| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 84 |
| Tarih: | 21.04.2026 |
MEHMET KARAMAN (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun teklifi, sosyal politika alanında uzun süredir biriken yapısal sorunlara çözüm üretmekten ziyade, birbirinden kopuk düzenlemelerin bir araya getirildiği, parçalı ve dağınık bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Sosyal politikalar parçalar hâlinde değil, bir bütün olarak ele alınmalıdır. Aile politikası, sosyal hizmetler, istihdam ve ekonomik yapı birbirinden bağımsız düşünülemez.
Bakınız, 19'uncu maddeyle, doğum ve analık sürecine ilişkin iş göremezlik ödeneğinin kapsamının genişletilmesi öngörülmektedir. Öncelikle, hakkaniyetin bir gereği olarak ifade etmek gerekir ki bu düzenleme ilkesel olarak müspet yönde atılmış bir adımdır ama eksiktir. Ne yönden eksiktir? Hem süre hem de etki açısından eksiktir. Mevcut hâliyle, doğum sonrası on altı hafta çocuğun üstün yararı için yetersizdir. Bu yüzden vermiş olduğumuz önergeyle bu sürenin doğum sonrası kırk altı haftaya çıkarılmasıyla en azından çocuklarımızın ilk yaşında anne sevgisinden mahrum kalmaması amaçlanmaktadır. Bunun yanında kadınlarımızın doğum sürecinde yaşadığı gelir kaybının da telafi edilmesi, sosyal güvenlik sisteminin kapsayıcılığının artırılması ve annelik sürecinin ekonomik açıdan desteklenmesi sosyal devlet ilkesinin bir gereğidir. Bu yönüyle bu maddeyi tamamen yok saymak doğru değildir ancak değerli milletvekilleri, tam da burada şu soruyu sormak zorundayız: Mevcut hâliyle doğum sonrası yalnızca on altı hafta çocuğun üstün yararı için yeterli midir? Cevap, hayır. Peki, bu düzenleme Türkiye'nin içinde bulunduğu demografik, ekonomik ve sosyal tabloyu değiştirmeye yeterli midir? Yine, hayır.
Değerli arkadaşlar, bugün Türkiye'de doğurganlık oranları ciddi şekilde düşmektedir. Genç nüfus azalmakta, nüfus yaşlanmakta ve aile kurma yaşı giderek yükselmektedir. Gençler ekonomik belirsizlikler, yüksek yaşam maliyetleri ve güvencesizlik nedeniyle evlilikten ve çocuk sahibi olmaktan uzaklaşmaktadır. Böyle bir ortamda yalnızca iş göremezlik ödeneğinin kapsamını genişletmek sorunun sadece küçük bir parçasına dokunmaktır ve yetersizdir. Bakınız, bir kadın doğum yapıyor, belirli bir süre için gelir desteği alıyor. Peki, bu süreden sonra ne oluyor? Çocuk bakım hizmetleri yeterli mi? Kreşler yaygın mı? Esnek ve güvenceli çalışma modelleri var mı? Ne yazık ki bu soruların çoğuna vereceğimiz cevap olumsuzdur. İşte, bu nedenle bu madde tek başına bir çözüm değildir. Bu madde olsa olsa sınırlı bir iyileştirmedir. Daha da önemlisi bu düzenlemenin kapsayıcılığı meselesidir. Kayıtlı çalışan kadınlar için bir güvence oluştururken kayıt dışı çalışan milyonlarca kadın bu sistemin dışında kalmaktadır. Tarımda, hizmet sektöründe, ev içi emekte çalışan kadınlar bu düzenlemeden fiilen yararlanamamaktadır. Oysa sosyal devlet yalnızca sistemin içinde olanları değil sistemin dışında kalanları da korumak zorundadır, asıl koruma en kırılgan kesimlere yönelik olmalıdır.
Kıymetli milletvekilleri, diğer taraftan, bu düzenlemenin mali sürdürülebilirliği de açık değildir. Bu da bizlere şunu göstermektedir: Planlama eksiktir, bütüncül yaklaşım eksiktir, stratejik bakış eksiktir.
Değerli milletvekilleri, aile politikası sadece izin sürelerini artırarak kurulmaz, aile politikası sadece ödenek vererek de kurulmaz. Aile politikası önce ahlak ve maneviyat temeli üzerine kurulur, bakım hizmetleriyle kurulur, kreş ve eğitim altyapısıyla kurulur ve en önemlisi, ekonomik güvenlikle kurulur. Bugün önümüzdeki teklif ise ne yazık ki bu bütüncül perspektifi ortaya koyamamaktadır. Bunun da en büyük sebebi ortak akla ve istişareye yüz çevirmiş olmanızdandır. Bu yaklaşım, sosyal devletin yükünü hafifleten değil sorumluluğunu daraltan bir yaklaşımdır. Arkadaşlar, biz diyoruz ki: Evet, bu kanunda bir iyi niyet vardır, evet, burada doğru yönde bir adım da vardır ama bu adım eksiktir, bu adım yetersizdir ve bu adım Türkiye'nin aile politikası sorununu çözmeye yetmez. Gerçek bir sosyal politika parçalı değil bütüncül olur, gerçek bir sosyal devlet sorumluluğunu devretmez, üstlenir, gerçek bir reform düzeltmelerle değil güçlü bir vizyonla yapılır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
MEHMET KARAMAN (Devamla) - Bitiriyorum.
Bu anlayışla teklifin yeniden ele alınması gerektiğini ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)