| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 84 |
| Tarih: | 21.04.2026 |
ŞENOL SUNAT (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, bu konunun önemine binaen Eskişehir'den yola çıkan madenciler kilometrelerce yolu dokuz gün yürüyerek Ankara'ya geldiler. Bu insanlar neden yürüdü? Bu insanlar neden açlık grevine başladı? Bu insanlar neden "Açız." diye haykırıyor? Değerli milletvekilleri, bu insanlar ayrıcalık istemiyor, sadece alın terlerinin karşılığını istiyorlar. Aylarca çalışmışlar ama maaş yok; yıllarını vermişler ama tazminat yok; yeraltına kefenle inmişler ama güvence yok. "Bu ülkede işçi çalışır da maaşını neden alamaz?" diye yüce Meclis olarak sormamız gerekiyor. Ya, devlet buna nasıl seyirci kalır? Bu holdingler, şirketler korunurken işçi neden korunmaz? Bakınız, bu insanlar sadece maaşlarını zamanında istiyorlar, iş güvenliği istiyorlar, sendikal hak istiyorlar ama ne görüyorlar? Polis ablukası, itilip kakılma ve sonuçta, gözaltı. 110 işçi hâlen gözaltında; sabah gözaltına alındılar. Bu insanlar suçlu mu yoksa tek suçları haklarını istemek mi? Enerji Bakanlığına soruyorum: Aylarca maaş alamayan işçiye kapılarınızı neden kapatıyorsunuz? Sonra polis ablukasına almak hangi devlet anlayışıdır? Enerji Bakanlığı bu tablo karşısında neden susuyor? Bu sorun bir günün değil, on yılın sorunuysa neden çözülemedi? Değerli milletvekilleri, bu mesele bir maden meselesi değildir. Bu mesele Türkiye'de emeğin ne kadar değersizleştirildiğinin göstergesidir. Buradan açık çağrı yapıyorum, bu insanların hakkını derhâl verin, bu sorunu masada çözün, işçinin onurunu yere düşürmeyin çünkü unutmayın, madenci yerin altına inerken canını ortaya koyar ama bugün Ankara'da hakkı için hayatını ortaya koyuyor ve tablo bu ülke için utanç verici.
Değerli milletvekilleri, bugün burada bir yürüyüşü değil aslında, bir çaresizliği, bir isyanı konuşuyoruz. Eskişehir'in Mihalıcçık ilçesinden yola çıkan Doruk Madencilik işçileri kilometrelerce yolu yürüyerek geldiler Ankara'ya ve en acısı bu sorun yeni değil, bu sorun yıllardır devam eden sistematik bir sorun. Doruk Madencilik Anonim Şirketi tarafından üretilen kömürün başlıca alıcısı Mihalıcçıkta bulunan Yunus Emre Termik Santrali'dir. Her iki işletmede Yıldızlar SSS Holding bünyesindedir. Bu Yıldızlar Holding ise Türkiye'de birçok maden ve enerji işletmesine sahip büyük bir tekelleşmiş holdingdir ve işçilerine ücret, kıdem, ihbar tazminatlarının ödememesi, işçileri ücretsiz izne çıkarmasıyla da meşhurdur.
Değerli milletvekilleri, bu işçiler sadece bir patrona karşı yürümüyor, bu işçiler TMSF'yi ve en önemlisi Enerji Bakanlığını bu konuda sorumlu tutuyor çünkü bu maden kamu kaynaklarıyla büyümüş, devletin denetiminde olması gereken stratejik bir enerji alanıdır. Bu ülkede enerji üretimi yapılacak bir maden sahasında işçi aylarca maaş neden alamaz? Sormalıyız: Devletin gözü önünde bu nasıl olur? Bakanlık bu sürecin neresindedir? Bakın, bu insanlar Ankara'ya geldi, Enerji Bakanıyla görüşmek istedi ama ne oldu? Kapılar kapatıldı, görüşme yok, sonra gözaltı. Ya, Enerji Bakanı bu insanlarla neden görüşmüyor? Sayın milletvekilleri, bu yürüyüş bir protesto değil bu yürüyüş "Devlet nerede?" yürüyüşüdür. Bakın, özelleştirmeler yapılmış, madenler özel şirketlere devredilmiş ama denetim yok.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın buyurun.
ŞENOL SUNAT (Devamla) - Sonuç ne? Maaş yok, güvence yok, adalet yok. Bir madenci ne diyor biliyor musunuz? "Çocuğuma gözlük alamıyorum." Şimdi soruyorum: Yer altından kömür çıkaran adam yer üstünde çocuğuna gözlük alamıyorsa bu ülkenin hangi ekonomik modelinden bahsedebiliriz? Bu insanlar günlerce yürüyerek kapınıza geldi ama duymuyorsunuz, görmüyorsunuz, konuşmuyorsunuz.
Şimdi, buradan açıkça söylüyorum: Bu sessizlik, tarafsızlık değildir; bu sessizlik, sorumluluktan kaçıştır. Devlet güçlüden yana değil haklıdan yana olmalıdır diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)