| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 84 |
| Tarih: | 21.04.2026 |
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; İstanbul'da bulunan İtalyan Devlet Lisesi'nde görev yapan Türk öğretmenlerine öyle bir ayırımcılık ve mobbing uygulanıyor ki tam ibretlik. Şimdi, bugün hem sizlerle hem kamuoyuyla bunu paylaşmak istiyorum. Türk yasalarına harfiyen uymakla yükümlü olan İtalyan lisesinde bugünlerde emeğin, hakkın, adaletin nasıl ayaklar altına alındığının somut ve hazin tablosunu anlatayım. Efendim, İstanbul'daki özel İtalyan lisesinde tam yüz günü aşkın süredir öğretmenlerin grevi var. TEZ-KOOP-İŞ -TÜRK-İŞ'e bağlı, orada yetkili- grev kararı aldı ama bu sıradan bir uyuşmazlık da değil; bu grev açık bir hak gasbına, açık bir ayırımcılığa, daha da vahimi açık bir hukuk tanımazlığa karşı bir grev.
Bakınız, aynı okulda çalışan öğretmenler arasında utanç verici bir gelir farkı var; İtalyan öğretmenler aynı okulda aynı işi yapıp 6-7 bin euro alıyor, Türk öğretmenler ise 1.200 euro civarında maaşa mahkûm ediliyor. Yine, grevdeki 14 öğretmen bugün Meclisin konuğuydu, bizim de konuğumuz oldu; dertlerini dikkatlice dinledim, gördüm ki düpedüz bir ayırımcılık var, emeğe saygısızlık var; bir de orada Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına apaçık ikinci sınıf muamelesi yapılıyor ve sadece maaşta değil, çalışma koşullarında da yapılıyor. İtalyan öğretmenler haftada dört gün dörder saat çalışıyor, Türk öğretmenler hafta boyunca ve kırk beş saat çalıştırılıyor. Aynı okulda 2 farklı rejim, 2 ayrıcalıklı sömürü düzeni var.
Muhterem milletvekilleri, bu adaletsizliğe karşı ayağa kalkan öğretmenler, yüz günü aşkın süredir grevde. Kanunlarımıza apaçık aykırı olduğu hâlde Millî Eğitim Bakanımız ne yapıyor? Okula geçici öğretmen ataması yapıyor grevdeki öğretmenlerin yerine yani bildiğiniz grev kırıcılığı yapıyor, zaten Yusuf Tekin'e de bu yakışırdı; bu, açıkça Anayasa'ya aykırıdır. İtalyan Lisesi Çalışma Bakanlığının, kanunlarımızın ve Anayasa’nın onlara vermiş olduğu sorumluluklara uymuyor, Millî Eğitim Bakanlığının çalışma usul ve esaslarına uymuyor. Türkçesi; İtalyan Lisesi egemenlik haklarımızı tanımıyor. Bu, artık, bir millî onur meselesidir.
Şimdi, bir sözleşme dayatıyorlar, bugün getirdiler ve baktık ama nasıl bir sözleşme biliyor musunuz? Daha ilk 2 maddesinde yazanı okuyorum: "Bu anlaşmanın herhangi bir hukuki geçerliliği ve bağlayıcılığı yoktur."la başlayan güya bir iyi niyet sözleşmesi koyuyor ortaya. Mesele şu: Süreci uzatacağız, hazirana, temmuza kadar getireceğiz ve sözleşmeleri yenilemeyip kapının önüne koyacağız. İşte, buna "Dur!" demek lazım. Bu öğretmenlerimiz iki gündür İtalyan Büyükelçiliği önünde eylemde, yarın ben de inşallah fırsat bulursam gidip katılacağım ve burada yalnızca bir emek sömürüsüne değil, burada aynı zamanda bir ayrımcılığa, ikinci sınıf vatandaş muamelesine karşı da mücadele edeceğim.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) - Tamamlayayım efendim.
BAŞKAN - Buyurun.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) - Bu ayıba derhâl son verilmelidir; bu hukuksuzluğa, bu ayrımcılığa "Dur!" denilmelidir. Buradan Çalışma Bakanına, Millî Eğitim Bakanlığına ve Adalet Bakanına sesleniyorum: Hukuk tanımayan, mevzuat tanımayan bu İtalyan lisesine gerekli muamele yapılmalıdır. Gerçi müstemleke valisi gibi hareket eden o hadsiz Tom Barrack'a ses çıkarmamıştınız, anladım, o Amerika'nın Büyükelçisi, ya bu İtalyan okul müdürüne bari teslim olmayın!
Teşekkür ediyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)