GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:85
Tarih:22.04.2026

İYİ PARTİ GRUBU ADINA LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün buraya çıkan her arkadaş gibi ben de bu dosyayı değil, devlet ve vicdan meselesini konuşmak için çıktım. Bakın, 21 yaşında bir üniversite öğrencisi Gülistan Doku, ailesine yük olmamak için çalışıyor ve sonra bir gün ortadan kayboluyor. Buraya kadar maalesef Türkiye'de alışık olduğumuz bir şey bu, son dönemlerde, özellikle son on seneye bakarsanız ama buradan sonrası öyle değil. Gülistan Doku'nun izini sürmesi gereken mekanizmalar Gülistan Doku'nun cinayetinin üstünü örtmek için çalışmaya başlıyor, tam tersi yapılıyor. Orada aslında kaybolan Gülistan Doku değil, biliyor musunuz, kaybolan devletin itibarı, adalet duygusu kayboluyor burada. Bizzat, devletin valisi tarafından kurulmuş bir çeteden bahsediyoruz, devletin valisi. Bakın, Adalet ve Kalkınma Partisi döneminde vali yapılmayan iki vali vardı; birisi Erdal Ata, birisi Hüseyin Aksoy. Erdal Ata'yı merkeze çektiler, Hüseyin Aksoy'u da en son Eskişehir'den merkeze çektiler. O dönemdeki valileri hatırlayın, vali devletin o ildeki temsilcisi, devletin temsilcisi. Ama şu andaki valiler, DEM'den özenmişler, il başkanlığı eş başkanı olmuş, il eş başkanları yani bir ilde Adalet ve Kalkınma Partisinin il başkanı var, bir de eş başkanı var, o da vali. Hâl böyle olunca bu cinayetlerin üstünü örtmeyi de maalesef bu çürümüş zihniyet çok mazur gördü, hatta ödüllendirildi. Bu Valiye kaç tane ödül verilmiş iktidar tarafından, kaç tane; bir ödül daha, yetmedi, bir de Ordu'ya Vali yapılmış ama Ordu'nun yiğit Valisini, Bülent Tekbıyıkoğlu'nu alıp merkeze çekmişler. Aynı zihniyet, devleti çürüten zihniyet bu, devleti ellerimizin avucundan yok eden zihniyet. Bu zihniyet geçmiş dönemde Osmanlı'nın yıkılışına sebep oldu, ondan önce Selçuklu'nun yıkılışına sebep oldu, şimdi de maalesef Türkiye Cumhuriyeti devletinin ellerimizin, avuçlarımızın arasından kaymasına sebep olmak üzere. Kendinize gelin, lütfen kendinize gelin, devletin sahibi olmadığınızı hatırlayın! Bu devlet size yönetilmek üzere verilmiş, siz sahibi gibi davranıyorsunuz. (İYİ Parti sıralarından alkışlar) Bu devletin sahibi bu millet. Millete rağmen yönetmeye kalktığınız zaman liyakat sahibi değil, sadece sizlere duyduğu sadakat yüzünden böyle rezil rüsva adamları devleti yönetmek üzere vali yapıyorsunuz. Yazık değil mi bu kadim devlete? Beş bin yıllık geleneğin temsilcileri olan bu Mecliste bulunan bütün milletvekillerini izana davet ediyorum. Bu mesele siyaset değildir, bu mesele partilerin meselesi de değildir; bu, çürümüş bir zihniyetin burada ikrar edilmesidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Sistemi çürüttünüz, sistemi çürüttüğünüz gibi devleti de ellerimizin, avuçlarımızın arasından yok ediyorsunuz. Lütfen, rica ediyorum, biraz kendinize gelin. Bu gücü ellerinde bulunduranlar şu anda kendilerini dev aynalarında bulabilirler ama bazıları var ki, ben inanıyorum, milletvekillikleri, bakanlıkları bittikten sonra gittikleri kahvede çay bile vermeyecekler onlara!

Saygılar sunuyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)