| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 85 |
| Tarih: | 22.04.2026 |
NEJLA DEMİR (Ağrı) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün hepimizin gözünün önünde büyüyen bir hakikatle yüzleşmek için söz aldım aslında çünkü bu ülkede artık "kriz" dediğimiz şey tek başına ekonomiyle açıklanamıyor; sokakta, evde, okulda, adliyede her gün yeniden üretilen bir çürümeyle karşı karşıyayız ve bu çürüme kendiliğinden ortaya çıkmadı. Bu çürüme Kürt sorununun yıllardır çözümsüz bırakılmasıyla doğrudan ilgilidir, doğrudan ilişkilidir. Bu çözümsüzlük tüm toplumu kuşatan ağır bir krize dönüştü. İnsanlığın en temel değerleri aşındı. Her gün canlarımızın yitirilmesi normalleşti, tacizler normalleşti, din tacirliği normalleşti, kadın katliamları normalleşti; hırsızlar utanmaz oldu, tacizciler korundu, koltuklarında oturmaya devam etti. Peki, bu ülkeyi bu noktaya getiren irade kimdir? Bu karanlık tablonun sorumluluğu kimlerdedir? Sayın Abdullah Öcalan'ın yıllardır altını çizip uyardığı "devlet içindeki norm dışı yapılar" gerçeği gerçekten bu ülkeye ne kazandırdı? Mesela, 15 Temmuz darbe girişimi bu norm dışı yapıların bir ürünü değil miydi? Sonucu ne oldu? 2013'te başlayan çözüm süreci neden bitti? Bu norm dışı yapının darbe mekaniği o süreci ortadan kaldırmadı mı? Ve en kritik soru: Çatışmalar yeniden başladığında kaybeden halk olurken kimlerin ne kazandığı neden bugüne kadar sorgulanmadı ve hâlâ sorgulanmıyor?
Değerli milletvekilleri, bugün Susurluk'u da aşan karanlık ilişkiler ağıyla karşı karşıyayız, bu bir tesadüf mü, yoksa aynı norm dışı anlayış ve yapıların sonucu mu? Gülistan Doku dosyasında ortaya çıkanlar neyi gösteriyor? Bir kadının kaybını mı sadece gösteriyor yoksa hakikatin nasıl örtüldüğünü, devlet içindeki karanlık mekanizmaların nasıl çalıştığını mı? Hepimiz biliyoruz ki bu düzen en çok kadınları hedef aldı, bu yüzden yıllardır "Kürt kadın hareketi özel savaş politikaları yürütülüyor." demiyor muydu? Gülistan Doku meselesinde ortaya çıkanlar Kürt kadınlarını haklı çıkarmadı mı? Gerçekler ortada. Baskıyla, gözaltıyla, sürgünle bu halkın, kadınların demokratik talepleri bastırılabildi mi? Hayır. Üç gün önce kadınlar tekrardan yollara düştü. Diyarbakır'dan, Van'dan, Ağrı'dan, Mardin'den, İç Anadolu'dan, Ege'den, Çukurova'dan yüzlerce kadın, 75 yaşındaki anneler onlarca saat süren kararlı bir iradeyle o yolları aşıp Gemlik'e yürüdüler. Yüzlerce kadın hep bir ağızdan "Bu sürecin muhatabı Sayın Abdullah Öcalan'dır." diye haykırdı çünkü artık herkes bunu çok iyi biliyor.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Bebek katili! Notlara yazalım da!
NEJLA DEMİR (Devamla) - Çünkü herkes artık bunu çok iyi biliyor.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Katil, katil! Terörist!
DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Selçuk, alış artık, alış! Alış Selçuk, alış, tahammül et!
NEJLA DEMİR (Devamla) - Kürt sorununun demokratik yollarla çözümü artık ertelenemez. Tüm illerden binlerce kadın bir ağızdan şunu söyledi: "Sayın Abdullah Öcalan özgür koşullarda çalışabilmeli, siyasi statüsü tanınmalı, fiziksel özgürlüğü sağlanmalı. Daha fazla ertelenmeden sürecin hukuki güvencesi sağlansın, somut adımlar atılsın." Çünkü en çok biz kadınlar biliyoruz ki süreç uzadıkça provokasyonlar artar, karanlık odaklar devreye girer. Bunu daha önce yaşamadık mı? Hep birlikte buna şahit değil miyiz?
Sayın milletvekilleri, kadınlar özellikle sizlere sormanızı istediler: Geçmişten bugüne, elli yıllık savaş kime, ne kazandırdı? Türkiye güçlendi mi, yoksa Türkiye zayıfladı mı? Aynı hata tekrar ederse ne olacak? Bir uçuruma doğru sürüklenmeyecek miyiz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
NEJLA DEMİR (Devamla) - O sebeple, 27 Şubat 2025'te yapılan barış ve demokratik toplum çağrısı herkes için bir fırsattır. Bu fırsatı yanlış hamlelerle yanlış kararlara heba edemeyiz. Gemlik'te bir araya gelen yüzlerce kadın adına soruyorum: Bunca deneyime rağmen neden bu tarihî fırsatı değerlendirmekte bu kadar çekimser kalıyorsunuz? Şimdi, bu tarihsel sorumluluğu alacak mısınız, yoksa bir kez daha bu fırsatı karanlığa mı bırakacaksınız? Sayın Abdullah Öcalan'ın rol oynayabilmesi, siyasi statüsünün tanınması sadece bir talep değil, herkes açısından tarihsel bir zorunluluktur.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Bebek katili, bebek! Bebek katili o, her defasında söyleyeceğiz!
NEJLA DEMİR (Devamla) - Siz de bu toprakların düşmanısınız maalesef. Siz, bu ülkenin düşmanısınız, bu halka düşmansınız. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Bir teröristi, bir bebek katilini burada sürekli övemezsin! Yürü!
HÜSEYİN OLAN (Bitlis) - Terbiyeli ol. Bir kadına "Yürü!" denmez.
NEJLA DEMİR (Devamla) - Yazıklar olsun size!
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Size yazıklar olsun!
NEJLA DEMİR (Devamla) - Siz susun be! Terbiyenizi koruyun, saygısız! (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)