GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:84
Tarih:21.04.2026

MEHMET MUSTAFA GÜRBAN (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun toplumun en kırılgan kesimlerine temas eden, doğrudan insan hayatına dokunan son derece önemli bir düzenlemedir. Dolayısıyla bu tarz kanunlarda ortak akıl çok önemlidir. Ancak bakıyoruz, verilen önergeler reddediliyor, reddedilen önergeler içinde hiç mi işe yarar düzenleme yok, hepsi mi işe yaramaz? Kanun yapıcılar olarak daha demokratik düzende, saygı çerçevesinde kanunlar yapmamız memleket hayrına olacaktır. Geç de olsa gelen bu kanun halis bir niyetle yapılmıştır ancak bir kanun teklifini sadece niyet üzerinden değerlendiremeyiz. Bu teklifin içinde ne yazık ki uygulamada ciddi sorunlar doğuracak, temel haklarını zedeleyecek önemli eksiklikler ve belirsizlikler bulunmaktadır. Örneğin, doğum izni düzenlemesi, doğum izninin uzatılması son derece önemli, çocuğun üstün yararı açısından gereklidir, aile bütünlüğü açısından elzemdir. Uygulamaya baktığımızdaysa tablo adil değildir. Aile sağlığı merkezlerinde çalışan hekimler, ebeler ve hemşireler izinden yararlanabilmek için yerlerine başka bir kişi bulmak zorundadır, kişi bulamazlarsa maaşlarının yarıdan fazlası kesilecektir. Nerede sosyal devlet anlayışı, nerede eşitlik? Hak var ama kullanılamıyor. Kullanılamayan hak burada kimin işine yarayacak? Kamu hizmetini yapanlar arasında farklılıklar olmaz. Bu hatanın Genel Kurulda düzeltilmesi gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, kanunda sosyal ve ekonomik destek mekanizmasının güçlendirilmesi hedefleniyor ancak bu desteğin nasıl verileceği belirsizdir. Bundan kim faydalanacak, hangi gelir düzeyi esas alınacak, ne kadar ödeme yapılacak, ne kadar süreyle destek sağlanacak bunların hiçbiri kanunda açıkça belirtilmemiştir. Hepsi yönetmeliğe bırakılmış, hâl böyle olunca da bu durum idareye takdir yetkisi vermektedir. Uygulamalarda keyfîlik yaşanabilir. Sonuçta, vatandaşa hak tanınıyor, bu hakkın sınırları neden kanunda net bir şekilde çizilmiyor? Aslında bizim memleketimizin en büyük sorunlarından biri de takdir yetkisidir.

Değerli milletvekilleri, hepinize soruyorum: Vatandaş, hakkı olan bir şey için neden araya birilerini koymak zorunda kalıyor? Vatandaşların taleplerini hepimiz alıyoruz. Bazı taleplere baktığımızda, zaten vatandaşın hakkı ancak bu hakkı alamamış. Kanunları anlaşılır, yoruma kapalı ve net yapmamız gerekiyor.

Sayın milletvekilleri, kapatılan sosyal hizmet kuruluşlarındaki bireylerin korunması amaçlanıyor ancak getirilen altı aylık süre sınırı gerçekçi değildir. Ağır engelli veya yaşlılarımızı düşündüğümüzde altı ayda her zaman yer bulunamayacaktır. Peki, süre dolduğunda ne olacak? Belirsizlik ve belirsizlik sosyal hizmet alanında en büyük risktir çünkü bedelini en zayıf olanlar öder.

Değerli milletvekilleri, dijital dünya günümüzün önemli bir parçası hâline geldi. Hepimiz, çocukların dijital ortamda korunması konusunda hemfikiriz ama nasıl? Yaş doğrulama sistemi getiriyorsunuz ama yöntemi yok, standardı yok, güvencesi yok. Bu hâliyle ne riski doğuyor biliyor musunuz? Milyonlarca vatandaşın kimlik bilgilerinin sosyal medya şirketlerinin eline geçme riski doğuyor. Yani çocukları koruyalım derken aslında verilerimizi riske atıyoruz. Oysa çözüm var, teknik olarak mümkün, güvenli yöntemler mevcut; önerdik ama yine kabul edilmedi.

Değerli milletvekilleri, diğer önemli sorun da metnin dili. Kanun metni, uzun, karmaşık ve yoruma açık ifadelerle dolu. Bu durum neye yol açar? Her uygulayıcı kendi yorumunu yapar, her kurum farklı uygular, sonuçta kaos oluşur. Oysa sosyal hizmetler gibi hayati bir alanda kanun açık olur, sade olur, net olur.

Son olarak şunu da ifade etmek istiyorum: Teklifin içinde olumlu düzenlemeler var ancak bu hâliyle teklif eksiktir, bu hâliyle teklif risklidir. Bu nedenle gelin, bu eksikleri birlikte düzeltelim. Gelin, gerçekten adil, gerçekten uygulanabilir bir düzenleme yapalım. Aksi hâlde kaş yapalım derken göz çıkarabiliriz.

Yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)