GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:84
Tarih:21.04.2026

NURTEN YONTAR (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 263 sıra sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 18'inci maddesi üzerine söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Yine bir torba, yine bir yasa ama yasanın içinde -aynen türlü, çorba gibi- kadın, çocuk, aile engelli, dijital mecralar, hepsi birbirine girmiş durumda. Evet, kanun teklifi 71 AKP'li vekilin imzasını taşıyor ama maalesef bu 71 vekilin sadece 11'i kadın ve biz bu maddede analık iznini konuşacağız, düzenleyeceğiz. Eski düzenlemede doğum öncesi sekiz, doğum sonrası sekiz; çoğul gebelikte de doğum sonrası on hafta içermekteydi bu analık hâli. Şimdi, bunu yirmi dört haftaya getirdik yani doğum öncesi sekiz, doğum sonrası da on altı haftadan oluşmakta. Analık hâlinin süresinin genişletilmesi, annenin doğum sonrası toparlanma süreci bebekle kurulan bağ ve erken dönem bakımı açısından doğru ve gerekli bir adım. Ancak mesele burada bitmiyor çünkü bu düzenleme bakım yükünü yine tek başına annenin omuzlarına bırakmakta, babaya izin yok denecek kadar sınırlı. Oysa bu sadece annenin değil ailenin meselesidir. Çocuğun bakımını paylaşmadan annenin yükünü hafifletemezsiniz. Aileyi güçlendirmek istiyorsanız yükü tek tarafa yıkarak değil sorumluluğu paylaşarak güçlendirebilirsiniz. Bu düzenleme tek başına yeterli değildir. Çoğul gebelikte de doğum sonrası anneye ek bir süre daha verilmeliydi çünkü bebekler genelde prematüre doğmaktadır.

Değerli arkadaşlar, kamuda çalışan kadınlar ile özel sektörde çalışan kadınlar arasında da fark var. Özel sektörde işe giren bir kadına sorulan sorular var, bilmiyorum, haberiniz var mı? Önce, başvuran kişiye "Evli misiniz?" diye soruluyor, bekarsa "Ne zaman evleneceksin?" evliyse "Ne zaman çocuk yapacaksınız?" diye soruluyor ve bu sorulara maruz kalıyorlar. Masum mu sizce bu sorular? Merak mı bu sorular? Bence planlama da değil bu sorular; bu sorular kadını daha işe almadan, başlatmadan işe sınıflandırmak ve küçümsemektir. Bu sorular kadını bir çalışan değil, bir potansiyel yük olarak görmektedir. Yani siz kadına şunu diyorsunuz: "Senin emeğin değil, doğurup doğurmayacağın önemli." Bu, düpedüz ayrımcılıktır. Kadın ne risktir ne de bir yüktür, kadın bu ülkenin en büyük üretim gücüdür. (CHP sıralarından alkışlar) Ancak, ne yazık ki ülkemizde kadın istihdam oranı hâlâ yüzde 30 seviyesindedir. Siz izin sürelerini arttırırken işveren üzerindeki yükü hafifletecek mekanizmalar kurmazsanız bu düzenleme iyi niyetli bir sosyal politika olmaktan çıkar, kadınların istihdama erişimini zorlaştıran bir unsura dönüşür. Soruyorum: Prim desteği var mı? İstihdamı teşvik edecek mali araçlar var mı? Kadınların iş hayatından kopmasını önleyecek bütüncül bir politika var mı? Maalesef ki cevabınız eminim "Yok." olacaktır ama cevap veren yok.

Bir başka önemli konu da analık hâlinde ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinin hâlâ günlük kazancın üçte 2'si üzerinden hesaplanmasıdır. Yani kadın hem bedenini toparlamaya çalışıyor hem yeni bir hayat kurmaya hem de gelir kaybıyla mücadele etmeye çalışıyor. Sosyal devlet bu mudur? Sosyal devlet kadını doğumda yalnız bırakmaz. Sosyal devlet en kırılgan anda o gelir kaybını anneye yaşatmaz. Zaten bir kadın o süreçte sadece fiziksel değil, duygusal ve hormonal olarak da ağır bir süreçten geçmektedir. Soruyorum: Zaten bu kadar ağır yükler taşıyan kadınlara neden daha fazla yük yüklüyorsunuz?

Bir diğer gerçek de kreş meselesi. Cumhuriyet Halk Partili belediyelerimiz özellikle sosyal belediyeciliği kreş açarak yerine getirmekte. Ama siz ne yapıyorsunuz? Desteklemek yerine kreşleri engelliyorsunuz. Soruyorum: Neden iyi olana büyütmek yerine sürekli onu yok etmeye çalışıyorsunuz? Bir de hayatın en çıplak gerçeği mama fiyatlarından haberiniz var mı? Çocuk bezleri fiyatlarından haberiniz var mı? Bir bebeği büyütmenin maliyetini biliyor musunuz? Bu ülkede annelik artık sadece duygusal değil aynı zamanda zor bir ekonomik mücadeledir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın

NURTEN YONTAR (Devamla) - Değerli milletvekilleri, kadına "doğur" diyorsunuz ama doğurduktan sonra yalnız bırakıyorsunuz, izin veriyorsunuz ama o iznin arkasını doldurmuyorsunuz, hak tanıyorsunuz ama o hakkı yaşanabilir kılmıyorsunuz. Eğer gerçekten güçlü bir aile yapısı istiyorsak kadını koruyan ama aynı zamanda güçlendiren, çocuğu gözeten ama yükü paylaşan, çalışma hayatını destekleyen ama dışlamayan bir anlayışı hayata geçirmek zorundayız diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)