GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: DEM PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:85
Tarih:22.04.2026

DEM PARTİ GRUBU ADINA AYTEN KORDU (Tunceli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, Gülistan Doku'nun kaybettirildiği tarihten bu yana her yerde "Gülistan Doku nerede?" diyerek adalet arayışından hiç vazgeçmeyen ailesini, Dersim Kadın Platformunu, Türkiye'deki bütün kadın hareketlerini, yerelde, genelde çalışan basın emekçilerinin hepsini buradan saygıyla selamlayarak konuşmama başlamak istiyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

Altı buçuk yıl aradan sonra yaşanan gelişmeler elbette oldukça önemlidir fakat bunca yıldır bu soruşturmanın sümen altı yapılmış olması ve tüm önergelerimize sıradan cevaplar vererek araştırma önergelerimizi reddeden buradaki siyasal iktidarın sorumluluğunu elbette buradan sorgulayacağız. Yıllarca aileyi yas içinde bırakan bu zihniyet kendisini tekçi, militarist, cinsiyetçi politikalarla örgütlemiştir. Şimdi, Gülistan Doku cinayeti tüm kadınların davası, tüm kadınların dosyası hâline gelmiştir. Kadınların kaybettirilmesi... "Şüpheli ölüm" denilerek, "intihar" denilerek kapatılan dosyalar, kaybettirilen, katledilen kadınların bu coğrafyada kamusal güçle nasıl örtbas edilebileceğinin de açık hâlidir. Erkek egemen zihniyetin devlet gücüyle kendisini nasıl koruma altına aldığı, erkek devlet şiddetinin ve iş birliğinin en somut, kadın cinayetlerinin de en politik olduğu açıkça ortaya çıkmıştır. Bu, sadece bir tekil kadın cinayeti değildir, Dersim gibi her türlü hak mücadelesinin olağanüstü güvenlik önlemleriyle bastırılmaya çalışıldığı bir coğrafyadan bahsediyoruz. Bu örgütlenmiş suç şebekesinin Dersim'de olması öyle tesadüf değildir. Çeteleşmenin, uyuşturucunun, fuhşun her yerde yaygın hâle gelmesi öyle sıradan durumlar değildir. Devlet içinde özellikle özel savaş politikaları Dersim'de ve bölgede çok özel olarak sürdürülmüştür. Hakkâri, Diyarbakır, Şırnak gibi bölgelerde pek çok il; fuhşun, uyuşturucunun, çeteleşmenin, binlerce faili meçhul bırakılan dosyaların açığa çıkan gerçeklerinden asla bağımsız ele alınmamalıdır. O yüzden, bu kirli ilişki ağının, bu organize suç şebekesinin ucu bucağının, yerelden genele nasıl yayıldığının, bu kadar açık örtbas edilebildiğinin daha ayrıntılı incelemeye muhtaç olduğu açıkça ortadadır. İncelemeye muhtaç olunan bu dosyada kayyum valisi Tuncay Sonel'in en yakınında duran, ona her fırsatta kol veren, kanat veren "Sorguladık ama bir şey çıkmadı." diyen dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun bu durumdan haberdar olmaması mümkün müdür? Değildir. Dolayısıyla en üst düzeyde kendisinin bu soruşturma dosyasına dâhil edilmesi gerekmektedir. Dönemin kayyum valisi, sonra göreve gelen iki vali, değişen Emniyet müdürleri, her türlü kirli ilişki ve liyakatsizliğin döndüğü, öğrencilere sürekli baskı uygulayan, tehdit eden üniversite rektörlüğü, il Gençlik ve Spor, İŞKUR, dönemin başhekimleri, ortak hareket eden ve terfi alanlar -bu, iddianamelerde açıkça ortaya koyuldu- bunların hepsi ayrıca incelenmeli ve araştırılmalıdır. Yine, kayyum valinin kontrolündeki ekonomik kaynakların kullanımı mutlaka araştırılmalıdır. Belediyenin imkânları, bütçesi dâhil nasıl kullanıldı? Yine, Valiliğin o dönemde yaptığı tüm ihaleler mercek altına alınmalıdır. Bu ihalelerin ne karşılığında verildiği; kimlerin, nasıl terfiler aldığı mutlaka araştırılmalıdır.

Bakın, dönemin İŞKUR Müdürünün görevden alındığını bugün öğrendik. Şimdi, daha önce, çok yakın zamanda kendisinin fuhşa nasıl sürüklendiğini mahkemeye başvurarak, Emniyete başvurarak iddianamesini, iddialarını veren bir kadının -İŞKUR çalışanlarının, il Gençlik ve Sporun nasıl; içinde olanların, üniversite rektörlüğünde nasıl, tacizde bulunanların- fuhşa sürüklendiğine dair verdiği iddianameler burada, bu kürsüden dile getirildi. Peki, ne oldu? Ben özellikle Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanına, ayrıca Gençlik ve Spor Bakanlığına bu dosyanın takibi konusunu özellikle belirttiğim hâlde dosya takipsizlikle sonuçlandı.

Değerli vekiller, bakın, bir valinin kamusal gücün bütün olanaklarını kullanarak orada kendisine bir suç şebekesi örgütlemesi sadece Gülistan Doku cinayeti değil bütün kadınlar açısından araştırılması gereken bir dosyadır. Üniversitenin mutlaka bu konuda sorgulanması gerekmektedir. Benzer durumda birçok kadının dosyası olduğu bilinmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

AYTEN KORDU (Devamla) - Batman'da şüpheli şekilde intihar ettiği söylenen, Gülistan'ın üniversiteden yakın arkadaşı Rojvelat Kızmaz'ın; yine, Van'da kaybolduktan sonra üniversite rektörlüğünün payı ve ATK raporlarıyla yanıltma ortaya çıkan Rojin Kabaiş'in; yine, suda bulunan Esma Kılıçarslan'ın dosyası, hepsi bu iddianamenin içerisinde yer almaktadır.

Peki, sadece bunlar mı? Binlerce faili meçhul cinayetlere kurban giden kadınlardan bahsediyoruz, kaybettirilen kadınlardan bahsediyoruz. Dolayısıyla, dosyanın tüm yönleriyle açığa çıkarılması, sorumluluğu bulunan herkesin yargı önüne çıkarılıp hesap vermesi mutlaka gerekmektedir. Araştırma komisyonu bu açıdan oldukça önemlidir. Burada bulunan bütün vekillere vicdan açısından da hukuk açısından da Doku ailesinin mutlaka bir talebi var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYTEN KORDU (Devamla) - Doku ailesi, 600 vekilin de burada bulunan bütün vekillerin de bu önergeye mutlaka "evet" demesi gerektiğini, bu önergenin, sorumluların açığa çıkartılarak bundan sonra, kadın katliamlarının nasıl kamusal güçle ortaya çıktığı, kamusal gücü arkasına alarak bu cinayetlerin nasıl işlendiği konusunun açığa çıkarılması ve bundan sonra belki de gelişebilecek yeni cinayetlerde de, önceki dosyalarda da kadınlara ışık tutabileceği bir durum olması gerektiğini söylemiştir. Bizler de buradan bu önergeye mutlaka tüm vekillerin "evet" demesini bekliyoruz. Bu, adalet açısından, kamusal düzen açısından da önemlidir diyorum, saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)