GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:84
Tarih:21.04.2026

İZZET AKBULUT (Burdur) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum.

Yine bir torba kanunla karşı karşıyayız. Yine birbiriyle alakası olmayan, yine birbirinden bağımsız, farklı günlerde konuşulması gereken birçok maddeyi içeren bir torba kanunla, kimilerine göre çorba kanunla karşı karşıyayız. Kadın işçiye verilen doğum süresinin iki haftadan artırılmasını da bu kanunda görüyoruz, erkek işçilere verilen doğum izninin artırılmasını da bu kanunda görüyoruz, hiç alakasız bir şekilde 15 yaşını doldurmamış çocukların sosyal ağlara üye olmalarının yasaklanmasını da yine bu kanunda görüyoruz. Hâlbuki vatandaşlarımız, yurttaşlarımız bizlerden çok daha önemli konuları görüşmemizi, çok daha önemli kanunları görüşmemizi bekliyorlar ama bizler... Tabii ki içerisinde olumlu gördüklerimiz de var, olumsuz gördüklerimiz de var, olumlu gördüklerimizin ve olumsuz görüntülerimizin ayrı ayrı oylanmasına imkân verilmeyen bir torba kanun düzenlemesiyle karşı karşıyayız. 16'ncı maddede ne diyor? Babaya, erkek işçilere verilen doğum izni on güne çıkarılıyor. Tabii, doğum bekleyen birçok yurttaşımız için önemli ama en azından otuz gün olması gerektiğini düşünüyoruz. Yine, kadınlarla alakalı, özellikle, doğum yapmalarını istiyoruz ama işe gidişlerinde ya da doğumdan sonra işe devam etmeleriyle alakalı bir garantiyi ne yazık ki kendilerine veremiyoruz.

Yine, bu ülkede sosyal devlet anlayışının olması gerektiğini düşünen bir siyasi partiyiz. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bilgi edinebilmeyle alakalı birçok yetkiler veriliyor ama güzide bir kurumumuz, Osmanlı'dan bu yana gelen güzide bir kurumumuz Darülacezeye katma değer vergisi imtiyazlarıyla, kurumlar vergisi matrahından indirme imtiyazlarıyla yarın bir gün bir Deniz Feneri gibi bir olayla karşılaşma riskini de getiriyor. Bunu muhakkak iyi tahlil etmemiz gerekiyor. Bu ülkede yoksulluğu kontrol mü etmek istiyoruz, bu ülkede yoksulluğu bitirmek mi istiyoruz? Buna baktığımız zaman, bu ülkede yoksulluğu ısrarla kontrol etmek istenildiği görülüyor. Yoksulluğu bitirmek istenirse bugün başta -bakın, bir haftadır ülkemizde çok büyük acı olaylar yaşandı- eğitimi yeni baştan ele almamız gerekir, eğitimi daha nitelikli hâle getirmemiz gerekir. Bakın, eğer yoksulluğu yönetmeyi değil bitirmeyi istiyorsak bu ülkede yetişen, bu ülkede üretilen hiçbir ürünün ithalatına geçit vermememiz gerekir, tarım-hayvancılığı tekrar tercih edilebilen bir sektör hâline getirebilmek gerekir. (CHP sıralarından alkışlar) Bugün çiftçileri, üreticileri bir doktordan, bir hâkimden, bir savcıdan, bir öğretmenden daha fazla para getirebilir, para kazanılabilir bir konuma getirmemiz gerekir. Bunları niye söylüyorum? Eğer bunu başarabilsek, bunu gerçekleştirebilirsek bu ülkede yoksulluğu tarihe gömeriz. Bakın, bu ülkede üretim sadece çiftçilerden değil. Sanayiyi geliştirebilirsek, dünyaya açılabilen birçok pazarla sanayimizi güçlendirebilirsek bugün bu görüştüğümüz torba kanundaki maddelerin birçoğu boşa çıkacak. Çünkü neden? Ülkedeki yoksul sayısı çok aza düşecek.

Kıymetli milletvekilleri, ülkenin geldiği hâle bakın. Bir yoksulluk sınırı açıklıyorlar, 106.817 TL; açlık sınırı açıklanıyor, 32.793 TL. Kıymetli milletvekilleri, Türkiye'de sosyal yardım alan kişi sayısı 2025-26 döneminde yaklaşık 20 milyona çıkıyor yani ülke nüfusumuzun dörtte 1'i, 4,5 milyon hane düzenli veya dönemsel sosyal yardım kapsamına alınıyor. 541.599 kişi evde bakım desteği alıyor. Bunlar övünülecek durumlar, bunlar övünülecek rakamlar değil. Bizlerin, ne yapıp ne edip bu Türkiye'yi şaha kaldırmamız gerekiyor. Üretimi şaha kaldırmamız gerekiyor; yoksulluğu yönetebilen değil, yoksulluğu yok edebilen bir anlayışı getirmemiz gerekiyor diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)