| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 84 |
| Tarih: | 21.04.2026 |
NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanunun 17'nci maddesi Çocuk Koruma Kanunu'na ek bir madde getiriyor. Maddede cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki, uyuşturucu suçları, müstehcenlik, fuhuş, insan ticareti ve kasten öldürme suçlarından kesinleşmiş mahkûmiyeti bulunanlar -çocukların yoğun bulunduğu alanlar da tek tek sıralanarak- çalıştırılamaz, görev alamaz, demiş. İlk başta çok olumlu bir tedbir olarak ele alınıyor ancak burada çok temel bir eksiklik var, o da çocuklarla ilgili alınacak tedbirin, önleyici ve koruyucu tedbirin suçla ilgili şüphenin soruşturmanın başladığı andan itibaren değil yargılamanın en son aşamasından sonrasına bırakılmış olması. Oysa söz konusu tedbirler yıllar sonra işletilecek bir işletme yasağı ya da idari para cezası mekanizmasıyla söz konusu olmaz, olmamalı; daha en başından böyle bir önleyici mekanizma kurulmalı, risk ortaya çıktığı andan itibaren fail ile çocuk aynı ortamda bırakılmamalı. Çocuğun güvenliğini, çocuğun korumasını mahkeme dosyasının son safhasına havale eden bir düzenleme ne çocuğun üstün yararından ne de çocuk korumasından bahsedemez. Üstelik bu düzenleme iktidarın birçok siyasi baskıda, siyasi müdahalede masumiyet karinesini yok sayarken böylesi suçlarda masumiyet karinesiyle ilgili büyük bir özen ve titizlik hatırladığını göstermesi açısından düşündürücü. Yerine kayyum atadığınız belediye başkanlarına yapılan yargılamalarla ilgili bekliyor musunuz? Beklemiyorsunuz. Görevden uzaklaştırma kararı verirken bekliyor musunuz? Beklemiyorsunuz. Tutuklama kararı verirken bekliyor musunuz? Onda da beklemiyorsunuz; iddia yeter, gizli tanık varsa yeter, bir iki delil yakala, yapıştır, kopyala tutuklamayı, soruşturmayı başlat. Mahkemede beraat ettiğinde bile -ki örnekleri bizde var- bunlarda bile masumiyet karinesini yok sayarak göreve iade etmiyorsunuz ama en çok korunması gereken -özellikle bu son saldırı da hepimizin dilinden düşmeyen çocuklarla ilgili- çocukların güvenliği -önleyici, koruyucu tedbir- söz konusu olduğunda "Kesinleşmiş mahkûmiyet kararına kadar bekleyelim." diyorsunuz. Çocuklar için gecikmiş tedbir ve korumanın hesabını, kitabını hiçbir şekilde yapmıyorsunuz. Bu mesele sadece -bir çelişki- gözden kaçırılmış temel hukuk ilkeleriyle açıklanamaz, ülkeyi yönetme biçiminizin yaratmış olduğu bir tablonun göstergesi olarak görüyoruz.
Hayatın içinden örnekler vererek biraz anlatmaya çalışalım. İstanbul Bahçelievler'de Diyanete bağlı Kur'an kursunda 17 çocuk pedagog eşliğinde ifade verdi. Çocuklar kurs yönetiminin yaşananlara rağmen herhangi bir müdahale etmediğini söyledi, bu ifadelere rağmen o çocuklar ile o eğitmenler aynı ortamda bulunmaya devam etti. Yine, daha yeni, Balıkesir Edremit'te MESEM kapsamında bir fırına gönderilen 15 yaşındaki çocuk işveren tarafından istismara uğradı; şikâyet var, iddia var, soruşturma var, delil var ama etkili bir önleme yok; aynı fırına yine çocukları, stajyerleri göndermeye devam ettiniz. Yani meseleniz sadece yıllar sonra verilecek bir mahkûmiyet kararının uygulanması değil, o iş yerine o çocuğun neden hâlâ gönderilmeye devam ettiğinin, ilgili Kur'an kursu ya da benzer yerlerde fail ile çocukların ne şekilde koruyucu önlemler alınmadan bir arada tutulduğunun bir örneği. Bunun en önemli örneklerinden bir tanesi seçim bölgem Şırnak'ta. Burak Ercan dosyasını burada çokça anlattım, aynı gerçek bir kez daha ortaya çıkıyor. 2019'da hakkında okul idaresine yazılı şikâyet var, ayrı ayrı 38 öğrencinin cinsel taciz iddiası var. Soruşturma geciktirildi, idari soruşturma bekletildi, tedbir alınmadı, adalet geciktirildi; en sonunda 2024 yılından sonra verilen HAGB ve uzaklaştırma kararının hiçbir anlamı, mahiyeti kalmadı. Demek ki sorun mahkûmiyet değil, aslında ilk alarm verdiği andan itibaren çocukları koruyabilecek kurumsal refleksin olmaması, kurumsal sessizlik, cezasızlığın yıllara yayılacak bir şekilde sistematik hâle gelmiş olması. Alanya Sugözü Erkek Öğrenci Yurdu'nda hakeza 10 çocuğun istismarı, Ordu Fatsa'da bir yurtta çocuğu istismara uğratan faillerin aynı yurtta hâlen gece nöbetçi öğretmen olarak kalması ve bunun iyi hâl indirimi olarak verilmesi, Mersin Erdemli'deki fuhşa zorlandığı iddiası ve ses kaydına rağmen öğretmenlerle, velilerin, öğrencilerin bir araya getirilmesi, gözaltından bile imtina etmesi. Yani tüm bunların hepsinin ortaya çıkardığı bir gerçek var ki kesinleşmeden bekletilen her durum çocukları tedbirin önleyici değil tam tersine suçun ortamına itmekte.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.
NEVROZ UYSAL ASLAN (Devamla) - Tüm bunlar toplumsal hafızada bir yıkım, fail için küçülen bir sorumluluk, hafifleyen yaptırımlar ve sonu gelmeyen büyük bir cezasızlık ortamı oluşturuyor. O nedenle, faili cesaretlendirecek meseleler değil, gerçekten ihtiyaç, çözüm, derin, yapısal, kolektif, önleyici bir sistem yaratılmasıdır. Çocuklarla ilgili her alanda yapılacak alımlarda liyakat sistemi esas alınmalı, pedagojik yeterlilik sorgulanmalı, çocuk hakları süreklileştirilmiş bir çocuk koruma eğitimi zorunlu hâle getirilmesi, yurt, kurs, bakım kurumu, okul, staj alanlarının tamamının bağımsız denetime açılması, kurumsal ihmal hâlinde bile cezasızlığın üstünü örtmeyecek şekilde bir mekanizmanın yaratılması. Çocuklar için güvenli ortam yaratmak istiyorsak hükmün kesinleşmesini değil, dar anlayışlardan, mekanizmalardan değil, ilk andan itibaren harekete geçebilecek kurumsal denetimin yaratılacağı bir sistem mutlaka oluşturulmalıdır diyoruz. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)