GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:85
Tarih:22.04.2026

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri, Genel Kurulu, yüce Türk milletimizi; saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, bugün burada konuştuğumuz meseleler açıkçası birbirinden kopuk değildir. Gerek Maraş'ta gerek Urfa'da yaşanan acılar, Gülistan Doku'nun hâlâ bulunamamış olması ve Tunceli'de ortaya çıkan bu vahim tablo aynı gerçeği bize açık seçik göstermektedir. Ülkeyi tek bir irade ve tek bir kişi yönetiyor ve bu sistem her yere yayılan tek adamlar üretiyor.

Tunceli'de yaşananlara dikkatinizi çekiyorum. Bu sistemin Türkiye'yi ne hâle getirdiğini göreceğiz. Bunun en açık örneklerinden biridir. Öyle ki devletin en kritik noktalarında bulunan isimler hukuk dışı ilişkilerin parçası hâline gelebiliyor çünkü bu sistemle atanan herkes kendisini hesap vermez bir otorite olarak görüyor. "Beni de Cumhurbaşkanı atadı." anlayışı, denetimi ortadan kaldırıp sorumluluğu rafa kaldırıyor.

Sayın milletvekilleri, ürettiğiniz bu tek adam rejiminde geldiğimiz noktada bir tek adamın yanında illerde ve kurumlarda çoğalan tek adamcıklar vardır ama denetim yoktur, hesap verme yoktur. Bugün konuştuğumuz ağır tablo işte tam olarak da bunun sonucudur.

21'inci yüzyıl Türkiyesine Orta Çağ düzeni getirdiniz. Orta Çağ Avrupasında toplum "asiller, ruhbanlar ve halk" olarak ayrılırdı; asiller ayrıcalıklıydı, ruhban dokunulmazdı, halk ise sadece sonuçlara katlanırdı. Bugün de benzer bir tabloyu hep beraber yaşıyoruz; bir tarafta dokunulmaz bürokratik elitler, diğer tarafta hesap soramayan vatandaş. İkili hukuk düzeni tam olarak da budur. Birileri için hukuk esner, birileri için ise katı uygulanır. Bu, hukuk devleti değil, açıkça derebeylik düzenidir.

Bu anlayış sadece kamu yönetiminde değil ekonomi yönetiminde de kendini göstermektedir. Bugün karşımızda sadece bir gazete manşeti değil, bir yönetim krizinin de itirafı vardır. İktidara yakın bir gazete bir gün ekonomi programının çöktüğünü söylüyor, ertesi gün Merkez Bankasını keyfî karar almakla itham ediyor ve bu kurumların ortadan kalktığı, kararların kişiselleştirildiği bir sistemin açık seçik itirafı olarak önümüzde duruyor.

"Faiz bir kişinin kararını bekliyor." algısı Merkez Bankasını kurumsal bir yapı olmaktan çıkarmıştır. Gözünüzü kulağınızı kapattığınız sonuç ortadadır; sanayici üretmekte zorlanıyor, ihracatçı rekabet gücünü kaybediyor, vatandaş alım gücünü yitiriyor. İşte, bu yüzden mesele sadece ekonomi değil bu ülkenin nasıl yönetildiği ya da daha doğru bir ifadeyle nasıl yönetilmediğidir. Bu yönetim anlayışı Türkiye'yi ileriye değil gittikçe ve gittikçe daha karanlık bir geçmişe götürmektedir.

Sayın milletvekilleri, yarın 23 Nisan, millî egemenliğimizin bayramı. Çatısı altında bulunma şerefine kavuştuğumuz Türkiye Büyük Millet Meclisinin ana aktörü olduğu Türk inkılabının birbirini tamamlayan iki ana çizgisi vardır: İlki millî Türk devletini kurması, ikincisi ise kişisel saltanat düşüncesinin yerine millet egemenliğinden kaynaklanan cumhuriyet devletini kurmasıdır. Defaatle söylediğimizi bir kez daha söylemek isterim ki Türkiye Cumhuriyeti devletine ne derebeylerinin ne asilzadelerin ne saray efradının değil Türkiye Cumhuriyeti devletinin milletinin asli unsuru devleti, vatanıdır. Türk milleti için tek esenlik yolu demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti ülküsünü tam anlamıyla gerçekleştirmektir. Bu da Türkiye Büyük Millet Meclisinin yegâne hedefi ve yol göstericisidir.

Sözlerime son verirken, başta Büyük Millet Meclisinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, ebediyete intikal eden bütün Türkiye Büyük Millet Meclisi mensuplarımızı yüce Allah'tan rahmet dileklerimle her birini minnet ve şükran duygularımla anarım. Hayatta bulunan eski milletvekillerimize sağlıklı, uzun yıllar dilerim. Türkiye Büyük Millet Meclisinin yukarıda söz ettiğim yolun lokomotifi olarak çalışmalarıyla güçlenmesini ve asli değerlerini yeniden hatırlaması gerektiğini de sizlerin huzurunda bir kez daha vurgulamak isterim. Milletimizin egemenlik bayramını, tüm ulusların çocuklarına armağan edilen geleceğin büyük Türkiye'sinin teminatı evlatlarımızın çocuk bayramını kutlayarak sözlerime son veriyor.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.