından çocukları mutlu eden eski Türkiye kendi evlatlarını korumayı da biliyordu. Şimdi, sözüm ona, yeni Türkiye'de yaşıyoruz ve yeni Türkiye kendi evlatlarını ne yazık ki korumaktan bile aciz; ne mermilerden koruyabiliyoruz çocuklarımızı, gençlerimizi ne ülkeyi terk etme fikrinden ne işsizlikten ne kötü alışkanlıklardan, yokluktan, yoksulluktan ve ne idiği belirsiz, ucube paralel yapılardan koruyamaz hâle geldik.
Efendim, şimdi, bir de sözde bir şey var: "Kutlamaları iptal edelim, acımız var." Hayır ve bilakis, acımızın vakarına yakışır bir şekilde millî egemenliğe her zamankinden daha fazla sahip çıkmak zorundayız. 23 Nisan resepsiyonunda o evlatlarımızın aileleri Cumhurbaşkanının masasında ağırlanmalı, ruhlarına hediye edilen Fatihalar o masada, devletin masasından okunmalı.
Efendim, evet, maalesef çocuklarımızın cenaze törenlerinde -biraz önce de konuşuldu- Maraş'ta katledilen çocuklarımızın birisine devleti temsilen -gerekçesi ne olursa olsun- Bakan katılamadı. Neymiş efendim? KHK'liymiş. Efendiler, sizler Fırat'ın kenarındaki kuzuyu unuttuğunuz gibi, "Dağlara buğday serpin, Müslümanların ülkesinde kuşlar aç kaldı demesinler." diyen Ömer'i ve adaleti unuttuğunuz gibi, "Bütün çocuklar İslam fıtratı üzerine doğarlar ve masumdurlar." diyen dininizi de unuttunuz. Efendiler, size kul hakkının selamı var. Alın o selamı da hayatını kaybeden o çocuğun vebali olarak kaldıysa vicdanlarınızda taşıyın ömür boyu.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun diyor, heyeti saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)