| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 84 |
| Tarih: | 21.04.2026 |
OKAN KONURALP (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanı, Şanlıurfa'da ve Kahramanmaraş'ta yaşanan trajik olaylarda tırnak ucu kadar sorumluluğu yoksa bile ki var, yoksa bile diyelim, hayatlarını kaybeden çocuklarımızın, öğretmenlerimizin aziz hatıralarına saygının ve acılı ailelerine yönelik olması gereken derin mahcubiyetin sonucu olarak istifa etse istifası tüm topluma iyi gelecek ama istifa etmiyor, siz de kendisini savunmaya devam ediyorsunuz. Çocuklarımıza, sizin, bizim, güzel ülkemizin tüm çocuklarına yazık ediyorsunuz. Bu yanlıştan en kısa sürede geri durmaya başlamanızı diliyor; Urfa ve Maraş'ta yaşanan olaylarda yaşamını yitiren çocuklara ve öğretmenlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı dileklerimi sunuyorum.
Sayın milletvekilleri, ülkemizin pek çok problemine ilişkin muhalefetin eleştiri ve önerilerine iktidarın açık olmamı tercihini defalarca deneyimledik ancak söz konusu olan çocuklarımızsa, söz konusu olan aileleri farklı siyasi görüşlere sahip olsa da okul sıralarında yan yana oturan çocuklarımızın üstün yararıysa ortak aklı çalıştırmanız, ortak bir çözüm önerisini zorlamanız gerekiyordu, bu teklifin Komisyondaki görüşmeleri sırasında da gerekeni yapmadınız.
Yaşanan sürece ve teklifin teknik detaylarına ilişkin partimizin görüşlerini 22 ve 23'üncü maddelerde konuşacak Sayın Hasan Öztürk ve Sayın Tuncay Özkan sizlere aktaracaktır. Ben, ortak akıldan kaçırdığınız teklifin ilgili maddeler bütününe dair bir başka boyuta dikkat çekmek istiyorum. Teklifin komisyon görüşmelerinde çocukların sosyal medya kullanımının nasıl denetleneceğiyle ilgili olarak bilgi veren sayın bürokratın ve dün de Tayyip Bey'in ifadelerinden görüyoruz ki bir kimlik doğrulama sistemi kurmaya çalışıyorsunuz. Oysa bu kurmak istediğiniz sistem, sosyal medya kullanıcılarının 15 yaşın üstünde olduklarını e-devlet üzerinden kanıtlamaları zorunluluğunu kılmak, çocuklarımızı koruma gerekçesiyle tüm toplumu kontrol etmeyi amaçlayan bir dijital fişleme girişimidir. "Çocukları koruyor ve trol hesaplarla mücadele ediyoruz." gerekçesiyle sosyal medya platformlarına "Kullanıcıya yaşını sor, bunu da e-devlet üzerinden kanıtlat." demek hangi sosyal medya hesabının nerede ve ne şekilde kullanıldığının kamu otoritesi tarafından bilinmesi demektir. Bu teklif çocukları koruma iddiasıyla özgürlüğü budayan, güvenlik söylemiyle toplumu hizaya sokmayı hedefleyen bir itaat rejiminin dijital taslağıdır. Özel olarak vurgulamak isterim ki ilgili komisyonlarda ve bu kürsüden, örneğin, 16 Nisan 2024'te, AK PARTİ'nin Sayın Grup Başkan Vekili Özlem Zengin'e ve Sayın Başak Demirtaş'a yönelik trol saldırılarını lanetleyen biri olarak elbette ve şüphesiz dezenformasyon üreten, itibar suikastı yapan, hakaret eden trol hesaplara, trol zihniyete karşı kayıtsız şartsız mücadele edilmesi gerektiğini savundum. Ancak trollerle, siber zorbalık ve siber tacizle mücadele etmenin yolu herkesin sosyal medya faaliyetlerini izleyecek bir düzen kurmak değildir. Örneğin, Avrupa Birliği üyesi ülkelerde olduğu gibi trollerle mücadele ederken tüm sosyal medya kullanıcılarının kimliği değil, trolün kendisi hedef alınmalı, kime hizmet edip etmediğine bakılmaksızın açıkça suç olan içeriklerle mücadele etmenin altyapısı oluşturulmalıdır. Özetle, siz bu teklifle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarınca güvence altına alınmış olan kimliği saklama hakkına müdahale ederek milyonlara "Kimliğinle konuş." demiyorsunuz, "Kimliğinle sus, otur oturduğun yerde!" demenin yasal altyapısını inşa etmeye çalışıyorsunuz. (CHP sıralarından alkışlar) Üstelik, pedagojik ve sosyolojik değerlendirmelerle, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ilgili komisyonları aracılığıyla ürettiği raporlar referans alınmadan hazırlanan, neye ve kime göre belirlendiği meçhul 15 yaş sınırı düzenlemesi gerçeklikten uzakken BTK'ye kamu düzeni, ailenin ve çocukların korunması gibi sınırları belirsiz, muğlak gerekçelerle geniş yetkiler veriyor, dezenformasyon yasasının yazılı ve görsel medyadaki baskıcı yetkisini, örneğin, Alican Uludağ'a, İsmail Arı'ya yapılanları dijital dünyaya taşımak istiyorsunuz.
Sayın milletvekilleri, elbette çocuklar sosyal medyanın zararlı içeriklerinden, dijital dünyanın algoritima tuzaklarından korunmalıdır ancak bu adımları atarken özgürlükçü bir bakış açısıyla hareket etmeliyiz. Yetkililerin sorumluluklarıyla yüzleşeceği, her bir yetişkinin bilinçlenip...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
OKAN KONURALP (Devamla) - Yetkililerin sorumluluklarıyla yüzleşeceği ve her bir yetişkinin bilinçleneceği ve bu bilincin aileler ve okullar yoluyla çocukları aktarılacağı sağlıklı bir ikliminin oluşturulması şarttır.
Ve son olarak ne yaşanırsa yaşansın gösterilmeyen istifa erdemine dönecek olursak, Sayın Erkan Akçay'ın vurguladığı üzere ve ben de bu vurgusuna yürekten katılıyorum, elbette evlatlarımızın geleceği her türlü siyasi hesabın üstündedir ancak çocuklarımız Urfa ve Maraş'ta yaşananlara rağmen istifa etmeyen Millî Eğitim Bakanının siyasi kibrinden de korunmalıdır.
Teşekkür ederim. (CHP, DEM PARTİ ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)