GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:84
Tarih:21.04.2026

SİNAN ÇİFTYÜREK (Van) - Teşekkür ederim Başkan.

Sayın Başkan, sayın vekiller; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Uzun süredir bir şiddet sarmalı yaşanıyor. Bu şiddet sarmalı, toplumun, annelerin en kırılgan noktasında, eğitimde yani çocuklar cephesini de bu defa vurdu; hakikaten çok ciddi bir travmaya yol açtı.

Bir komisyon kuruluyor. Bu komisyon bunu çok yönlü olarak araştıracak ve dileriz, bu şiddet sarmalının son halkası olur bu, özellikle eğitim alanında yaşananlar.

Geçen, bir cümleyle değinmiştim; bu yaşanan şiddet sarmalının temelinde ne yatıyor: 1994'te yazdığım bir kitapta üzerinde durmuşum. Bugün bir başka cephede bazı şeyleri sizinle paylaşacağım. Bunun en önemli girdilerinden bir tanesi; yani silahın, şiddetin âdeta teşvik edilmesi, öne çıkarılması, paye verilmesinin temelinde yatan nedenlerden biri yüz beş yıldır çözümlenmeyen Kürt meselesidir. Bu, bu toplumu şiddetle, silahla, öyle ki diyelim ki hani mermi yere serper gibi, adam öldürmeyi teşvik eden dizilerle buluşturdu. Bunun aşılması yani bu şiddetin temelinde yatan en önemli etkenlerden birinin, çözümlenmemiş Kürt meselesinin çözümü konusunda 27 Şubatta Sayın Öcalan önemli bir çağrıda bulundu, dedi ki: "Biz silahları bırakıyoruz." Buna uygun adımlar atıldı. Dolayısıyla, PKK kendisini feshetti; sadece PKK değil, bütün Kürt siyasi partileri, aydınları, sanatçıları, kanaat önderleri, hepsi de desteklediler, sivil demokratik siyasetin önü açılıyor diye arkasında durdular. Tamam da kirvelik iki başlıdır; bunun devlet cephesi var, devletten beklenenler vardı, bir buçuk yıl üzerinden geçti, bırakalım Kürt meselesine dair herhangi bir adım atmayı, Kürt meselesinin kendisini ağzına almıyor devlet, Komisyon, Cumhur İttifakı sözcüleri yani "Kürt" kelimesi resmiyette de hâlen ağza alınmış değil, kullanılmış değil. Baştan sona kadar ne alınıyor? Terör parantezin dışına çıkartılamıyor.

Bu arada yeni arayışlar başladı; partiler, aydınlar, seydalar, kanaat önderleri dediler ki... Hemen hemen bütün Kürt siyasetinin ortaklaştığı üç tane öneri çıktı. Neydi bunlar? Kürt halkının varlığının, milletinin varlığının Anayasa'da kabulü, ana dilde eğitim, statü. Bu sadece herhangi bir parti, herhangi bir siyasi aydın, seyda tarafından değil, aslında ortak taraf olarak dile getirildi. Peki ne gördü? Başta Cumhur İttifakı sözcüleri, Komisyon sözcüleri ve devlet bürokrasisi ne dediler bu taleplere? Bunları dile getirenler, üstelik düz ovada siyaset yapanlar bunların hepsi, ellerinde ne silah var ne şiddet var, hiçbir şey yok. Ne denildi? "Kürt ayrılıkçı milliyetçiliği körükleniyor." denildi. Daha önce demiştim "Sosyoloji size söylettiriyor." diye, değil mi? Şimdi, tarihte milleti olmayan bir milliyetçilik var mı? Siz, Kürt milliyetçiliğinden bahsediyorsanız -ayrılıkçısı, ayrılıkçı olmayanı ayrı bir olay- demek ki Kürt milleti var. Birincisi, bu.

İki... Ayrılıkçı Kürt milliyetçiliğini eleştiriyorsunuz, "okay"; ayrılıkçı olmayanı olumluyor musunuz sayın devlet bürokrasisi? Bunun da yanıtı yok. Ayrıca, daha önemlisi, açığa çıktı ki devlet katında mesele silahlı mı silahsız mı değil Kürt açısından, Kürt'ün ne istediğine bakıyor. Ne istiyor Kürt hakikaten ya? Gayet demokratik, sivil talepler istiyor, ne alakası var bunun bölücülükle? Kürt'ün varlığının kabulü, ana dilde eğitim, statü; bu bile eğer bu çerçevede alınıyorsa demek ki çözüme dair olarak devlet aklında hâlâ somut herhangi bir şey yok.

Ayrıca, böylesine köklü bir mesele, yüz beş yıldır eğer bir seçim aparatı hâline getirilmek istenirse... Kesin böyledir demiyorum ama böyle satır aralarında okuyoruz. Belki AK PARTİ cephesinde buna ilişkin kaygılar oluşuyor, veriler oluşuyor bizde. Yani bir seçim kazanmanın manivelası hâline getirmek; bu, kökten yanlıştır. İstihbaratın geçmişte raporları var, sizinle paylaşmıştım ben 2018'de; Millî İstihbarat Teşkilatının devlete sunduğu rapor var, paylaşmıştım sizinle. Dolayısıyla o raporlar bile dikkate alınıyorsa 2050'ye kadar Kürt meselesinin barışçıl demokratik çözümü devletin önüne konuyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

SİNAN ÇİFTYÜREK (Devamla) - Sağ ol Başkan.

Son olarak şunu diyeyim: Şimdi, bizde bir deyim vardır, hani "Osmanlı'da oyun bitmez." vallahi cumhuriyet rejiminde de oyalama, erteleme bitmiyor, bahane bitmiyor. Bıraktık Kürt meselesini, kendisine dair bir adım atmayı, sonuçlarını ortadan kaldırmada bile diyor ki: "Yok Rojava'da şu olursa ben bunu yaparım, yok Irak'ta şu olursa ben bunu yaparım." Şimdi, İran eklendi, Doğu Kürdistan eklendi. "Eğer şu adımlar atılırsa ben şu adımı atacağım." diyor. Ya, değerli kardeşim, bu, buranın meselesidir, ne alakası var bunun İran'la, Irak'la, Suriye'yle? Buranın yüz beş yıllık bir meselesidir hatta yüz yetmiş yıllık meselesidir; buranın kendi iç sorunudur. Devlet aklına çağrımız budur bizim. Eğer bu toplum hakikaten terör sarmalından, şiddet sarmalından, farklı cephelerden kökten, bütün olarak arındırılmak isteniyorsa, dolayısıyla, Kürt meselesinin barışçıl, demokratik çözümü ele alınmalıdır.

Sağ olun, var olun. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)